• $7,4627
  • €9,024
  • 437.81
  • 1524.49
26 Kasım 2011 Cumartesi

Hepimiz potansiyel Vanlı'yız...

Deprem çadır potansiyeline, bibergazı stokları kadar dikkat geliştirmeyen devlet yetkilileri, Türkiye'nin çadır potansiyelini idrak ettiklerini kabul ederken, şu an deprem olsa verecek çadırlarının olmadığını itiraf ediyordu.
O yüzden de bütün temennileri olası yeni bir depremin yaz aylarında gerçekleşmesiydi.
Deprem vergilerinin üzerinden kayıp giden duble yollar, finansman çıldırtıcı artistik projelerin diyarı, 1. dereceden deprem bölgesi ülkemizin devasa yapılaşma hızına karşılık en fazlasından 100 bin bez çadırımız, afet varlığımızdı.
Yani yakın bir gelecekte deprem ihtimali, hiçbirimizi Van halkının yaşadığı tecrübeden muaf tutamıyordu...
Nerede hangi kamu binasında ya da Marmara kumuyla inşa edilmiş bir konutta veya dışı kaplama otel, 'ticarileşmiş yapı denetiminden geçmiş' kafe ve restoranda olacağımızı kestirmezdik!
Açıkçası 'hepimiz potansiyel Vanlı'ydık' ve Van'ın gündemden çekilen deprem hikayelerine kulak kabartmalıydık.
Van-Erciş depreminden bir ay sonra İçişleri Bakanı'nın 'ihtişamlı saraylara' benzettiği çadırlarda çocuklar, eğer yangından ölmediyse zatürreeden ölüyorlardı!
Çocuklara olan mezar deprem çadırlarına ulaşmak için mücadele veren depremzedeler ise örtülü ödenekten alınan 2.3 milyon lira ile takviye edilen biber gazıyla etkisiz hale getiriliyorlardı. Ya da Muradiye İlçesi'nde evindeki çatlaklar yüzünden evine giremediği için Kaymakam'dan hasar tespiti yapmasını isteyen 60 yaşındaki memur emeklisi Cihangir Bulut gibi kaymakamı 'rahatsız edince' önce küfür yiyip, kovulup sonra mahkemece tutuklanıyor ve Bitlis Cezaevi'ne koyuluveriyordu.
Kamu görevlilerine hakaret suçlaması deprem falan dinlemiyor, evsiz insanlar kaymakam şikayetiyle içeri atılıyordu...
Devlet, binaların yüzde 90'ının hasar gördüğü Van'ı afet bölgesi ilan etmemişti ama 'olağanüstü hal uygulamaları' eksi 10 derecede bir aydır sokakta kalmış vatandaş üzerinde tatbike açıktı.
Çürük hastanelerin, okulların, kamu binalarının hizmet veremediği Van'da yine afet bölgesi ilan edilmediği için 30 TL'lik hasar tespit ücreti 580 TL'ye çıkmıştı. Bir depremzede, hasar tespiti yaptırıp yasal haklarını araması için yeni Hukuk Muhakemeleri Yasası'nın fahiş gider avansı tarifesine tabiydi...
Oysa Van'ın bütün yapı denetiminin sorumlusu devlet, afet bölgesi ilan etmediği için hasar tespitiyle yükümlü değildi...
Ucuz diye çürük binaları kiralayarak hayatını kaybeden 77 öğretmen için duygusal klip hazırlayan MEB, Van depremi sonrasında öğretmenlerin ek ders ücretlerini keserek maaş alımını durdurmuştu.
Patnos'ta Öğretmenevi'ne çatlaklar nedeniyle giremedikleri için çadır isteyen 150'ye yakın öğretmen anında Emniyet'e çağrılarak ifadeleri alınıyordu...
Devletin asli refleksleri deprem falan dinlemiyordu, 'Sendikaya üye misiniz, daha önce hapse girdiniz mi' sorularını cevaplayan öğretmenlerin fotoğrafları alınarak 'fiş bilgileri' devlete iletiliyordu. 
Velhasıl Van 600 bin sokakta kalan insanıyla 'Afet Bölgesi ilan edilmedi', ikinci depremin getirdiği 'ölüm ve ihmallerle' ilgili bir tek mülki amir sorumluluğu dolayısıyla istifa etmedi, Şehircilik ve Çevre Bakanı 'istifa sözü geçince gülüp geçiyorum' diyor.
Pek tabii ki bibergazı ve plastik mermi stoklarımız için hiçbir devlet zafiyeti yok!
Sadece 'ihtişamlı saray gibi sıcacık çadırlara' sığamayan on binlerce Vanlı, her gün şehirlerini terk edip göç yollarına düşüyorlar.
En son gelen haberi de atlamayalım çadır kentlere gazetecilerin girip haber yapması valilikçe yasaklandı...  Özetle Van'ın bu deprem hikayesi size çok mu uzak geliyor bugünden ve yaşadığınız yerden?

<p>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla, koronavirüs aşısına dai

Bakan Koca paylaştı: Aşı uygulaması hakkında pratik bilgiler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kar yağışı sonrası İstanbul barajlarında son durum

Balıkçıların buz tutan nehirdeki zorlu mücadelesi