• $8,7258
  • €10,3702
  • 497.235
  • 1391.06
19 Ağustos 2020 Çarşamba

Davutoğlu neden kaybetmeye mahkumdur?

Taceddin Kutay
Taceddin Kutay
YAZARIN SAYFASI

Günümüz insanının özellikle sosyal medyada abartılı taraftarlık şovları ortaya koyuşunun çok basit anlaşılabilecek bir sebebi var.

Bir cemaatler devri ve düzeni olan moderniteden müdevver bir yaşam pratiği ile kendisini bir cemaate bir şekilde mensup hissetmek istemektedir. Buna mukabil bu mensubiyeti mümkün kılacak bir sosyal hayat ile kuşatılmış değildir. Bir zamanların adeti ve alışkanlığı olarak kalmıştır bu hayat pratiği.

Tam olarak bu ihtiyacını tatmin etmek için kendisini ifade edebildiği yegane mecra olan sosyal medyada sert ve gereksiz tarafgirlik gösterilerine ihtiyaç hisseder.

Evet, bir kanaatinizin olması ve ondan yana bir duruş ortaya koymanız; dahası, kendinizi bu dava ile tanımlıyor oluşunuz son derece önemlidir. Buna mukabil bu öz ifade edişinizi bir tarafgirlik şovuna dönüştürmüş olmanız doğrusu hiçbir sağlıklı insan için tahammül edilir şey değildir.

Büyük anlatılara ve postpodernite çözümlemelerine kulak asmayın, Türkiye’de siyaset hala bir davası olan ve bunu içselleştirmiş bireylerden oluşan bir toplum tarafından üretiliyor.

İnsanların bir cemaate sağlıklı bir şekilde aidiyet hissi kurmaları ve bunu önemsemeleri bu sebeple zaruridir. Zira her topluluk bir şekilde ürettiği kalıplarla bu geçiş dönemi insanına bir var oluş anlamı sunmaktadır.

Sosyal medya saçmalığı bu ilişkiyi sağlıklı bir zeminden çıkartarak sağlıksız bir amigoluk ilişkisine çevirdiği için bizleri rahatsız ediyor; öyle olmasa aslında tam da ihtiyaç duyduğumuz şeydir diyebiliriz.

Olması gereken, neye taraf olduğunuzun tam olarak tanımlanmasıdır.

Bu tanımı mümkün mertebe basit yaparsanız toplumun her kesimine ulaşabilirsiniz. Örneğin Cumhur İttifakı tek kelime ile yola çıkarak şu mücadele günlerinde kitlesinin neye taraf olması gerektiğinin mesajını veriyor: Vatan!

Erdoğan’ı sevip sevmemekle alakalı bir denkleme davet etmiyor sizi, aksine Libya’dan, Doğu Akdeniz’den tutun soğan stokçularına kadar bir milli mücadele sahasına işaret ederek vatandaşları bu cephede bir arada olmaya davet ediyor.

Katılırsınız yahut katılmazsınız; ancak tanımı yapılarak davet edildiğiniz şeyin son derece müsbet bir şey olduğunu en azından teslim edersiniz.

Muhalefet de böyledir. Türkiye’nin ulusal çıkarlarını Erdoğan’ın çıkarları ile örtüşür şeyler olarak sunan ve bu sebeple mutlak olarak taraf olunmaması gereken şeyler olarak sunan bir muhalefet aklı var orada.

Her iki argümanın da alıcısı var, zira memlekette vatanı eti-derisi, kemiği-iliği olarak görüp de ona göre hesapsız pozisyonlanan bir kitle olduğu gibi, “vatan bizimse vatandır, bize muarız bir akıl yönetimdeyse o kadar da vatan değildir” diyen bir kitle de var.

Her ikisi de alıcısını buluyor.

Kabul edin yahut etmeyin, her iki pozisyon da açık bir pozisyondur.

Kendisini basit şekilde o görüşe yakın hissedeninden tutun, abartılı taraftarlık şovları yapanlara kadar pek çok alıcısı vardır bu iki pozisyonun da.

Bir de Davutoğlu’nu düşünün örneğin.

Erdoğan’ın dış politika danışmanı, kabinesinin dışişleri bakanı, akabinde başbakan….

Dış mihrak diye yüzlerce konuşması onlarca mülakatı olan, tivitler atmış bir kimse…

“Dış mihrak diye bir şey yoktur, bunlar faraziyedir” demeye vardırdı siyasi duruşunu.

Hakkıdır, yapabilir; siyasi faturasını da öder.

Ortaya koyduğu pozisyon bir şekilde taraf olma ihtiyacı hisseden insan için hiçbir şey ifade edemeyecek kadar müphem, üniversite kürsüsünde imiş kadar teorik ve soyut.

Kendisini ona ait hissedecek kaç kişi bulabileceği bu sebeple cevabı hep negatif bir soru.

Bir muhayyel cemaat kuramadan Türkiye siyasetinde var olmaya çalışan bir siyasi hareket olarak, ancak komik bir istatistik rakamı ve virgülü olmaya bu müphemlik sebebiyle mahkûm.

Ak Parti’nin Davutoğlu’nun genel başkanlığında girdiği Haziran seçimlerinde neden muvaffak olamadığı sorusunun cevabı da işte bu müphemlikte gizli.

Ne dediği herkesçe anlaşılan ve ortaya koyduğu pozisyona taraftar bulmayı başaran Erdoğan faktörü ile Kasım’da hesabın nasıl düzeldiği de yine bu müphemliğin bertaraf edilmesi gerçeğinde gizli.

Bir farazi cemaat kuramayacak kadar elit ve soyut bir siyasal akıl olarak Türkiye siyasetinde var olmaya çalışıyor Davutoğlu.

Yaldızını dökmeye ise Biden’in bir videosu yetiyor.

Dış mihrak diye bir şey kendini görünür kılıyor.

Sahi yedi ay olmuş Biden konuşalı. Yaldız dökücü mürur-u zamana uğramış.

E o kadar da olur.

Kusura bakmayın Ahmet hocam. 

<p>İstanbul'un bazı bölgelerinde başlayan sağanak hayatı olumsuz etkiliyor. Bulutlu ve gök gürültülü

Bayrampaşa'da bir alt geçidi su bastı

Gaziantep'te UNESCO listesinde bir açık hava müzesi: Yesemek

İstanbul'da sağanak yağış hayatı olumsuz etkiliyor

İngiliz Kraliyet ailesi de Türkiye'den sipariş ediyor: Kilosu 50 lira!