• $7,4627
  • €9,024
  • 437.81
  • 1524.49
29 Kasım 2011 Salı

Avukatlığın da 'yabancılaşması'

Hem küçük Çin hem de küçük Amerika olma gibi çelişik hevesleriyle eli ayağına dolaşarak küresel sermayenin taleplerine yönelik yasa üzerine yasa çıkaran Türkiye, yargı alanını 'sömürgeleştirmeye' açıyor.
Önce, Hukuk Muhakemeleri Usulü Yasası'yla dava masraflarının peşinen yatırılması şartı getirildi.
Davacının, taraf sayısının 5 katı tebligat giderini, bilirkişi ücreti ve kaç kişiyse o kadar katlanarak artan tanık ücretlerini nakit yatırmadan dava açması imkanı ortadan kaldırıldı.
Böylece emekçilerin, yoksulların asgari 600-700 TL yatırmadan adalet ve hak aramak için dava açma hakkı, 'paraya ya da zenginliğe' endekslenmiş oldu.
Şimdi ise AKŞAM Gazetesi'nde Özlem Çelik'in haberinde, Türkiye Barolar Birliği'nin üzerinde harıl harıl çalıştığı Yeni Avukatlık Yasa taslağında avukatlık mesleğinin kamusal niteliğini esnetecek ve yabancı avukatlık şirketlerinin ülkenin dört bir yanında şubeleriyle faaliyet göstermelerinin önünü açacak düzenlemelerle ilgili tartışmalar yer almıştı.
Türkiye Barolar Birliği, bu tasarının avukatlık mesleği ve yargı alanıyla ilgili içerdiği ağır 'tehlikeyi' basına duyurduğu için Ankara Barosu'na ateş püskürüyordu. 
Yani daha özetle söylersek; yeni yasayla 'danışmanlık' adı altında Türkiye'ye çöreklenen yıllık ciroları birkaç milyar dolardan aşağı kalmayan küresel hukuk şirketleri tam fiiliyata geçirilirken, baro tahakkümüne girmiş, iradesizleştirmiş, çalışma alanı sınırlanmış avukatlık mesleğinin deformasyonunu da gerçekleşmiş olacaktı.
Küreselleşmeye göre şekillenmiş mesleklere avukatlık katılırken, yabancı hukuk tekellerinin yerel avukatlık bürolarını silip geçeceği kesin...       
Zaten yabancı sermayeyi teşvik diye Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı avukatlık ortaklıkları, sadece uluslararası hukuk konularında danışmanlık hizmeti koşuluyla açılmalarına rağmen kısa sürede mevzuata aykırı etkinliklerini çoğaltıp kurumsal müşteri portföylerini kabartmışlardı.
Tahmin edildiği üzere marka yabancı 'hukuk' danışmanlık firmaları Türkiye'ye daha fazla karlılık için gelip kazançlarını ülkelerine taşırken, Türk avukatlarının ne AB'de ne de ABD'de avukatlık yapmaları söz konusu değildi.
Ayrıca yeni kanun tasarısında avukatlar, Türkiye Barolar Birliği'nin katı vesayet sistemi altında zapturapta alınıyor.
Avukatların kazandıkları paranın tamamını barolara yatırmaları ve kıdemlerine(?) göre dava almaları ya da 65 yaş üstü avukatı meslek dışı bırakma gibi meslek etiğine ve kişilik haklarına aykırı düzenlemeler dikkat çekiyor.
Avukatlık stajının iki yıla çıkartılıp, bir yıl da Türkiye Adalet Akademisi'nde 'tek tipleşmeleri' sağlanmış oluyor.
Delik deşik edilmiş çalışma hayatı önde taşeron kıdem tazminatsız işçiler, kiralık sağlık emekçileri, sokaklara yığılmış atanmayan öğretmenler,  işsiz finansçılar, taşeron sosyolog, psikologlar, parça başı iş yapan mühendisler, özgür/vakıf üniversitelerinin sendikaya üye olunca atılan sözleşmeli akademisyenleri, performans sistemi/tam gün'le terbiye edilen doktorlarının resmigeçidine en son 'avukatlar da' eklenmiş oluyor!
Her üniversite mezunu 4 gençten birinin ve toplam 6 milyon kişinin işsiz olduğu Türkiye, gerekirse yabancı doktor, öğretmen, avukat ithali yaparak hem küçük Amerika hem de işsizlikle ıslah ettiği emek piyasasıyla küçük Çin olmanın kibrini yaşarken sakın küreselleşmenin 'gelişmekte olan sömürgesi' olmasın...

<p>Okurlarından gelen 'Kullanmış olduğunuz dil, çoğu kez 'ağdalı ve anlaşılması güç' noktasında gele

'Türkçenin inceliklerini kullanmazsak yok olup gidecek'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Binbir derde deva mucize besin siyah turpun faydaları

Kasrik Boğazı güzel manzarasıyla keşfedilmeyi bekleniyor