• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
27 Ekim 2011 Perşembe

Depremler bize nasıl insanlar olduğumuzu gösterebilir mi?

Depremi, verdiği acıları biraz aralayarak, insanı anlamak için bir olanak olarak görebilir miyiz?  İnsan yerkabuğu üzerinde yaşayan bir varlıktır. Ayaklarını bir zemine basmak zorunda olan, bastığı zeminin de sağlam olduğunu düşünen bir varlıktır. Bir adım attığımda, biraz sonra atacağım adımımın sağlam bir yere basmayacağını düşünürsem, yürüyemez olurum, hareket edemez olurum. Bastığım, yaşadığım yerin ummadığım bir zamanda sık sık ayaklarımın altından kayacağını düşünürsem, o zaman bu gezegendeki yaşam benim için cehenneme döner.
 İnsan alışkanlıklarla yaşayan bir varlıktır. Hayatımız beklediğimiz çizgide gidiyorsa, hep öyle gideceğini düşünerek yaşarız. Böyle bir yaşam bize insanı, doğayı ve hayatı anlayışımızda, büyük bir engel oluşturur, çünkü bu alışkanlıkların, konforun, rahatlığın verdiği bir yaşamdır. İnsan bunu özler, ister ki, hep olaylar beklediği gibi olsun; hep alıştığı yoldan, alıştığı biçimde evine gitsin, alıştığı biçimde kapısını açsın. Örneğin, televizyonun düğmesine bastığı zaman, televizyon problem çıkarmasın, televizyonda beklediği oyunlar veya programlar olsun ve beklediği, umduğu, alıştığı şekilde hayatı sürüp gitsin. Ama bu onun beklediği, görmeye çalıştığı hayatın yüzlerinden birisidir, hayat çok değişik yüzleri olan, değişik akışı olan bir süreçtir.
Alışkanlıklarımızın kolaylığında, güvenliğinde yaşayıp giderken çok büyük  problemlerimiz olmaz. Oysa böylesi yaşayıp gitmemiz, bizi hayatı anlamaktan büyük ölçüde alıkoyar, farklıyı, yeniyi, değişik olanı görüp anlamakta zorlanırız. Dolayısıyla, bizi düşünceye, araştırmaya, sorgulamaya, kuşkuya, araştırmaya daha önceki görüşlerimizi yeniden gözden geçirmeye götürmez. Bizi bir anlamıyla, hem yaşam biçimi olarak, hem ahlak olarak, hem bilgi olarak bir kokuşmaya götürür. İnsanın sarsılması, insanın deprem sözcüğünün kökeninde olan, sözcükle konuşursak depreşmesi gerekir.
İnsan depreşmesi gereken bir varlıktır. Biz, depreşme sözünü Türkçe'de derdim depreşiyor anlamında da kullanırız, Depreşmeyen insanın düşünceye doğru kendini yönlendirmesi, düşünebilmesi pek kolay bir şey değildir. Çünkü her şey bizim istediğimiz şekilde alışkanlıklarla, tıkırında giderse, o zaman biz de bildiklerimizi bildiğimiz gibi düşünmeye, anlamaya çalışırız ve bunu sürdürürüz. Oysa bir depreşme, bir hareket, bir sarsıntıyla, acılı ölümler, kayıplarla yaşanacak depremden mesaj gelmektedir bize. Deprem şöyle demektedir bize belki de: Şimdiye kadar bastığın ve sağlam sandığın yeryüzü hiç de öyle değildir. Çünkü sana sağlam gibi görünen yeryüzünün altında müthiş hareketler olmaktadır ve senin fark edemediğin derinliklerde inanılmaz sıcaklıkta 'magma' diye müthiş bir canavar vardır. Arada bir onu belki yanardağlardan, başka yerlerden fışkırırken görebilirsiniz. Ama bu hayat senin için, yalnız senin egoizminle sınırlı bir hayat değildir.
  Depremden insan olarak alacağımız derslerden biri işte bu: İçinde yurt tutmaya çalıştığımız, kendi kültürümüzü ve yaşamımızı kurmaya, bilimimizi, sanatımızı, felsefemizi, teknolojimizi oluşturmaya çabaladığımız bu gezegendeki hayat, o kadar sağlam temeller üzerinde durmuyor, her zaman sarsılabilir. Bizim kültürümüz, deprem üzerine yeterince düşünemeyişmizden yola çıkarak diyebiliriz ki, sarsılmalardan çok da fazla etkilenmemiş, sarsıntıların ağır sonuçlarını unutmuş,  bunlar üzerinde yeterince kafa yormamış. Oysa yeryüzünün sarsılmasının belli ölçülerde bilimsel, rasyonel araştırmalarla saptanabilecek bir işleyişi vardır. Dolayısıyla, bu işleyişi bildikten sonra, bu işleyişi,  yer kabuğunu ve yer kabuğundaki hareketleri, bu gezegendeki varlığımızın tektonik boyutunu unutmadığımız zaman ki, çoğu zaman unutuyoruz, insan gibi insan olabiliriz.
İnsan denen varlığın, tektonik bir yapısı oluşundan, yani belli bir tabana dayanmak zorunda oluşundan ve o tabanın da, kendi elinde olmayışından çıkarak diyebiliriz ki, yaşamı her zaman tehlike altındadır.  Üstelik kendi aklıyla, kendi bilimsel, teknolojik çalışmalarıyla şu anki olanaklar içerisinde, bu doğa olayını durdurabilmek ve ortadan kaldırabilmek gücüne sahip olmayışı, hem bizi insan kılan içimizdeki hem de gezegenimizin bir özelliği olan dışımızdaki depremle yaşamamızı çok zorlaştırıyor.
Depremlerden öğrendiğimiz sürece, çok acılı olsa da depremler faydalıdır. Bizim uyuşmuşluğumuzu, gafletimizi, kendimize aşırı inancımızı, egoizmimizi, şımarıklığımızı yüzümüze vurur, bize insan olarak bu dünyada haddimizi bildirir. Hiç değilse metaforik anlamda depremli yaşamanın güzel bir yaşam olduğunu söyleyebilirim. Sarsıntılarla kendimizi, yenileyebilme, değiştirebilme, geliştirebilme olanağına sahip olabiliriz. 'Tanrı bize bir daha deprem göstermesin' dileği, başımıza gelebilecek maddi ve manevi depremlerden öğrenme isteğini, çabasını engellememeli.

<p>HDP Esenyurt ilçe binasında asılı, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın afiş ve posterleri

HDP binasına baskın

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Jason Statham Antalya'da kurşun geçirmez camlı villada kalıyor

İstanbul boğazında görüntülendi! Sakarmekeler martılarla beraber simitle besleniyorlar