• $32,2019
  • €34,9104
  • 2416.82
  • 10792.5
30 Mart 2023 Perşembe

Muhafazakârlık ve “Nankörlük”

Son günlerde Murat Bardakçı'nın "Muhafazakâr Nankörlük" başlıklı yazısı ile başlayan bir tartışma devam ediyor. Bardakçı bundan 20 yıl önce muhafazakârların, dindarların hayalini bile göremeyeceği şeylerin nasıl gerçekleştirildiğini ve bütün bunlara rağmen hâlâ kendisine "muhafazakâr" deyip Cumhurbaşkanı Erdoğan'a karşı muhalefette yer alanların hâl-i pür melâlini anlatıyor.

Neticede bundan 20 yıl önce Ayasofya'nın cami olarak tekrar açıldığını, başörtüsü yasağının kaldırıldığını, imam-hatiplerin üzerindeki engellerin kaldırıldığını ve Taksim Camii'nin inşa edildiğini kim düşünebilirdi ki?

Sadece bunlar da değil. Askeri vesayetin bitirilmesi, darbecilerle hesaplaşılması, Türkiye'nin tüm dünyadaki mazlum Müslümanları için sesini çıkaran tek ülke olması, Türkiye'de muhafazakâr siyasal, bürokratik, ekonomik ve kültürel elitlerin oluşmaya başlaması...

Daha düne kadar ne eğitim ne çalışma ne de seçilme hakkı olan Türk kadınının en az yarısını oluşturan başörtülü kadınların bugün artık tüm bu haklara sahip olmaları... Öğrenci olarak bile giremedikleri üniversitelerde akademisyen olmaları... Evlatlarının düğünleri için bile orduevlerine alınmazken bizzat ordunun mensubu olmaları... Mahkemelerde başörtüsü mücadelesi verdiği için yargılananların bugün hâkim ve savcı olmaları...

Örnekleri kat kat çoğaltmak mümkün. Güney Afrika'daki ırk ayrımına benzer bir apartheid rejimi 1000 yıllık Müslüman Türk yurdunda sona erdirildi. Bu ülkenin, milletin çoğunluğu öz yurdunda garip, öz vatanında parya olmaktan kurtarıldı.

Peki, o zaman nasıl oluyor da bütün bu hayali bile görülemeyecek hadiseleri gerçeğe dönüştüren Cumhurbaşkanı Erdoğan'a karşı (sayısı az ama sesleri çok) muhalif tavırlar alabilen sözde muhafazakâr tipler piyasaya çıkabiliyor? Hatta muhafazakârlara, dindarlara bunu yapan 28 Şubatçılardan İslam düşmanı PKK'nın siyasi şubesine ve başörtüsü yasakçılarına kadar ne kadar tip varsa hepsinin bolca bulunduğu ittifak denklemlerinde nasıl yer alabiliyor?

Yetmiyor; 2008 yılında AK Parti ve MHP'nin başörtüsüne özgürlük getirmek için getirdiği yasayı Anayasa Mahkemesi'ne götürüp iptal ettiren kişiyi de Cumhurbaşkanı adayı olarak destekleyebiliyor?

Bu durumdaki insanların psikolojisini anlayabilmek için birkaç açıdan bakmak gerekiyor. Bunlardan birincisi benim de sık sık tartıştığım kültürel hegemonya meselesi ve yukarıda bahsettiğim üzere muhafazakâr dindar kesimlere yaşatılanların neticesindeki travmanın bazılarında ciddi bir özgüven kaybına yol açması. Bu özgüven kaybı sürekli kültürel hegemonya sahiplerine kendini ispat etme veya beğendirme çabası olarak kendini gösteriyor.

İkincisi yine bu kültürel hegemonya meselesiyle ilişkili olarak kendisine "liberal sol" diyen ve açıkça Türk Devleti'ne düşmanlık yapan; küresel sistemin Türkiye düşmanı projelerine ideolojik argümantasyon merkezi olarak çalışan grubun 1990'lardan 2000'lere muhafazakâr veya İslamcı hareketler üzerinde ciddi etki etmesi. Onların diliyle, söylemiyle, kavramlarıyla konuşma hâlinin yaygınlaşması ve bunun arkasında da yukarıda bahsettiğim özgüven meselesi ile aşağılık kompleksinin bulunması.

Aslında o süreçte muhafazakârlar üzerinde önemli bir ideolojik ve toplumsal mühendislik denenmişti. Bu küresel ideolojik ve toplumsal mühendisliğin etkisi bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kırıldı ama hâlâ bu mühendisliğin ürünü hâline gelmiş küçük gruplar bulunuyordu. Bunların çoğu da nihayetinde partiden koptular ve kendilerini İslam karşıtlarıyla aynı ittifak denklemine entegre ettiler.

Bu entegrasyon sürecinde Batıcı kültürel hegemonyaya teslim olma ve küresel bir ideolojik mühendisliğin neticesi olarak devşirilme hâlleri kadar önemli başka şeyler de var. Mesela şahsi meselelerini veya makam kayıplarını güdenlerden açıkça etnikçilik yapanlara veya küresel birtakım ilişki ağlarının parçası olanlara kadar bu "nankörlük" denkleminin başka dinamikleri de söz konusu.

2019 yılından beri pek çok mecrada tartıştığım bu konuda çok kez değindiğim üzere, kendi camiasına ve partisine dönük "abartılı özeleştiri" yaptığını söylediklerimin, "bakın ben de eleştiriyorum" diye Beyazlara selam gönderenlerin, "ahlaki üstünlük" veya "özümüzü kaybettik" laflarını edenlerin neticede İslam karşıtlarıyla, PKK'nın siyasi şubesiyle, 28 Şubatçılarla ittifak yapar hâle gelecek akıbetlerini ise daha en başından söylemiştim.

<p>Titra Teknoloji tarafından 2019 yılında yapımına başlanan  ALPİN insansız helikopterin araştırma

İHA helikopter göreve hazır

Kars'ta ceviz büyüklüğünde dolu yağdı!

Valilikten Ankara'ya uyarı: Sel, fırtına ve doluya dikkat

Dünyanın en güçlü hava kuvvetine sahip ülkeleri belli oldu! Türkiye kaçıncı sırada?