• $32,3607
  • €34,4602
  • 2438.65
  • 9814.19
6 Nisan 2023 Perşembe

CHP'den Kemalistlerin tasfiyesi ve Muharrem İnce

Tek Parti döneminden günümüze kadar CHP'nin dayandığı toplumsal kesimler hiçbir zaman Türk toplumunun çoğunluğunu oluşturamamış olsa da hep dikkate değer bir ağırlığa sahiptir. Ekonomik, siyasal, bürokratik ve kültürel güçleri niceliklerine göre kat kat daha fazla olan bir toplumsal kesimdir.

Toplumun içinde hep azınlık gibi kalmışlar, bu durumu da belli düzeylerde oryantalist bir halk aşağılamasını çağrıştıran bir retorikle imtiyaz gibi görmüşlerdir. Bu kitlenin önemli bir bölümü hem kendilerini Batı'ya ait gördükleri için kültürel bakımdan hem de kendilerini ekonomik ve bürokratik üst-orta tabakalara mensup gördükleri için sınıfsal sebeplerle, kendilerini işçi, köylü, yoksul kesimlere ait gördükleri dindarlık, geleneksellik, milliyetçilik ve muhafazakârlık gibi değerlerden ayrıştırırlar.

Bu nedenle Türk toplumunun değerlerine olan karşıtlık bizzat Türk toplumunun oylarıyla seçtiklerine de bir karşıtlığa evrilir. Bu demokratik ülkelerde rastlanan bir muhalefet falan değil; nefret ve düşmanlık diline dayanan bir anti-siyaset olarak karşımıza çıkar. Bir asra yakın zamandır demokrasiye olumsuzluk, darbeciliğe ise meşruiyet atfeden bir dil ve söylemin kaynağı bu anti-siyasettir. Bunda siyaset yoluyla iktidar olmanın imkânsızlığına dayanan bir azınlık psikolojisinin de etkisi olduğu kadar zaten Türk halkını özne kabul etmeyen Batı sömürgeciliğinin de etkisi vardır.

Batılılar Batı-dışı toplumların kendilerini yönetmeye ehil olmadıklarını söyleyerek sömürgeciliklerini meşrulaştırmışlardır. Bu nedenle o topraklarda yerli Batıcı mümessil elitler yaratılmış ve aydınlanma, bilim, çağdaşlık, akıl gibi kavramların içi boşaltılarak o ülkenin millî değerlerine, dinine, tarihine ve kimliğine karşı ideolojik ve kültürel bir düşmanlık kurumsallaştırılmıştır.

Türkiye'deki Batıcı kesimlerde de bunun etkileri fazlasıyla görülmektedir. Lâkin bu kesimlerin içinde de çeşitli farklılaşmalar görülür. Bu kesimlerin önemli bir kısmı ideolojik bir bilinçten yoksun salt Batılı yaşam tarzı ekseninde dönüştürülmüş, benim de daha önce "küçük Beyazlar" olarak bu köşede tartıştığım lümpen gruplardan oluşur. Esas diğer bir önemli bir kısmı "Atatürkçü-Kemalist" olarak kendisini tanımlarken, kendisini "sol" tanımlayanların sayısı da giderek azalmıştır. CHP'de siyaset yapanların büyük bir kısmı ise yakın zamana kadar Kemalistlerdir.

Mustafa Kemal Paşa gibi hepimiz için bir millî sembol olmuş bir tarihsel şahsiyet üzerinden kendisine meşruiyet atfeden ve Atatürk sembolizmi üzerinden de önemli derecede toplumsal karşılık bulan CHP için de Kemalizm çok doktriner düzeyde olmasa bile söylemsel ve sembolik düzeyde temel dayanakların başında geliyordu.

2010'da FETÖ'nün kaset kumpasıyla Deniz Baykal'ı devirmesi ve sonrasında Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Başkanı olması sonrası CHP siyasetinde ve toplumsal tabanında (sosyolojisi kelimesini özellikle kullanmıyorum zira bu kullanımı yanlıştır) yarattığı küresel merkezli dönüşümlerin ne kadar anlaşıldığı tartışılır. Yukarıda anlattığım o Batıcı-Kemalist CHP'lileri bile yeterince Batıcı ve küreselci bulmayan; onların PKK, FETÖ gibi konularda yine belli miktarda bulunan hassasiyetlerinden bile rahatsız olan bir küreselci dizayn ile CHP'den Kemalizm ve Kemalistler kovuldu. PKK'nın siyasi uzantısıyla ittifak yapan, PKK'nın siyasi komiserlerine meydan meydan dolaşıp "özgürlük" vaat eden, FETÖ'cülere af getirmenin sözünü veren, Yunanistan'a veya Ermenistan'a karşı bugüne kadar en ufak bir itiraz veya tepki göstermediği gibi Amerikan vesayetinin tüm ekonomik, siyasal, kültürel boyutlarını kabul eden bir siyaset böyle oluştu.

Bu Amerikan dizaynı yapılırken CHP içindeki Kemalistler de partiden tedricen tasfiye edildi. Hayatında CHP'ye oy vermemiş, Atatürk'e bile düşmanlık yapmış bazı örgüt solcuları, HDP benzeri etnikçi veya mezhepçi örgütler 100 yıllık CHP'yi bir şekilde kontrolü altına aldı. O kadar ki Atatürk'e düşman bu örgüt mensupları Atatürk'ten adeta intikam alırcasına baş tacı edildi.

Her şeye rağmen dönüşmemekte direnen, biraz olsun bütün bunlardan rahatsız olanların sayısı da az değil. Az olmadığını nereden mi biliyoruz? Bugünlerde Kılıçdaroğlu'na karşı Muharrem İnce'yi destekleyenlerin sayısındaki o büyük artışta... Devam edeceğiz.

<p>Anadolu Yayıncılar Federasyonu (AYF) Başkanı Sinan Burhan, Filistin'de bugüne kadar 140 gazetecin

Sultanahmet Meydanı'nda Gazze'de öldürülen gazeteciler anılacak

İstanbul'da insan trafiği!

Hasankeyf'te bayram tatili yoğunluğu

Kapış kapış gidiyor: 50.000 TL'den başlıyor! İşte ikinci el araba modelleri…