• $8,5492
  • €10,0853
  • 495.469
  • 1351.59
16 Aralık 2019 Pazartesi

Ekonomiye bakmak!

Ekonomideki gelişmeleri yorumlamak için önce ekonomiye nasıl bakmak gerektiğini bilmek gerekir. Uzun zamandır, ekonomiye ‘bir kriz çıktı, çıkacak’ diye bakanların yanılmalarının en önemli sebebinin, ön yargılı bakış açıları olduğu doğrudur fakat daha vahim olanı bu konuda yazıp çizenlerin, rakamları keyfince çarpıtarak, ‘batmadıysak da yakında batacağız’ söylemine gerekçe yapanların yaşadığı yöntem sorunudur.

Elbette burada onların sosyal/psikolojik tutumunu analiz edecek değiliz ama iktisadi meseleye nasıl bakmak gerektiği konusu önemli olduğu için kısaca üzerinde durmak, bu bağlamda ekonomideki göstergelerin ne ifade ettiğine temas etmek faydalı olacaktır. Türkiye’de sayıları az olsa da bazı yorumcuların ‘rakamlar hükümetin işine yarıyor’ diye düşünmeden, olayları çarpıtmadan ele almaları önemlidir çünkü muhalefet yapmak olguları yok saymak ya da çarpıtmak değil; alternatif ekonomi politikaları ortaya koymakla mümkündür.

YÖNTEM SORUNU

Günümüzün en önemli iktisatçılarından biri, iktisadi yaklaşıma, düşünce geleneğine katkı yapmış bir fikir adamı olan M. Desai, ‘ekonomideki olayları her zaman belli bir denge içinde bulunan üretimde büyük kayıpların ortaya çıkmadığı bir düzenlilik içinde’ ele alan statik bakış açısını yetersiz görerek, çağdaş ekonomilerin ‘dinamik dengesizlik’ analizine tabi tutularak anlaşılabileceğine işaret etmektedir. Dinamik denge/dengesizlik kavramı başka sosyal bilimcilerin de kullandığı, her stabilitenin içinde değişim yaratacak özellikleri taşıdığını ifade etmektedir ki ekonomik olaylar bu dinamizmin en fazla yaşandığı yerdir.

Türkiye ekonomisinin yapısal özellikleri arasında, siyasal düzlemde gerçekleşen demokratikleşme reformlarıyla piyasaya duyarlı hale gelen küçük ve orta ölçekli işletmelerin kazanımları önemlidir; buna kamunun yürüttüğü büyük alt yapı projeleri de eklenince, ortaya büyük bir ivme çıkacaktır. Nitekim ülkenin küresel ölçekte yaşanan sermaye hareketlerinden aldığı payın artması, dışa açılmasıyla birlikte ekonomi ciddi bir gelişme göstermiştir.

BÜYÜMEYE DEVAM

2008 krizine rağmen ülkenin üretim yapısının gösterdiği dinamizm, kriz dalgalarının yarattığı dengesizlikleri üretim/ihracat ekseninde yeniden ekonomik çevrime sokan bir sürecin başlamasına götürmüştür. Dinamik dengesizlik sürecinin bir yönü, büyümeye dayalı üretim güçlerini; diğer yönü ise dış etkiler, riskler de dâhil ekonominin darboğazlarını, cari açık gibi kırılganlıklarını ifade etmektedir.

Bugün ekonomi bu kırılganlıkları üretimin dinamik yapısıyla aşarak yoluna devam etmektedir. Açıklanan rakamları bu çerçevede okumak gerekmektedir. Ekonomide küçülme dönemi sona ermiş ekonomi üçüncü çeyrekte % 0.9 büyümüştür. Aynı dönemde İtalya’nın % 0.3; Almanya’nın % 0.5; Norveç’in % 0.6 büyüdüğü dikkate alınırsa Türkiye’nin neyi başardığı daha iyi anlaşılabilecektir. Ekonomide kapasite kullanım oranları, % 80’lere doğru giderken; sanayide üretim bir önceki yılın ekim ayına göre % 3.8 artarken, sadece ihracat ve turizm sektör gelirleri 200 milyar doların üzerine çıkmışken, ekonomi cari fazla vererek büyüyorsa bu durumda ne demek gerekir!

<p>Başkan Erdoğan Ayasofya Camii'nin ibadete açılışını sosyal medya hesabından video ile kutladı. Er

Başkan Erdoğan'dan 'Ayasofya'nın Dirilişi' paylaşımı

2020 Tokyo Olimpiyatları görkemli törenle açıldı

Bayraktar TB3, TCG Anadolu'da birlikte görev yapacak

Metabolizmayı hızlandıran besinler nelerdir?