• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
15 Aralık 2010 Çarşamba

Para politikasında tuhaf sonuçlar

Gene kafamızı kuma gömdük ve büyüme sayılarının ilanından beri ülke içiyle ilgiliyiz. Ama bu arada dünyada ilginç şeyler olmakta. Biz bugün gene dünyaya döneceğiz.
Örneğin Avrupa Merkez Bankası, 1 Aralık tarihinde bono piyasasında alım yapmaya başlayacağını ilan etmiş ve piyasa hemen AMB'nin büyük boyutta alım yapacağı varsayımına abone olmuş ve faizler de hızla düşmüş, Avrupa piyasası da iyimserliğe dönmüştü.

Ama şimdi açıklanan verilere bakıldığında yeni politika yaklaşımının ilk haftası olan 1-8 Aralık tarihleri arasında AMB, sadece 2.7  milyar euroluk  bono alımı yapmış, bono piyasası rahatlamış ve  faizler gerilemişti. Halbuki geçmişte mesela 2010 Mayıs ve Haziran aylarında haftada 10 milyar euroluk alışverişler bile piyasayı pek ikna edememişti.

Tersine ABD Merkez Bankası, uzun vadeli faizleri düşürmek ve böylece ekonomiyi daha da büyütmek için 600 milyar dolarlık bono alım programını Kasım 3 tarihinde devreye sokmuş. Ama ortalıktaki para miktarı artınca da beklenenin tersine ABD'deki on yıllık yani uzun vadeli faiz yüzde 2.62 düzeyinden yüzde 3.3 düzeyine yükselmiş bulunuyor.
Bu da ekonomiyi biraz frenlese de doların değer kazanmasına yol açıyor.
Ba arada Almanya'da siyasetçilerin konuşmaları siyasi sorun ve belirsizlik yaratmaya devam etmekte. Geçtiğimiz haftanın son gününde Almanya'nın ortanın sağı koalisyonunun liderlerinden Wolfgang Schauble, Wall Street Journal'e verdiği bir demeçte, Almanya'nın ilk önce şu andaki durum ve düzen içinde Avrupa'nın sorunlarını aşmaya çalışacağını, anacak sorunlar çözülmezse AB ülkelerinin daha derin bir mali yapıya (yani ABD gibi merkezi federalizme)  dönme yönünde hazırlık yapmalarını tavsiye ediyordu. Yani daha açık bir ifadeyle sorunlar çözülemezse 16 ülkelik Euro Tek Para sistemi üyelerinin açısından, A. Birliği'nin maliye politikası entegrasyonunun gerekeceğini ifade ediyordu. Tabii birçok hükümet üyesi siyasetçi ve sivil toplum liderlerinin entegrasyon ve federalizm konusunda negatif düşüncelere sahip olduğu da biliniyor. Yani Avrupa sorunlu.

Diğer taraftan Wall Street Journal tarafından 3-8 Aralık arasında yapılan son aylık  ankette 55 iktisatçı geçen ay 2.4 civarında olacağını düşündükleri ABD reel büyümesini biraz yükselterek yüzde 2.6 düzeyine çıkardıkları gibi 2011 reel büyümesini yüzde 3 düzeyine yükseltirken, aynı araştırmacılar ABD'de bir ikinci dip olması olasılığını da sadece yüzde 15 düzeyinde değerlendirerek iyice iyimserleşiyorlardı. Düşünülenden daha iyi gelen dış ticaret, perakende, imalat sanayii ve veriler de ABD'nin büyüme tahminlerinin iyileşmesinde ve doların değer kazanmasında rol oynuyor. Yani Avrupa'nın tersine krizi çıkartan ABD daha iyi durumda ve daha çabuk toparlandı. Diğer taraftan da yeni açıklanan OECD öncü göstergeleri de OECD üyesi 30 ülkenin birleşik endeksinin eylül ayındaki 102.5 değerinden 102.6 değerine yükseldiğini, 100 üzerinde değerler de zaten büyüme anlamına geliyor.

OECD'nin yedi büyük ekonomisi Fransa, Kanada, Japonya, Almanya ve İtalya geçen aya göre 102.6 değerinden 102.7 değerine bir artış sergilerken, Almanya ve Fransa ikisi bir arada  pozitif değişim gösterirken de Brezilya, Rusya ve de Japonya'da birleşik endeksin düşüş sergilediği de açıklandı.

Doğu Avrupa'ya dönülürse uluslararası medya Macaristan'da Merkez Bankası Başkanı'nın, ülkesinin riskli olduğunu ve faizlerin yükselebileceğini belirttiğini (hükümete ters bir ifade demek)  gündeme taşırken, Türkiye'nin ise perşembe günü Para Politikası Komitesi'nin toplantısında olası faiz indirimi medyaya aksetmiş bulunuyor.

<p class='MsoNormal'>Fatih'te arıza yapan İETT otobüsü, vatandaşlar tarafından  yaklaşık 300 metre i

İETT otobüsü arızalanınca 300 metre itildi

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!