• $32,4106
  • €34,5674
  • 2448.35
  • 9764.64
24 Nisan 2023 Pazartesi

GÜÇLENDİRİLMİŞ LAWRENCE KİMLİKÇİLİĞİ

Batı zihniyetine göre tarihsel ve toplumsal olarak Batılı bir gelişme çizgisi izlememiş Batı-dışı toplumlar, milletleşme aşamasına geçemeyecekleri için kolayca ayrıştırılabilir ve Batı'ya direnme güçleri kırılabilir topluluklardır.

Böyle gördükleri için de sömürgecilik çağından itibaren emperyalist politikalar çerçevesinde bu halkları kavimler, etnik gruplar, mezhepler ve kabileler üzerinden kolayca ayrıştırıp yutabileceklerini düşünürler.

Hindistan'da, Afrika'da uygulanan politikalar 100 yıl önce de bizim topraklarımızda uygulamaya sokulmuştur. Önce arkeolog veya antropolog olarak girdikleri topraklarda bu ayrıştırma politikasının uygulanabilirliğini sözde "bilimsel" olarak keşfe çıkmışlar; bunu da devletlerin istihbarat yapılarıyla koordineli olarak yapmışlardır. Sonrası da malum. İstilalar, işgaller, katliamlar, sömürgecilik...

Neticede bu kafaya göre Batı dışı toplumlar yarı-medenidir ve dolayısıyla kabile aşamasında kalmış, etnik kompartmanlara hapsolmuş ve dolayısıyla tarih içinde toplum ve millet olma seviyesine çıkamamışlardır. Sanki kolayca damgalanıp, kategorize edilebilir hayvan türlerinden bahseder gibi Batı-dışı toplumlardan bahsederler ve toplum olarak değil eklektik yapılar olarak görürler.

Nitekim hemen de bu toplumlarla ilgili kategorize edici "bilimsel" istatistikleri piyasaya sürerler. Geçen yazımda da bahsettiğim gibi bu sadece geçen asırda kalmamış, en son ABD'nin Irak'ı işgalinde de görüldüğü üzere daha harekât başlamadan Irak ile ilgili "%60 Şii, %25 Sünni, %10 Kürt" gibi mezheplerle etnisteleri alt alta toplayacak bir özensizlikle bütün medyaları sabahtan akşama kadar grafikler yayımlamışlardır. Çünkü bu toplumlar Batılılar için ancak birbirine karışmamış etnisiteler ve mezhepler toplamıdır. Bir "millet" değildir.

Bu süreç öyle incelikle işletilmiş, bu etnik veya mezhepsel farklılıkları vurgulayacak öyle "bilimsel" bir argümantasyon ve hegemonik söylem inşa edilmiştir ki neticede bu ülkelerin yerli elitleri bile bunu mutlak bilimsel gerçek olarak içselleştirmiş ve yeniden üretmişlerdir. Özellikle de bu hegemonyaya teslim olanlar genelde o hegemonik, sömürgeci anlayışın etkisinde kalan sözde yerli bilim insanları, entelektüeller ve sanatçılar olmuştur.

Üstelik bu planlar sadece Afrika'daki kabileler üzerinde uygulanmamış, Türk imparatorluğu gibi tarihin gördüğü en ileri medeniyet merkezlerinden biri olan ve hiçbir zaman etnisite veya kavmiyet merkezli bir bakış açısına sahip olmayan bir imparatorluk için bile devreye sokulmuştur.

Daha geçen asırda Getrude Bell ve T.E. Lawrence'ın arkeolog kılıfıyla gelip İngiliz istihbaratı için faaliyet yaptığı dönemde bunun örnekleri yaşanmıştır. "Ortadoğu"yu Türk egemenliğinden çıkarmak için Arapları kışkırtmak üzere yola çıkmışlar; neticesinde ancak kısmen gayrimüslim Araplar ve bazı Vehhâbî bedevi kabileler üzerinde etkili olabilmişlerdir. Ne öyle bize resmî tarihin anlattığı gibi Müslüman Araplar büyük oranda bu oyuna gelmişler ne de öyle toplu olarak Türklerin safından İngilizlerin safına geçmişlerdir. Tabii "Ortadoğu"yu Türk egemenliğinden çıkarmak isteyenler bu oyunu yalnızca Araplar üzerine de oynamamış; "Araplar bizi sırtımızdan vurdu" söylemiyle Türkleri de "Ortadoğu"yu ve dolayısyla petrolü İngilizlere teslim etmeye rıza gösterir hâle getirecek bir tarih söylemi üretmişlerdir.

Benzeri etnikçi söylemler elimizde kalan bir avuç Anadolu toprağındaki insanlarımız için de söylenmiş ama bir etki göstermemiştir. Bizim milletleşme seviyemizi küçümsedikleri ortadadır.

Ama yine de durmamışlardır. Bu etnikçi-mezhepçi dil ve söyleme hem bir yandan başta darbe dönemleri olmak üzere koz verecek taşeronlar kullanmışlar hem bu söylemi hegemonik hâle getirecek kültürel, akademik kadrolar yetiştirmişler hem de bir takım terör örgütlerini veya provokatörleri devreye sokmuşlardır.

Yine de başaramadılar. Şimdi başka bir şey deniyorlar.

Medeniyet seviyesiyle sömürgecilerin söyleminin tuzağına düşmüş kabileci topluluklar gibi tuzağa düşmesi imkânsız, bin yıldır milletleşerek kardeşçe yaşamış Türk milletine mensup çeşitli etnik veya mezhepsel alt kimlikleri durduk yere kaşıyanları piyasaya sürüyorlar. Sanki bu kimlikler üzerinde bir baskı veya yasak varmış gibi sürreal ve operasyonel bir anlatıyla "Arabistanlı Lawrence" gibi çalışan bu dil kuşkusuz bir defa daha yenilecek. Bin yıllık kardeşlik galip gelecek.

<p>Popstar Bayhan yarışmaya katıldığı dönemde büyük ses getirmiş, daha sonra da şarkıcılığı hiç bıra

Bayhan'dan Frank Sinatra yorumu

Piknikçiler Dicle Nehri kıyısını çöplüğe çevirdi

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (15 Nisan 2024)

Filistinliler Gazze'nin kuzeyine dönüyor!