• $8,5492
  • €10,0853
  • 495.469
  • 1351.59
23 Aralık 2019 Pazartesi

Üretim ekonomisine geçmek

“Türkiye’de ekonomi, kötü gitmekten öteye bir kriz yaşamaktadır.” Türkiye’nin müzmin muhalefetini temsil eden siyasetçilere, onlara akıl vermek üzere yazıp çizenlere göre formül hazırdır: ‘Üretim ekonomisine geçmek’. Onlara için şu anda Türkiye’de hâkim olan ‘tüketim ekonomisidir’; bununla yetinmeyip daha ileri gidenler ise ‘beton ekonomisi’ diye yeni bir ekonomik tür icat etmenin peşindedirler.

Bu parlak düşüncenin arkasında şu iddia vardır: Bugün Türk ekonomisi üretimden koptuğu, üretim yapamadığı için sorun yaşamaktadır, o halde çözüm kolaydır; tersini yaparak sorunu çözmek mümkündür; bu sebeple ‘üretim ekonomisine’ geçmek için vakit kaybetmemek lazımdır. İlk bakışta bir şey söylüyormuş gibi görünen bu iddianın, yanlış olduğunu anlamak zor değildir.

NEO-LİBERALİZMİN SONU

Şu soruları sormak bu tür iddiaların geçersizliğini anlamak için yeterli olabilir. Türkiye’ye yaklaşık bir yıldır dışardan açıkça operasyonlar yapılmasına, yeni ambargo tehditlerine rağmen neden hâlâ sanayi üretimi artmaktadır, enflasyon düşme eğilimindedir, neden faizler aşağı seyretmektedir, neden cari açıksız büyümeye geçilmiştir?

Hadi resmi rakamlara inanmıyorsunuz, Dünya Bankası’nın, OECD’nin rakamlarına göre Avrupa’nın Almanya, Fransa gibi güçlü üretim düzenlerine sahip ülkelerinden daha yüksek oranda büyümeyi gerçekleştiren bir ülke ‘tüketim ekonomisi’ ile bunları nasıl başarabilir, diye sormak gerekmez mi? Hatırlatalım, üçüncü çeyrekte Türk ekonomisi OECD ülkeleri içinde en yüksek büyümeyi gerçekleştiren ülkedir. Bütün bunları bir tarafa bıraktınız diyelim, üretim olmadan bir ekonomi 170 milyar dolar ihracatı nasıl yapar diye düşünmek de mi gelmez aklınıza!

Peki, her şey güllük gülistanlık mıdır? Elbette değildir yıllarca dünya ekonomisinde hâkim olan neo-liberal uygulamaların yarattığı küresel krizin ABD, Avrupa başta olmak üzere yansımaları devam ederken, ülkemizdeki etkilerinin, geçmişteki IMF programlarının etkisini silmek kolay değildir.

EKONOMİ ÜRETİYOR

Fransa Kralı’nın Maliye Bakanı Colbertt’e işadamları tarafından devletin bilhassa nakliye alanında yaptığı müdahalelerinin kaldırılması için söylenmiş, yanlış olarak Adam Smith’e mal edilen ‘bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler’ sözünü bilmeyen yoktur. Sovyet sonrası dönemden başlayarak neo-liberalizm, bu sözü neredeyse ‘devletlerin sonu’ geldiği teziyle birlikte, küresel sermaye hareketlerinin sınırlandırılmasının anlamsız hale geldiğini vurgulayacak şekilde, yakın zamana kadar kullanmıştır.

Türkiye neo-liberalizm tuzağından belli bir süre kurtulamadığı için devresel krizlere açık hale gelmiştir. Fakat yakın zamanda kamunun öncülük ettiği, başta alt yapıda olmak üzere büyük projeleri/yatırımları gerçekleştirerek, yerli üretimi artıracak teşviklerle ve daha önemlisi rekabet etkisiyle küçük ve orta ölçekli üretim yapılarının gelişmesini sağlayan politikalarla büyük atılım yapmıştır; sanayi bölgeleri ve organize sanayi alanlarıyla üretim gücünü endüstriyel hale dönüştürmeyi başarmıştır.

Üretim gücü, endüstriyel olan bir ekonomi nasıl bir ekonomidir dersiniz.

<p>Başkan Erdoğan Ayasofya Camii'nin ibadete açılışını sosyal medya hesabından video ile kutladı. Er

Başkan Erdoğan'dan 'Ayasofya'nın Dirilişi' paylaşımı

2020 Tokyo Olimpiyatları görkemli törenle açıldı

Bayraktar TB3, TCG Anadolu'da birlikte görev yapacak

Metabolizmayı hızlandıran besinler nelerdir?