• $32,3607
  • €34,4602
  • 2438.65
  • 9814.19
17 Nisan 2023 Pazartesi

Lanetli kavim

1967'de Gordon Stephenson öncülüğünde yapılan "Beş Maymun Deneyi" bugün tartıştığımız pek çok konuda bize bir fikir veriyor. Tepesinde muz asılı olan ve muza ulaşmak için bir merdivenin bulunduğu kafese 5 tane maymun koyuluyor. Maymunlardan biri merdiveni tırmanıp muza ulaşmak istediğinde yalnızca merdivene çıkan değil orada bulunan tüm maymunlara tazyikli soğuk su sıkılmaya başlanıyor. Bu birkaç kez tekrarlanıyor ve nihayetinde tüm maymunlar her seferinde buz gibi suyla sırılsıklam oluyor.

Sonrasında kafesteki maymunlardan biri yeni bir maymunla değiştiriliyor. Yeni maymun kafese koyulduğunda merdivene doğru hamle yapıp muzu almaya çalıştığında bu kez kafeste bulunan tüm maymunlar tarafından dövülmeye başlıyor ve bir daha muzu almaya yönelik bir hamle yapmıyor. Sonrasında ilk başta kafeste olan maymunlardan bir tanesi daha değiştirilerek yerine yeni bir maymun daha koyuluyor. Bu maymun da merdivene doğru hamle yapıyor ve yine diğer tüm maymunlardan dayak yiyip pişman ediliyor. Ama bu maymuna en sert ve en önde saldıran maymunun kendisinden bir önce kafese koyulup dayak yiyen maymun olduğu dikkatlerden kaçmıyor.

Sosyal psikoloji literatüründe çok önemli bir yeri olan "öğrenilmiş çaresizlik" kavramının ortaya çıkışında büyük payı olan bu deneyi daha önce de yazmıştım. İşte bu öğrenilmiş çaresizlik deneyinin maymunlarıyla biz her gün, her fırsatta karşılaşmaya devam ediyoruz.

Devrim Arabalarından Türk teknolojisinin, mühendisliğinin, biliminin gururu TOGG'a gelinceye kadar bu maymunlara çok denk geldik. Dünyanın tüm savaş konseptini değiştirip, tüm dünya tarafından taklit edilmeye çalışılan SİHA'larımızdan bile rahatsız olup, kulp takmaya çalışanları iyi hatırlıyoruz.

Özellikle bu maymunları en çok rahatsız eden şey ise TOGG. Çünkü Türklerin kendi arabalarını üretebilmesi çok önemli bir psikolojik eşik, bir merdivendi. Gerçekleşmesine ihtimal verilmeyen bir rüyaydı. O nedenle TOGG'un kamuoyuna tanıtılmasından bugüne, içinde büyük bir acı hisseden bir güruh var. Bir eksik bulmak için çırpınanlardan, bunun aslında Türkler tarafından yapılmadığını ispat etmek için çırpınanlara kadar... Niye çırpınıyorlar? Çünkü aynı o Beş Maymun Deneyi'nde olduğu gibi merdivenden çıkanı dövmeye şartlandırılmışlar.

O kadar ki Ankara'nın caddelerine çıkmış TOGG'a bir başka arabanın arkadan çarpmasını büyük bir zevkle kutlayacak kadar maymunlar. Bu arada bunların büyük bir kısmının öğrenilmiş çaresizlik psikolojisine savrulmuş bazı sözde Türkler olduğunu düşünsem de; bir de bu kitledeki psikolojik potansiyeli fark edip daha çok manipüle etmeye çalışanlar var. FETÖ'nün sosyal medya hesapları gibi. Dedesinden, babasından Türklere karşı bazı kinleri miras almış bazı gayrı-Türkler gibi.

Üstelik bu maymunlar sadece sosyal medyada yaşamıyorlar. Bir kısmı siyasetçi kılığında dolaşıyor, bir kısmı eline silah alıp dağa çıkıyor, bir kısmı da Deniz Kuvvetleri'nde NATO'cu efendilerinin ittirmesiyle amiralliğe kadar bile yükseliyor.

Öyle ya! Türk denizciliğinin ve mühendisliğinin gururu, dünyanın ilk SİHA Gemisi TCG Anadolu'ya saldırıp, onu itibarsızlaştırmaya çalışanlara baktığımızda da karşımızda geniş bir kadro var.

Sanki Allah tarafından topluca maymuna çevrilerek lanetlenmiş bir kavim gibiler.

Bu noktada Batı'nın küresel kültürel hegemonyasının ve onun semptomlarından biri olan bu bahsettiğim kitlesel öğrenilmiş çaresizlik psikolojisinin en bariz görüldüğü yerlerden biri de gündelik hayat. Son günlerde "bayrak sallasaydın" etiketiyle sosyal medyada paylaşılan ve gençliğin gündelik hayattaki diyaloglarını anlatan çok isabetli bir video var.

Orada görüldüğü üzere gündelik hayatta Türkiye'yi ve Türkleri küçümseme, devleti aşağılayıp dalga geçme üzerinden üretilen bir statü var. Evet, maalesef var. Bu öz nefret (self-hatred) hâli maalesef bizim ülkemizde görülüyor. Batı'da gördüğü her şeyde bir keramet arayıp, aynı şeyler ve hatta daha iyileri burada olduğunda burun kıvıran bu öz nefret hâli âdeta bir köle ahlakına dönüşmüş durumda. Kendisi Türk ama Türk'ten ve Türk'e dair her şeyden nefret eden bir kafa... Franz Fanon'un "siyah deri, beyaz maske" dediği türden bir hâl. Üstelik bu millet tarih boyu hiç sömürge olmamışken, yapılamamışken...

<p>Anadolu Yayıncılar Federasyonu (AYF) Başkanı Sinan Burhan, Filistin'de bugüne kadar 140 gazetecin

Sultanahmet Meydanı'nda Gazze'de öldürülen gazeteciler anılacak

İstanbul'da insan trafiği!

Hasankeyf'te bayram tatili yoğunluğu

Kapış kapış gidiyor: 50.000 TL'den başlıyor! İşte ikinci el araba modelleri…