• $32,5038
  • €34,7826
  • 2499.53
  • 9693.46
13 Nisan 2023 Perşembe

Kemalizm mi?, post-Kemalizm mi?

Son iki yazımda CHP'nin Kemalizm'i ve Kemalistleri nasıl tasfiye ettiğini ele almış; Kılıçdaroğlu CHP'sinin aslında post-Kemalist bir CHP projesi olduğundan bahsetmiştim. Üstelik Kemalizm'in CHP'ye eleştirel yönde bakan milliyetçi-muhafazakâr kesimlerin talep ettiği yönde değil tam tersine küreselcilerin Türkiye'deki operasyonları için argümantasyon ve söylem üretme merkezi olarak çalışan liberal-sol çevrelerin hâkimiyetinde bir dönüşüm yaşadığını tartışmıştım... Öyle bir dönüşüm ki, Kemalistlerin partisi olarak bilinen CHP'de Kemalist bırakmayan; partiyi berbat bir HDP kopyasına çeviren bir dönüşüm...

Bu dönüşüm sadece partiyle de sınırlı kalmadı. Özellikle Gezi sonrasında CHP kitlesinin önemli bir bölümü belli miktarda sahip oldukları anti-emperyalist, ulusalcı, Kemalist söylemden, hassasiyetlerden koparıldı. Bu kesimin CHP'ye oy vermesindeki önemli dinamiklerden olan Atatürk sembolizminin içi boşaltılarak onun Millî Mücadele'nin komutanlığını yapıp Yunan'ı denize döken bir Türk Mareşalı olduğu unutturuldu. Onu sadece Batılı yaşam tarzını savunmak üzere araçsallaştırmakla sınırlı tutan bir ideolojik ve sembolik dönüşüm projesiydi bu. Kitlenin önemli bir bölümü anti-emperyalist, PKK ve FETÖ karşıtı bir çizgiden alınıp küresel Amerikan sisteminin aktörlerinin çerçevesinde, PKK-HDP mensuplarıyla aynı ittifak denkleminde yer almaya ses çıkarmayan lümpen "Küçük Beyaz" kitlesine dönüştürüldü.

Bilindiği üzere 2000'li yıllarda liberal-sol entelektüellerin ve muhafazakâr aydınların (son yazıda bahsettiğim) eleştirileriyle giderek itibarsızlaşmış ve etkisizleşmiş bir Post- Kemalizm dönemi yaşandı. O kadar ki Kemalist olmanın karikatürize bir durum hâline sokulduğu, CHP içerisine sıkıştığı ve gettolaştığı bir dönemdi. Bir önceki yazımda değindiğim bu Kemalizm eleştirileri neticesinde CHP Kemalizmi Türk milletinin ana omurgasını oluşturan milliyetçi-muhafazakâr kesimlerin talep ettiği yönde değil tam tersine küreselcilerin ve onların uzantısı olan liberal solun istediği yönde CHP içerisinde dönüştürülerek tasfiye edildi.

Sonrasında ideolojik ve anti-emperyalist, ulusalcı bağlamından koparılmış; küreselcilerin küresel hegemonyasına direnemeyecek ve Batıcı kültürel hegemonya için fonksiyonel bir pop-Kemalizm üretildi. Sosyal medyada, stadyumlarda, sinema-dizi sektöründe ve popüler kültür mecralarında yaygınlaştırılan bu dönüştürülmüş Kemalizmin ise Amerikan emperyalizmiyle, Yunan ve Ermeni saldırganlığıyla ve bilhassa PKK ile FETÖ ile bir derdi yoktu. Milliyetçi yönünü unutturmak için Mustafa Kemal Paşa'nın kasten kalpaklı fotoğraflarını paylaşmayıp özenle daha Batılı kıyafetli fotoğraflarını seçen bu üretilmiş pop-Kemalizm küresel kültürel hegemonyanın bir üretimiydi.

Kafkasya Dağları'nda çiçekler açtıran "Kahraman Enver Paşa" için yazılmış Kafkasya Marşı'nın "dönüştürülmüş" versiyonu olan İzmir Marşı'nın sonradan sonraya popülerleştirilmesi de Mustafa Kemal Paşa'nın Yunan'ı denize dökmesiyle ilgili değildi. Mesela stadyumlarda "bozulmuş düşmanlar yel gibi kaçar" diye coşkuyla söylenen sözlerin adresi "yel gibi kaçan" ve hâlâ Türkiye'ye düşmanlık yapan Yunanlar mıydı yoksa Türk hükümeti ve Cumhurbaşkanı mıydı?

İşte bu içi boşaltılmış, ideolojik ve doktriner özelliklerinden yoksun bırakılmış pop-Kemalizmin son yıllarda yaygınlaş(tırıl)ması ile ilgili "post-post-Kemalizm" diye yeni bir kavram etrafında akademik tartışmalar yapılmaya başlandı. Yani iddiaya göre Kemalizmin 2000'li yıllardan itibaren pek çok düzeyde tasfiye olması, itibarsızlaşması üzerine hâkim olan post-Kemalizm dönemi de geride kalıyor; şimdi Kemalizm üstelik de daha sivil ve toplumsal bir hareket olarak yeniden egemen oluyordu.

Neticede Kemalizm "-izm" eki taşıdığı ve bir ideoloji olma iddasında olduğu için salt popülerleşen bir Atatürk sembolizmi ve pop-Kemalizm üzerinden post-post Kemalizm tartışması yapmak biraz acelecilik. Üstelik de CHP'de Kemalizm'in bu kadar tasfiye edilmiş olması, Kemalistlerin kendi partilerinden tasfiye edilmesi, CHP'nin HDP'leşmesi ve bu oluşan siyasal temsiliyet boşluğunda siyasal ve ideolojik dönüşüme hâlâ direnmekte olan Kemalistlerin mecburen Muharrem İnce saflarına koşması bu meselelerin daha incelikli ele alınması gerektiğini gösteriyor.

Tabii bu arada Kılıçdaroğlu CHP'sini eleştirirken hala "Kemalizm" üzerinden bir eleştiri yapan muhafazakâr yorumcular da benzer bir aceleciliğe sahip.

<p>Dünya Doğa Koruma Birliği tarafından nesli tükenme tehlikesi altında olan türlerin kırmızı listes

Dağ keçileri Palu Kalesi'nde görüldü

ÖSYM'nin dünyadan izole sınav merkezi kapılarını ilk kez açtı

İstanbul Gaziosmanpaşa'da toprak kayması! 30 ev tahliye edildi

Antalya'da otel çalışanlarını taşıyan servis devrildi! 19 kişi yaralı