• $7,3934
  • €9,0059
  • 441.437
  • 1542.45
20 Ekim 2011 Perşembe

Küresel 'mutsuz kitleler'

Küreselleşmenin, insan ve toplumda yarattığı ölçüsüz tahribatın, 'protestoların küreselleşmesi' olarak tezahür ettiği tarihleri tecrübe ediyoruz.
 İnsanı 'değersizleştiren' ekonomik sistemle PR'cı demokrasi imajına yaslanan 'küreselleşmenin' vardığı yerde, karşımızda 'toplumların krizi' duruyor.
Ve gözden düşmüş siyasi kurumların ve etkinliği kalmamış siyasetin yerini kamusal alana çıkmış 'mutsuz kitleler' doldurmaya çalışıyor.
15 Ekim'de dünyanın 1.100 küsur şehrindeki protestolarda piyasaların devlet ve toplum üzerindeki despotik baskısına milyonlarca insan artık 'yeter' dedi.
'Post-endüstriyel çağ' yalanına sığdırılan küresel yoksulluk bir yandan da tarihin en derin medeniyet travmasını işaret ediyor.
Demokrasi, adalet, parlamenter sistem ve medyanın piyasalara tabi araçlar haline geldiğinden artık emin protestocu kalabalıkların itirazı 'nasıl paranın gücü insanı bu kadar değersizleştirilir' oluyor.
Bir ay önce Wall Street merkezli başlayan eylemler küresel ölçekte yayılıp yerleşirken iPod 4S kuyruğunda saatlerce bekleyip haz nesnesine erişince sevinçten ağlayan, düşüp bayılan Amerikalıların görüntüleri de ekranlara düşüyor.
Nesnelerin insanlara boyun eğdirip milyonlarca insana aynı hayali kurdurup aynı fanteziyle oyaladığı pagan dünyamızda bu eylemlerin de 'tüketilip' yozlaştırılması ihtimal dahilinde.
Kep, cup, tişört üçlemesinde 'metalaştırılıp' eve yorgun dönülen bir festivale dönüştürülmesi de...
Tarihin trajik akışında böylesi kitlesel başkaldırılarının önündeki en büyük engel olarak da yine bu toplumsal hareketliliğin çürütülerek kendisine 'yabancılaşması' duruyor.
Yani tarihi değiştirme iddiası, çoğu kez nefesi ve rüştünün yetmemesiyle tarihin nesnesi olmakla biten serüvene dönüşebiliyor.   
Ve son tahlilde de kapitalist hegemonyanın kendisini daha da pekiştirmesine hizmeti söz konusu...
Tıpkı bu yılın başında patlayan Arap halk 'özgürlük' kalkışmasının Libya'da, Mısır'da ve Tunus'taki akıbetleri gibi 'emperyal sisteme' altın tepsi içinde ikram edilmek de mümkün oluyor.        
Fakat bu defa Batılı toplumlar kendilerine 2008 yılında 'ekonomik kriz' diye pazarlanan sürecin aslında kapitalizmin müessesliğine yeni kaynak aktarımı olduğunu kavramış görünüyorlar.
Ve kamulaştırılan banka borçları, gasp edilen sosyal haklar, işlemez hale gelen devlet bütçeleri gibi sözde alınan bütün 'kriz tedbirlerinin' kriz sonrasındaki dönemde bile bir avuç vampir piyasa egemenini misliyle zenginleştirdiğine şahitler.
Göçenin, yıkılanın ne finans sektörü ne de kapitalist sistem olduğunu; işin gerçeğinin kendi içlerinde yaşadıkları toplumsal modelin başlarına yıkıldığını anladılar.
Ve önümüzdeki on yıllar boyunca mevcut siyasi düzenin onlara zırnık bile vermeyeceğinin epeyce farkındalar...
Ve parada cisimleşen 'rasyonelliğin' önündeki yegane 'tehdit' olduklarını da...

<p>Başkan Recep Tayyip Erdoğan, cuma namazı çıkışı basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Erdoğan

Kafe ve restoranlar ne zaman açılacak? Başkan Erdoğan açıkladı!

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

İğneada'da 250 tekne hamsi peşinde! Kasalar dolusu hamsiyle dönüyorlar

Amasya'da mamutlara ait olduğu değerlendirilen fosiller bulundu