• $ 7,9373
  • € 9,388
  • 485.784
  • 1198.32
Haber Hattı
Haber hattı
0530 708 54 54
Bip""/
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

Tasavvuf karşısında üç tutum

Sahip olduğu kulaktan duyma malumatlar ile çeşitli hadiselere ve kurumlara hudut çizmeye çalışan nicelerini sizler de görüyorsunuzdur.

Örneğin, trafikte her gün benzer bir karmaşa ile karşılaşmanız işten değil. Zira temel eğitim eksiği, trafikte seyrüsefer ederken yapması gerekenler ile ilgili bir kanona sahip olmasına mani oluyor kardeşimizin. Buna mukabil bu bilgisizliği kısa çözümlemeler ve mantık yürütmeleri ile telafi etme cihetine gidiyor pek çokları.

"Öyle mi olur kardeşim ben düz geliyorum; sen göbekten dönüyorsun, yol vereceksin!"...

E bak ama orada bir tabela var, o tabelanın bir anlamı var, sürücü kursu, eğitim kitapçığı, sınav falan var... Hulâsa bu işin bir kavaid-i umumiyesi var.

Sanki bunlar yokmuş da IQ testi ile ehliyet veriliyormuş gibi davranmanın alemi yok.

Ama davranılıyor işte...

Konu tasavvuf olunca da benzer bir refleks devreye giriyor hemen, zira hemen herkes bunu bir ihtisas değil de ondan bundan duyduğu ile konuşulabilir bir genel kültür mevzuu zannediyor.

Tarikat nedir, şeyh kimdir bilmeyen, meydan görmemiş niceleri ahkâm kesiyor, hudut çiziyor, hulle biçiyor...

Fatih Terim'e akıl vermekten çekinmeyen tribün neferi gibi, büyük bir özgüvenle konuşuyor bu mevzuları.

Yaşı 80'i aşmış, ömrü tekke meydanlarında geçmiş, son derece entelektüel bir zat tanımıştım. Haydi bir kaç irfan sahibinin fatihasına vesile olur diyerek ismini de ruhaniyetinden af dileyerek zikredeyim: İbrahim Akkökler...

Kendisine sorduğum bir suale verdiği cevap inanın aklımdan uçtu gitti, lakin cevap verirken ki tavrı ve tarzı hala terütaze hafızamda yer tutmaktadır

"Efendim bu hususta bir söz söylemek ve hüküm vermek fakirin haddinden ziyadedir, lakin anladığım kadarını arz edeyim..."

"Bilen söylemez söyleyen bilmez" dedikleri şey işte.

"Siz söylemeyeceksiniz de kim söyleyecek?" derken bir yandan, ehliyet sahibi olmanın böyle davranmak demek olduğunu anlamıştım.

Min fevkal haddim arz edeyim, Allah lütfetti, kendileri tenezzül ve nigah ettiler; kıymetlerini takdir ve beyan etmekten aciz olduğum nice büyük zevat ve hoca tanıdım, huzurlarında edepli-edepsiz oturdum. Eğri doğru konuştuklarımın ekserisi benden değil, onlardandır...

Hiç birisinin dünyayı kurtaran adam tavrına şahit olmadım. Bir parça o tavrı takınandan ise ben kaçtım.

"Neticede bir sosyal bilimci olarak ne anladın?" diye sual eden olursa şu cevabı verebilirim:

Ülkemizde tasavvuf ve tarikatlara yaklaşımın üç temel tutum ile olduğunu gözlemlemek mümkün...

Bu tutumların ilkini uzun uzun konuşmamıza gerek yok. Ehil ellerden emaneti almış ve bizzat ehil bir kimse olarak kendinden sonraki kuşaklara aktarmak yolunda hizmet eden zevatın mesuliyet kaygısı yüklü tutumu...

Bunun kıymetini ehli olan anlatsın.

İkinci tutum, kimlik ve iktidar kaygısı ile naehil kimselerin ehil kimseleri taklit ederek ortaya koydukları teatral tutumdur. Aslını taklit eden papağanların suistimale yatkın tavrıdır bu.

Suistimale yatkındır, zira kendisi bizzat bir suistimaldir. Kamuoyunda bir kaç gündür tartışılan kimse bu cümledendir kanaatindeyim.

Üçüncü tutum ise en az ikincisi kadar çirkin bir tutumdur. Tasavvuf kurumuna bir sektör olarak yaklaşan ve bunu bir çıkar kapısına çeviren niceleri, kapitalizmin büyük "şeyleştirme" kabiliyetine katkıda bulunarak tasavvuf kurumunu metalaştırmakta, çarşıda pazarda satılır bir şey kılmaktadır.

Kimi neyzen, kimi semazen, kimi yazar, kimi televizyon programcısı suretinde karşımıza çıkmaktadır bu çıkarcıların. Yeri geldiğinde rakip gördüklerini tasfiye edebilmek için çıkar kavgasına girmekten de çekinmez bu tutum sahipleri.

Neticede çıkar pastasının kaç dilim olduğu bellidir, paylaşacağına savaşır... Ekmeğiyle oynatmaz!

Birkaç gündür sahnelenen oyunda ikinci ve üçüncü tutum sahiplerinin aktif rol aldıklarına şahit oluyoruz.

İkinci tutum olarak tarif ettiğim tutum sahibi müteşeyyihin teki bir suistimalde bulundu, üçüncü tutum sahipleri fırsatı ganimet bildi, ada-i din ile el ele vererek, faturayı emanetin hakiki sahiplerine çıkarmaya tevessül etti... Anlayabilene aşkolsun.

Bunlara dikkat edin, suistimallerine mani olun dedikleri vakit kimsenin dinlemek alicenaplığı göstermediği zevat-ı kiram şimdi bu suistimalin faturasının muhatabı kılınmak isteniyor.

Boşa vakit kaybıdır, uğraştıklarını değmez, zira bir kar elde edemezler... Benden onlara tavsiyedir: gitsinler UNESCO'dan bir iki proje alsınlar, market açılışlarında ney üflesinler, sektörel hegemonyalarını korusunlar. Daha fazla elde edebilecekleri bir kar yok çünkü.

Düşmanlık sebebiyle saldırana bir şey demem. Kinin çaresi olmaz.

Son söz olarak kanaatimi arz edeyim: Devlet muhatap almadıkça ve kontrol mekanizmalarını oluşturmadıkça, ikinci tutumun suistimal meyveleri ortaya çıkmaya devam edecek. Olan yine emanetin hakiki hamillerine olacak.

Hal böyleyken, bari bizar oldukları ve yıllardır dile getirdikleri rezaletin faturasını onlara kesmeyin!

ABD'de Türk vatandaşı, Ermenilerin astığı afişi polise şikayet etti: Ya bunu kaldırın ya da ben de p

ABD'de Türk vatandaşı, Ermenilerin astığı afişi polise şikayet etti: Ya bunu kaldırın ya da ben de pankart asayım

Çorum'da baraj gölünde kadın cesedi bulundu

Çorum'da baraj gölünde kadın cesedi bulundu

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

Başkan Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, Markar Esayan'ın cenaze t&#x

Başkan Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, Markar Esayan'ın cenaze törenine katıldı