• $8,5593
  • €10,076
  • 496.289
  • 1351.59
26 Kasım 2013 Salı

Önce de sonra da sorun tasarruf fazlası

Global kriz ve bugün geldiğimiz nokta konusunda ilginç yeni yorumlar gerçekleşmeye başladı. Diğer taraftan da ekonomi denen dalın zayıflıkları konusunda da akademik eleştiriler artmış durumda. Yeni bakış açıları ve yorumlar ise “tasarruf” kelimesinin etrafında oluşturulmakta.

Bugün piyasalarda aslında bir tasarruf fazlası var. Global kriz öncesinde de tasarruf fazlası vardı. O zaman başta Çin olmak üzere Doğu Asya’nın gelişen ülkeleri ve bazı Almanya gibi gelişmiş ülkeler cari denge fazlası vererek dünyaya tasarruf ihraç ediyorlardı. Bu kriz öncesi de geçerli idi, şimdi de geçerli.

Gelişmeleri şöyle özetleyebiliriz. Kriz öncesinde global tasarruf fazlasını büyük çapta ABD kullanmakta idi ama verimli yatırımlar için değil. Tasarruf ve kredi bolluğu olmasına rağmen ABD’de sabit sermaye yatırımı GSYİH oranı olarak sürekli nominal azalma yaşıyordu. Şirketler de kredi kullanmayıp kendi yatırımlarını kendi iç fonlarıyla finanse ediyordu. Bu durumda ABD’ye giren tasarrufun karşılığı kamu borçlanması ve hane halkı borçlanması olmakta idi. Bu arada ABD’de gelirin dağılımının hane halkı aleyhine gelişmesi hane halkının net borçlanmasını da zor duruma getirmekte idi. Bu durumda hane halkı tasarrufları artmalı idi ama artmıyordu. Tabii zengin hane halkaları daha fazla tasarruf yapmakta idi, ama ancak düşük gelirli kesim ise harcama yapmaya teşvik edilirse ve bu nedenle harcamak için borçlanmaya başlarsa tasarruf fazlası ortadan kalkabilirdi. Garibanlar krediyle harcamaya itildiler, bu da sonunda 2007-2008 finansal krizini doğurdu.

YÜKSEK ENFLASYON ÇÖZÜM MÜ?

Özetle, dünya ekonomisi düşük faizlerde bile şirketlerin kullanmak istediğinden çok daha fazla tasarruf yaratmakta idi. Bu sadece ABD değil birçok gelişmiş ekonomide de geçerli bir durum idi. Sorun tasarruf fazlasının nasıl yok edileceğiydi?
Kriz bu durumu daha da kötüye çevirdi. Tasarruf fazlasını azaltmanın bir yolu, negatif faiz hadleridir. Bu nedenle bazı ekonomistler enflasyonun yükseltilmesini bir çözüm olarak görmekteler. Bir diğer yaklaşım ise şirket yatırımlarının önündeki en büyük engel olan “yöneticilere aşırı bonus” kültürünü ortadan kaldırmaktır. Çünkü bu kültür yöneticilerin hisse senedi fiyatlarını manipüle etmesine yol açmaktadır. Yöneticiler yatırım yapmak yerine şirketin kendi hisselerini satın almasına yönlenmekte idiler. Tabii bir yol da aşırı tasarrufun kamu harcama ve yatırımları tarafından emilmesi olabilirdi. Veya sermaye hareketlerini dış âlemdeki garibanlara, yani gelişen ülkelere göndermek çözüm olabilirdi. Çünkü bu ülkeler en çok yatırım olanağı olan ülkelerdi.

‘KRİZ SÜRECEK’ DİYENLER ARTIYOR

Tabii bugün kriz tahribatı sonrası, gelişmiş ülkelerin tasarruf fazlasını yatırımla emmeleri mümkün değil. Bu ülkelerde nüfus yaşlanıyor ve yaşlı. Ücretler de yüksek. Bu ekonomiler finans ve bankacılık kesimi sorunları nedeniyle de zor durumda. Bu nedenle kriz daha uzun süre bizlerle olacak diye düşünenlerin sayısı çok artmaya başladı.
Çözüm? Çözüm galiba kemer sıkmak değil, özel sektör ve kamu sektörünü verimli yatırımlara kanalize ederek tasarruf fazlasını eritmek. Almanlar bunu sevmeyecekler ama Avrupa’da yapılması gereken de bu!

<p>'Bir takım kuruluşlar Türkiye'deki medya kuruluşlarını  fonluyorsa bunun bir bedeli var. Bu kurul

Emin Pazarcı: Dijital vatan tehdit altında

2020 Tokyo Olimpiyatları görkemli törenle açıldı

Bayraktar TB3, TCG Anadolu'da birlikte görev yapacak

Metabolizmayı hızlandıran besinler nelerdir?