• $8,5492
  • €10,0853
  • 495.469
  • 1351.59
19 Aralık 2019 Perşembe

Libya'daki işimiz!

Beni yanılttılar; bu defa aynı şeyleri söylemezler diye düşünmüştüm fakat sabredemediler neredeyse aynı üslup, aynı sözcükler, aynı söylemle bu defa Libya konusunu seslendirdiler. Başlangıçta Türkiye-Libya arasında münhasır bölge ilanına dönük anlaşma konusunda Meclis’te ortak bir karar alınınca, galiba bu defa hiç olmazsa muhalefet partileri ‘Libya’da ne işimiz var’ demeyecekler diye düşünürken tam aksini yaptılar; başta CHP Genel Başkanı olmak üzere ezberi hiç değiştirmeden konuşmaları doğrusu şaşırtıcı odu.

Bu bir basiretsizlik değilse bile hiç olmasa siyasal/stratejik durum analizi yapma konusunda bir eksiklik bir zayıflık, bir yetersizlik değil midir? Doğrusu muhalefet partileri bir tarafa sivil muhalefetin yani yazar-çizer, akademisyen kısaca bir kısım aydınların bu konuda da meseleyi sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı olmak(!) açısından değerlendirmeleri başlı başına bir sorundur.

AKDENİZ, AKDENİZ

Peki, Libya’da işimiz nedir? Bir defa şunu tespit etmemiz lazımdır: Akdeniz olmadan ya da Akdeniz’den dışlanmış bir Türkiye olamaz. Bu aslında yeni bir durum değildir. Bu coğrafyada yaşayanların kaderi hem de Antik zamanlardan bu tarafa Akdeniz’le birlikte yazılmıştır. Akdeniz’le Anadolu arsında politik/stratejik bir denge kurulamazsa burada siyasi varlık iddiasında bulunmak zordur hatta imkânsızdır denebilir.

Kıbrıs meselesinin esasında bu vardır; Batı sisteminin Kıbrıs’ı Türklerden arındırmaya dönük uygulamaları yani ırki temizlik yapılmasını bir siyaset haline getiren EOKA’cıları desteklemesi; sonra Kıbrıs’ın etnik bir cumhuriyete dönüştürülmesine Türkiye’nin 1974’te verdiği cevaba karşı Türkiye’ye uygulanan ambargo dahil bütün yaptırımlar ve aradan bunca yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ KKTC’nin yok sayılması doğrudan doğruya Batı’nın Türkiye’nin Akdeniz’in dışında tutma siyasetiyle ilgilidir. Burada 12 Eylül faşist cuntasının Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönmesine izin vermesi ihanetinin, daha sonra yapılan bazı yanlışların ülkenin elini zayıflattığını hatırlatmaya gerek yoktur sanırım.

AKDENİZ BARIŞI

Bugün Akdeniz’de bulunan hidro-karbon kaynaklarının sadece bu coğrafyanın değil, bütün dünyanın enerji ihtiyacı açısından olduğu kadar ekonomik bakımdan da değerli olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla büyük enerji kartellerine sahip ABD gibi uzak ülkelerden Avrupa ülkelerine kadar herkes burada politik/stratejik bir tavır almıştır. Türkiye Suriye’de ne arıyor veya Türkiye Libya’da ne arıyor(!) sorularını soranlar; aslında ‘Türkiye bu coğrafyada bağımsız güçlü bir geleceğe neden hazırlanmak mecburiyetindedir’ sorusunun cevabını aramak durumundadırlar.

Türkiye’nin Libya ile vardığı mutabakat yarın başka bölge ülkeleriyle de çoğaltılabilecek doğru politikaların sonucudur; burada önemli olan bu tür işbirliklerini bölgeyi işgal etmek yeniden sömürgeleştirme girişimlerinde bulunanlara karşı korumak da dahil her türlü tedbiri almayı gerektirmektedir. Kısaca, Akdeniz’i bir defa kaybetmenin maliyetini ödemiş bir millet olarak Libya’da işimiz var. Türkiye neo-kolonyalizme karşı Akdeniz barışını kurmak durumundadır.

<p>Canlı yayında giderek hararetlenen tartışma, tokat ve yumruklarla son buldu.</p><p>Tofilat'a masa

Moldova'da canlı yayında eski diplomatlar yumruklaştı

2020 Tokyo Olimpiyatları görkemli törenle açıldı

Bayraktar TB3, TCG Anadolu'da birlikte görev yapacak

Metabolizmayı hızlandıran besinler nelerdir?