• $32,3966
  • €34,5586
  • 2447.62
  • 9749.51
10 Nisan 2023 Pazartesi

Bir post-Kemalist proje olarak Kılıçdaroğlu CHP'si

Son yazımda Kemalizm'in sosyolojik ve tarihsel süreç içerisindeki değişimini; CHP'nin toplumsal tabanı ile parti yönetimi arasında oluşmaya başlamış ideolojik kopukluğu tartışmaya başlamıştım. Sosyolojik olarak Batıcılık ile Kemalizm arasındaki ilişkiyi biraz irdelemiş son dönemde de CHP'nin hem kadro hem ideoloji hem de söylem düzeylerinde Kemalizm'i bile yeterince Batıcı ve Küreselci bulmayan birtakım Amerikan uzantısı yapılar eliyle CHP'den Kemalistlerin nasıl tasfiye edildiğini ele almıştım.

Özellikle Kemalist-ulusalcılığın CHP'de siyasi temsilden yoksun hâle gelmesi anlamına gelen bu süreç neticede Kemalistlerin kendi fikirlerini temsil etmeyen CHP'ye oy vermeye daha ne kadar devam edecekleri sorusunu da beraberinde getiriyordu.

Nitekim teorik olarak demokrasilerde siyasi partilerin en temel varlık sebebi toplumsal ve siyasal grupların siyasal temsili için kurumsallaşmış yapılar olmasıdır. Kötü bir HDP taklidine dönen partilerinin kendilerini temsil etmesini bırakın, Kemalistleri dikkate bile almaması, elbette bu kitlenin yeni bir arayışa gireceğini gösteriyordu.

İşte bütün bu gelişmeler yaklaşan seçimlerin haricinde de benim ne zamandır bu köşede yapmak istediğim bir tartışmayı gündeme getiriyor. Bir süredir post-Kemalizm ve "post-post-Kemalizm" kavramları üzerinden bir tartışma yapılıyor.

2000'li yıllarda Türkiye'de Kemalizm'i teorik ve siyasal olarak itibarsız, çökmüş bir ideoloji konumuna sokan, liberal-solun başını çektiği ve buna ek olarak da muhafazakârların da farklı argümanlarla Kemalizm'e meydan okuduğu bir süreç yaşanmıştı. Liberal-solun "muhalif ama hegemonik" söylem üstünlüğünün sürüklediği sürece sonrasında literatürde "post-Kemalizm" denmişti.

Milliyetçi muhafazakârların Tek Parti geleneğinden darbeciliğe, İslâm karşıtlığından Batıcılığa, vesayete rıza gösteren dış politikaya ve Atatürk Türkçülüğünden uzaklaşmasına kadar "CHP Kemalizmi"ne yaptığı eleştiriler doğruydu. Liberal-solun eleştirileri ise daha çok Türk ulus-devletinin kurucusu bir siyasi hareket olmasını, üniter yapıyı savunmasını yani ulusalcı boyutlarını hedef alıyordu; küreselci ve operasyoneldi. Sonrasında 2010'da FETÖ kasetleriyle küresel operasyon yapıldı ve CHP'yi post-Kemalistler ele geçirdiler. Akabinde bilin bakalım CHP'yi ne yönde dönüştürdüler?

Mesela Kemalist CHP'yi daha İslam'a saygılı mı yaptılar? CHP Kemalizmi'ni Batıcı kültürü değil de Türk kültürünü savunur mu kıldılar? Darbeciliği bıraktırıp demokrat mı yaptılar? Bunların hiçbiri gerçekleşmedi. Daha da kötüsü oldu. CHP'ye PKK'nın şubesi ile ittifak yaptırıp, millî üniter yapıya karşıt etnikçi-mezhepçi grupların sözcüsü hâline getirdiler. Yani küresel dizaynın uzantısı olan post-Kemalist gruplar CHP'yi ele geçirdi ve Kemalistleri kendi partilerinden tasfiye etti. Kötü yanları düzelmediği gibi içi boşaltılmış bir Atatürk sembolizmiyle saklanmaya çalışılan bir küresel üs hâline geldi.

Hele hele bugün geldiğimiz noktada "Kemalizm ırkçılıktır" lafları edenlerin; "PKK terör örgütü değildir" diyenlerin; FETÖ kumpaslarının savcılarının hamisi olanların, açıkça Atatürk'e düşmanlık yapanların CHP'de liste başı olması öyle tesadüf falan değil.

CHP'yi AK Parti'den Amerikancı oldukları için kovulmuş isimlerin buluşma noktası; PKK ve FETÖ gibi konularda en hafif tabiriyle iyi sınav verememişlerin siyasi temsil makamı yapmış bir dönüşümden bahsediyoruz.

Zaten birkaç ay öncesine kadar adı bile unutulmuş Muharrem İnce'nin isminin bu kadar ayyuka çıkmasında hem CHP'deki dönüşümün Kemalistler için artık bardağı taşıracak noktaya gelmesinin hem de bunun üzerine bir de HDP ile yapılan aleni ittifakın payı büyük.

Kılıçdaroğlu'na oy vermek istemeyen Kemalistlerin ve buna ek olarak da partilerinin çözülmesi sonrası büyük kısmı MHP'ye yönelmiş İyi Parti seçmeninden geriye kalanların da Muharrem İnce isminin etrafında kümelendiği görülüyor.

Peki, Muharrem İnce böyle bir momentte, bu toplumsal desteği ve bu boşaltılmış Kemalist, ulusalcı siyaset alanını bir siyasal harekete ve liderliğe dönüştürebilecek mi? Buna hem kendisinin hem de kadrosunun siyasal veya entelektüel kapasitesi yetecek mi? 90'lı yıllarda o dönemin HDP'si olan HEP'le ittifak yapan SHP'ye karşı o dönem ulusalcı kesimlerin Ecevit DSP'sini ve sonra Baykal CHP'sini yükseltmesi gibi bir netice ortaya çıkacak mı? Bunları göreceğiz. Post-Kemalizm tartışmasına devam edeceğiz.

<p> İsrail, yıllardır abluka altında tuttuğu Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarını 191 gündür sürdür

Katil İsrail Gazze'ye saldırmaya devam ediyor

Yüzey yarıkları çoğalıyor! Uzmanlardan obruk uyarısı

Piknikçiler Dicle Nehri kıyısını çöplüğe çevirdi

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (15 Nisan 2024)