• $9,5427
  • €11,0694
  • 552.784
  • 1518.69
20 Aralık 2010 Pazartesi

Caridengekolikler anlamıyor ülkeyi de şirket zannediyor

Perşembe gece yarısı yeni politika döneminin faiz indirimini açıklayan MB cuma sabahı da yeni  kanuni karşılık düzenlemesini duyurdu. Peki karşılıklar neden artırılıyor? Merkez Bankası faizleri indirirken, karşılıkları arttıran politika miksi ile 'iki taşla iki kuş' vurmaya çalışıyor

Bankacılık sektöründe genel olarak borçların vadesinin, varlıkların vadesinden daha kısa olması, sektörü likidite ve faiz riskine maruz bırakarak bankacılık sisteminin şoklara karşı hassasiyetini artırmakta. Bu nedenle de  yüzde 6 olan Türk lirası zorunlu karşılık oranı, mevduatların vade yapısına göre değiştirilmekte ve farklılaştırılmakta. Yani yapısal bir değişim girişimi ortada. Bu değişim de risk azaltıcı bir faktör olacak.
Bugün karşılık karanamesinin açıklanan içeriğine bakacağız.

HEDEF VADEYİ UZATMAK
Kanuni karşılık değişikliğiyle bankacılık sisteminde kaynakların vadesinin uzatılması yoluyla vade uyumsuzluğunun azalmasına, dolayısıyla finansal istikrara katkı sağlanacağı düşünülüyor. Uygulamanın etkinliğini sağlamak için, vadesiz mevduat faiz oranının yıllık yüzde 0,25'i geçemeyeceğine dair de bir düzenleme yapılmış.
Ayrıca, bankaların MB ve diğer  bankalarla gerçekleştirdikleri repo işlemlerinden sağlanan fonlar dışında kalan, yurt içi ve yurt dışı tüm repo işlemlerinden sağladıkları fonlar da zorunlu karşılığa tabi tutularak zorunlu karşılık tabanı genişletiliyor. Ayrıca, önümüzdeki yıl içinde Türk lirası cinsi mevduat dışı yükümlülüklerden uygun görülenlerin vadelerinin uzamasını teşvik etmek amacıyla ayrı bir çalışma yapılmakta.
Döviz tevdiat hesaplarının ve diğer yabancı para yükümlülüklerin de vadelerinin uzamasını teşvik etmek amacıyla yabancı para yükümlülükler için uygulanan zorunlu karşılık oranının önümüzdeki dönemde vade dilimlerine göre farklılaştırılması da söz konusu olabilecek.
Şimdi ikili politikanın olası senaryolarına bakalım. 2010 yılı nisan ayında üretim ve istihdamın yavaş geliştiği ortamda faiz indirimi ve karşılık oranları her ikisi birden düşürülmüştü. Enflasyonun ve kredi genişlemesinin risk yaratacağı ortamda ise çıkış stratejisi olarak faiz ve karşılıklar eski düzeyine arttırılacaktı.
Bu arada  şartlar değişti ABD, İngiltere, Avrupa Merkez bankalarının aşırı parasal genişleme yaratması ülkemize dış sermaye akımlarının artmasını ve ülke içinde kredi genişlemesini getirdi. İç talep güçlü ama, dış talep daha zayıftı  ve bu da büyümeyi ve isitihdam artışını sınırlar hale geldi. Ülkemizde dünyada emtea fiyatları artan bir ortamda bile talep şartları nedeni ile enflasyonun düşmesi gündeme geldiğinden, faizlerin indirilmesi, ama yurt içi aşırı  kredi kullanımı ve ithalat genişlemesini sınırlamak için (yani cari açık ve sermaye hareketine karşı ) faiz dışı politika araçlarının kullanımı ile de sıkılaştırma sağlanması gündeme geliyor.

Kaç hedef varsa o kadar araç olacak
MERKEZ Bankası faizleri indirirken, karşılıkları arttıran politika miksi ile 'iki taşla iki kuş' vurmaya çalışıyor. Bizim Devlet Planlama Teşkilatı kurulurken yardım etmiş olan ünlü Hollandalı Nobel ödüllü Tinbergen üstad der ki, kaç tane hedefin varsa o kadar enstrumanın olacak. İki hedef var ve bu nedenle iki ayrı yaklaşımdan oluşan bir politika miksi uygulanıyor. Eğer gelişmiş ülkelerde, yani dış alemde daha da yavaşlama ve enflasyon ortaya çıkarsa, ve dışarıda  alınan tedbirler durumu değiştiremezse de, 2011 yılı sonuna doğru  gündeme gelebilecek gibi gözüken yeniden parasal sıkıştırmanın, daha ileriye ötelenmesi bile gerekebilecek. Vatandaşın (ve ekonomi yorumcularının da) anlaması gereken  Merkez Bankasının kanun gereği hem  fiyat istikrarından (enflasyon hedeflemesi bunu sağlıyor) hem de finansal istikrardan (karşılıklar da bunu sağlıyor) sorumlu olduğudur.

Fiyat istikrarı ve finansal istikrar hedefi
MERKEZ Bankası'nın düzenlemeleriyle ikili bir para politikası hedefleniyor. Bunlar;
TOPLUMU olası iç ve dış risklerden korumak için, borçlanma yoluna gitmemek, Tüm borçlanmaları uzun vadeye yöneltmek. BORÇLANILACAKSA da Türk lirası olmasını tercih etmek, risk önetimine önem vererek ekonominin  iç ve dış şoklara karşı dayanıklılığını önemli ölçüde arttırmak olduğudur.  İkili politikanın birinci bacağı fiyat istikrarı (yani enflasyon hedeflemesi tarafı) ikinci bacağı ise finansal istikrar (yani finansal yapıda risk azaltan değişiklik). Finansal istikrar için eldeki temel silahlar faiz dışı silahlar, yani örneğin karşılık düzenlemeleri ve diğer önlemler.

Kur politikasında açık müdahale  mümkün değil
ŞU anda kur politikasında açık müdahale mümkün değildir, çünkü hem tüm toplumu fakirleştirir, hem ihracatı minimal etkiler, hem de dış ticarete konu olmayan malların ve hizmetlerin iç üretimini (maliyetler üzerinden) baltalar.' Caridengekolikler'ekonomi politikalarını anlamıyorlar, ülkeyi de şirket zannediyor.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Beyaz Saray Sözcüsü Psaki, düzenlediği  basın toplantısında, gün

ABD'den 'müttefiklik' vurgusu

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Şuşa'da ezan okudu

Türkiye'ye has uçak! Motoru dursa bile uçuyor

Çorum'da anne ile kızı aynı üniversitede eğitim görüyor