• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
27 Temmuz 2012 Cuma

İslam'ın ortak paydası

İslam, en temelde Tevhid'i yani Allah'ın birliğine imanı esas alan bir dindir. Bu yönüyle İslam, Hz. Adem'den beri bütün peygamberlerin insanlığa sunduğu tek dinin ortak adıdır. Nitekim Kur'an, bütün peygamberlerin insanları Tevhid'e çağırdığını belirtir. İslam, yeni bir din değildir; ancak, vahiy eksenli din geleneğinin son halkasıdır. Bugün yeryüzünde yaşayan insanların yaklaşık bir buçuk milyar kadarı din olarak İslam'ı benimsemişlerdir; yani Müslümandırlar.
TEVHİD, AHİRET VE NÜBÜVVET
Hiç kuşkusuz Tevhid, İslam'ın özünü oluşturur. Ancak, Kur'an, Tevhid'in yanında öldükten sonra dirilmeye (Mead), peygamberlik kurumuna ve Hz. Muhammed'in son peygamber olduğuna inanılmasını da ister. Bu bakımdan temel İslam ortak paydası denildiğinde akla gelecek olan Tevhid, Ahiret ve Nübüvvet inancı olmaktadır. Bir insan kim olursa olsun, nerede olursa olsun, hangi mezhebe, tarikata, cemaate bağlı bulunursa bulunsun, eğer Kur'an'da belirtilen bu temel esaslara inanıyorsa Müslümandır ve İslam dairesi içindedir.
İslam ortak paydasının en temel belirleyici kaynağı elimizde bulunan Kur'an'dır. Bir meselenin iman esası olup olmayacağı, doğrudan Allah tarafından belirlenmektedir. Bu iman esasları ile ilgili bilgi boyutundaki ana çerçeve de yine vahiy tarafından belirlenmiştir. Bu demektir ki, bir insan Müslüman olmaya kendi hür iradesi ile karar vereceği gibi, iman konusundaki kurucu temel bilgiyi de yine Kur'an'dan almak durumundadır. Aynı şekilde ibadetler de doğrudan Kur'an tarafından belirlenmiştir. Hz. Muhammed ne yeni bir iman esası, ne de yeni bir ibadet getirmiştir.
İslam dininin Kur'an'da mevcut olan iman, ibadet ve ahlak alanındaki temel kurucu ilkeleri, Hz. Muhammed'in örnekliği ile, aklın ve vahyin işbirliği sayesinde, Hz. Muhammed'in sağlığında, açık seçik gözler önüne serilmiştir. Artık, ne yeni bir inanç esasından, ne de yeni bir ibadetten söz edilebilir. Hz. Muhammed'le birlikte vahiy kapısı da kapanmış olduğu için, geriye sadece var olan dini anlamak ve yaşamak kalmaktadır. Bu sebepten, Hz. Muhammed'in sağlığında sadece Müslüman insan vardır; herhangi bir mezhep, tarikat, cemaat ya da din anlayışını merkeze alan bir zümreleşme, bir örgütlenme söz konusu değildir.
ÖRNEK ALMAK İÇİN ÖNCELİK BİLGİ
İslam'ın temel ortak paydasının anlaşılması ve hayata geçirilmesi noktasında Hz. Muhammed, sahip olduğu 'yüce ahlak' ile, 'en güzel örnek' olarak İslam'daki yerini almıştır. Kur'an'ın dikkat çektiği 'örnek'lik, sadece gelen vahyin insanlara ulaştırılması noktasında 'yanılmazlık' içeren, onun dışında 'beşer'i yönü açık seçik bilinen bir örnekliktir. Bu bakımdan Sünnet'e uymak, Hz. Peygamber'i taklit etmek değil, onu örnek almaktır. Örnek almak, öncelikle bilgiyi, daha sonra anlamayı gerekli kılar. Bilmediğimiz, anlamadığımız bir peygamberi örnek alamayız.
Hz. Muhammed'in bize ulaşan söz ve fiilleri, yani hadis ve sünnet, bizim için Kur'an'ın kurucu ilkelerinin hayata geçirilmesi noktasında 'örnek' niteliği taşımaktadır. Hz. Muhammed, hayatında hep Kur'an'ı ön planda tutmuştur. Hz. Muhammed'den bize ulaşan bütün bilgiler de, Kur'an'ın ve aklın ışığında değerlendirilmek durumundadır. Çünkü, Kur'an'ın dışındaki bütün bilgiler beşer ürünüdür.
Hz. Peygamber'in vefatını müteakip ortaya çıkan, din” nitelik taşıyan bütün oluşumlar, İslam'ın anlaşılma biçimleridir. Bütünüyle beşer” olan bu tür oluşumların İslam'la özdeşleştirilmesi, hem İslam'ın evrenselliğine, hem de insan gerçeğine aykırı olur. Artık, dinin anlaşılma biçimleri söz konusudur. İnsanlar, içinde bulundukları ortama göre, bilgi birikimlerine göre, Kur'an'ın öngördüğü istikamette İslam'ı anlamaya ve yaşamaya çalışmak durumundadırlar. Beşeri nitelik taşıyan bütün olgu ve oluşumlar, tabiatı gereği, her türlü tahlil ve tenkide açık olacağı için, her ne sebeple olursa olsun, dinin anlaşılma biçimlerinin din gibi mütalaa edilmesi, geleneğin din haline getirilmesi, dinin etkinlik alanının daraltılması anlamına gelecektir. Bu durum, din anlayışının geçmişe göre şekillenmesine yol açacağı için, İslam'ın evreselliği ile bağdaşmayacaktır.
İslam ortak paydası ile ilgili bilinç, farklılıkların zenginlik olarak algılanabilmesinin ön koşuludur. Din alanındaki bölünme, parçalanma, bilmeye değil, bilgisizliğe ve ihtiraslara dayalı olarak ortaya çıkar. Kur'an asırlar öncesinden bizleri şöyle uyarmaktadır: 'Dinlerini parçalayan ve gruplara ayrılanlardan olmayınız. Her grup sahip oldukları ile, kendilerinde olan ile böbürlenmektedir.' (30/32) İslam ortak paydası ile ilgili bilinç, hiç kimseye, hiçbir gruba, kendi görüşlerini İslam'la özdeşleştirme izni vermez.
www.hasanonat.net

<p>Millet ittifakının ortağı İyi Parti'den, HDP'yi sevindirecek bir açıklama geldi. İyi Parti Genel

İyi Parti'den skandal çağrı: Selahattin Demirtaş serbest bırakılmalı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Karıncaların şaşırtan gücü

İşte Galatasaray'ın gündemindeki golcü oyuncular