• $8,5492
  • €10,0853
  • 495.469
  • 1351.59
30 Aralık 2019 Pazartesi

Üretim ekonomisi döviz kabusunu bitirmez mi?

Yıllar boyunca Türk ekonomisinin üç kâbusu vardır; birincisinin döviz fiyatları diğerinin ise enflasyon olduğu çok konuşulur; konuşulmayan ise faizdir. Bir anlamda ekonomi bu üçlü sacayağının kıskacından kurtulamamıştır.

Döviz fiyatlarını tutmak için faiz artırılır, faiz artışları kaçınılmaz olarak enflasyonu artırır, arkasından olaylar zincirleme devam eder; önce devalüasyon yapılır bu arada IMF ile görüşmeler perde arkasından sürdürülür ve sonunda IMF programı kabul edilerek, dışardan bulunan borçlarla yeniden başa dönene kadar durum sürdürülmeye çalışılır. Sonrasını tahmin etmek zor değildir, borçlanarak elde edilen dövizler azaldıkça bir başka söyleyişle dövize talep artıkça döviz fiyatları yeniden tırmanışa geçecek, arkasından faizler artacak kısaca çok geçmeden aynı yere varılacaktır.

Bu kısır döngünün kırılması için başka bir olayın gerçekleşmesi gerekmektedir. Kimsenin doğru dürüst tartışmadığı mesele Türkiye’nin dövize bağımlılığının azaltılmasıdır. Elbette ki burada söz edilen ‘döviz arzı’ yani ekonominin döviz üretme kabiliyeti kazanmasıdır.

KÂBUS YILLARI

Türkiye’nin kâbusu olan bu meseleden kurtulması çok kolay bir iş değildir. Yıllar yılı mesela 1950’lerde Menderes Hükümetleri; 1960’larda AP iktidarları, 1970’lerde zaman zaman Ecevit, çoğu kere Demirel Hükümetleri hep bu sorunları yaşamıştır. O dönemlerin sorunlarının sadece ekonomik olmadığının altını çizmek lazımdır; bu şunun için de üzerinde durulması gereken bir konudur; eğer meselenin siyasi boyutu çözülememiş olsaydı bugün de söz konusu kısır döngüden çıkmak çok kolay olmayacaktı.

O halde öncelikle şunun vurgulanması gerekmektedir; şimdi bu kısır döngüyü aşacak bir aşamaya gelindiği için artık ‘döviz üzerinden kriz olur’ diye korkmaya gerek kalmamıştır. Bugün artık döviz fiyatları patlar diyerek, yanlış yapmanın bir mazereti olamaz; yani dolar tırmanır korkusuyla faizlerin artmasını istemenin/beklemenin, enflasyon gelecek korkusuna kapılarak IMF reçeteleri aramanın zamanı çoktan geçilmiştir. Bunu kavrayamayanların, sadece muhalefet yapacağım diye dövize bağlı kriz senaryoları peşinde koşanların yanıldıkları noktaların başında gelen husus burasıdır. Türkiye döviz üreten bir ekonomi olduğu için ‘cari açıksız büyümeyi’ başaracak yere gelmiştir.

ÜRETİMİN GÜCÜ

Türkiye, ekonomideki bazı olumsuzluklara, dalgalanmalara, uluslararası konjonktürün getirdiği sorunlara rağmen ortaya konan yönetim anlayışı devam ettikçe, esas sorunu aşacak ve bir daha geriye dönülemez bir noktaya gelmiştir.

Durum açıktır; Türk ekonomisi 1950’lerden 2000’li yılların başına kadar yaşadığı kısır döngünün dışına çıkmış bulunmaktadır. Bunda birincisi, demokratikleşme yönünde yapılan reformların devleti militarizmin etki alanından çıkarmasının rolü vardır. İkinci husus; Türk ekonomisinin üretim ekonomisine, yani sanayi ürünleri ihraç eden bir yapısal dönüşüme geçerek döviz kazandırıcı bir niteliğe sahip olmasıdır.

İhracatın, ithalatı karşılama oranının % 80’leri aşması, yılda 220 milyar dolar döviz üreten bir ekonomi olmanın anlamı budur?

<p>Başkan Erdoğan Ayasofya Camii'nin ibadete açılışını sosyal medya hesabından video ile kutladı. Er

Başkan Erdoğan'dan 'Ayasofya'nın Dirilişi' paylaşımı

2020 Tokyo Olimpiyatları görkemli törenle açıldı

Bayraktar TB3, TCG Anadolu'da birlikte görev yapacak

Metabolizmayı hızlandıran besinler nelerdir?