• $7,4148
  • €9,0253
  • 439.304
  • 1534.21
18 Ekim 2011 Salı

Parası peşin adalet!

Adliye binalarının nedense 'saraylaştırılarak' adliye sarayı diye çağrıldığı ülkemizde
Avrupa'nın en modern en büyük adliye binalarına(!) 'adalete başvurmak' için girecek vatandaşların artık belli bir gelir seviyesinin üstünde olması gerekiyor.
Pahalı ve modernize adliye saraylarında devletin vatandaşına vermekle yükümlü olduğu temel kamusal hizmet 'adalet de' peşin paralı hale geldi...   
Toplumun yüzde 70'inin yoksulluk, yüzde 20'sinin açlık sınırında yaşadığı Türkiye'de 'hak arayışı' gerekçesiyle sadece dava açma masrafı en az bir 'asgari ücret' bedeline yükseldi.
1 Ekim'de yürürlüğe giren Yeni Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre davacı vatandaş, hukuk ve aile mahkemelerindeki tüm masrafları 'peşin' yatırmazsa dava açamayacak.
Yeni düzenlemeye göre davacı öncelikle davadaki tarafların sayısının beş katı kadar tebligat parası, davada tanık sayısı belli olmasa bile en az üç tanık ücretini nakit ödüyor.
Ayrıca bu meblağlara 200 TL keşif harcı, yol gideri 75 TL ve 150-350 TL arasındaki bilirkişi ücreti de eklenerek 'sosyal hukuk devletimizdeki adalet tesis edilecek'...   
Adalete hızlı erişim amacıyla yapılan yasa değişikliğiyle parası olan davacılar için 'adalet süreci' hızlandırılırken yoksul ve dar gelirli kesimlerin 'hak arama özgürlüğü' ketlenmiş olacak.
Yani vatandaşın milyon dolarlık yatırımlarla inşa edilen ultra teknolojik adliye saraylarına girebilmesi için meşin cüzdanında peşin parası olması gerekiyor.
İşvereni tarafından kapının önüne konan taşeron işçiler, kocasından şiddet gören kadınlar, HES karşıtı köylüler, barınma hakları gasp edilen mahalleliler, sendikalı oldu diye topluca işten çıkartılan emekçiler, kadroları ellerinden alınarak sürgüne yollanan kamu personeli gibi türlü türlü hak gasplarının adalet terazisinde tartılması da zorlaşmış olacak. Özellikle iş davalarında 'dava açma süresinin kısalığı' ortadayken kim parayı denkleyip de bu sürece yetişecek.
Böylece toplumun üzerine yerleştirilen 'piyasa metafiziği' paran kadar 'vatandaşlık', paran kadar 'eğitim', paran kadar 'sağlık, paran kadar 'hakkın' vardır, bedelini ödeyemediğin 'hakkın' değildir mantığı, en son; paran kadar 'adalete' razı olmalısın diyor.
Anayasamıza göre herkesin tam bir eşitlikle bağımsız bir yargı mercii önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile yargılanma hakkına sahiptir ilkesi de geçersizleşiyor...
Hak ve haksızlığın belirlenmesinde 'piyasalar' nasıl anayasanın önüne geçerek gelir ve hak dağılımında eşitsizlik yarattıysa şimdi de adaletin işleyişine ve dağıtımına müdahale etmiş oluyor...    
Dağda, vadide, derede, üniversite kapısında, sokakta, fabrika önünde bütün hak arayışlarının önünü kesen güvenlik devleti' hak aramanın' önüne kolluk kuvvetlerini koyarken diğer yandan mahkemelerde de yoksul vatandaşın karşısına piyasacı devlet veçhesiyle çıkıp vezneyi gösteriyor...     
Ve emeğiyle geçinen yoksul insanların anayasal hakları başta ekonomik ve sosyal hakları yargı sistemi bünyesinde bir kez daha 'ticarileşmiş' oluyor.
Kim bilir belki uyanık finans sektörümüz bir de 'dava açma kredisi' 'ürününü' tüketicisine 36 ay vadeyle takdim edebilir...

<div><br></div><p><br></p>

Meteoroloji Hava Tahmin Uzmanı açıkladı... İstanbul'a kar yağacak mı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Brüksel'de NATO Genel Sekreteri ile görüştü

Doğada yaptığı yemeklerle kentleri tanıtıyor