• $7,391
  • €8,9505
  • 436.696
  • 1454.29
24 Kasım 2011 Perşembe

74 milyon vatandaşa paralı sağlık 'hizmeti' verilir!

2002 yılında başlatılan ve yoğun popülist söylemlerle, hedef şaşırtılarak sürdürülen 'kamusal sağlık sisteminin topyekun özelleştirilmesi', 663 Sayılı Kanun Hükmündeki Kararname ile nihayete erdi.
'Vatandaşın boynunu büktürmeyeceğiz!', 'Vatandaş kamu, özel, bütün hastanelerde parasız tedavi edilecektir!' popülizminin arkasına gizlenen, sağlık alanındaki büyük zihni ve yapısal altüst oluşun adı 663 sayılı KHK ile koyuldu.
663 sayılı KHK'nın içeriğini en özlü biçimde, hekim faaliyetlerinin kamusal yarar taşıdığına yönelik 'kamu yararı' ibaresinin silinmesi özetlerken, 'alternatif tıp' sektörü büyük pazarı, bol müşterisi, kanıtlanmamış bilimselliğiyle Sağlık Bakanlığı'mızın kanatları altına alındı.
Ne TBMM'nin iradesi, ne sağlık meslek örgütlerinin görüşü ne de kamuoyunun bilgisine sunulan bu kararnameyle bütün devlet hastaneleri performans odaklı, maliyet saplantılı ve kar amaçlı profesyonellerin yöneteceği işletmeler haline geliyor.
Ayrıca hastanelerin kamusal, kadrolu, güvenceli tüm sağlık personeli kuralsız, esnek, güvencesiz çalışma modellerine mecbur edilerek, tecrübe, süreklilik ve ekip çalışması gerektiren sağlık hizmetinin niteliği de 'esnetiliyor'.
Hekimlere günde kaç reçete, kaç tetkik yazdın, kaç hasta baktın diye dayatılan işletmeci performans sistemi, piyasaların eli olarak artık hasta ve hekimlerin boğazında olacak. 
Mevcut kamu sağlık sistemi, hastaneleri, çalışanları ve teşkilat yapısıyla lağvedilerek sağlık alanı, sağlık piyasalarına doğru evriliyor.   
Şimdi 120 bin hekimin 2 bin tanesinin muayenehanesini diline dolayarak hekimlik mesleğini paragöz, çıkarcı propagandasına indirgeyerek halka 'size bıçak parası verdirtmeyeceğiz' diyen Sağlık Bakanlığı'nın ülkemize kazandırdığı 41 milyar cirolu, 499 özel hastaneye ek 105 hastane daha gün sayıyor.
Sağlık bütçemizin şimdilik yüzde 31'inin aktarıldığı özel sağlık sistemi, Tam Gün Yasası'yla köşeye sıkıştırılan hekimlerin 'ucuzlatılmış' emek arzının üzerinden yükselmeye devam edecek.
Ve temel tıp eğitimi ve mezuniyet sonrası eğitim ve pratiğin akademik mekanı üniversite hastaneleri, büyük ameliyatların yüzde 37'sini yaparken özel sektör de bu oranın yüzde 40'lara varması 'sağlıkta dönüşümün' nişanesi olsa gerek...
Üniversitelerde bilimsel araştırmaların dondurulduğu, makalelerin yarıya indiği ve hocaların ameliyatlara girmeyip hastaya el sürmediği Türkiye'de, on yıl içinde kimse ameliyatına girecek yetkinlikte eğitim almış hekim bulamayacak.
Bu arada Sağlık Bakanlığı'nın 'sağlık hizmetini piyasalaştırma sürecini' maskeleyen stratejik popülizm söylemi de bitti.
74 milyon vatandaşımızdan 'paralı' olan herkes anında ama parası olmayanlar 3000-4000 kişiye bakan aile hekiminden 'sevk almayı' başarıp hastaneye ulaşabilecek.
Ve hızla artan muayene ve ilaç katkı payını ödeyebilen vatandaşlar ise beş dakika gördükleri doktorun tedavi edemediği hastalık için ikinci muayenede de para ödeyecekler.
Van deprem bölgesinde çadırda kalan depremzedelerin ilaç 'katkı payının' cash alındığını unutmayalım.
Ayrıca 9.5 milyon kişinin kullandığı Yeşil Kart da yılbaşından sonra popüler politik misyonu bitmiş bir uygulama olarak tarih oluyor...
Yasal kurulumu tamamlanan paralı, piyasacı sağlık işletmeleri müşterilerini beklerken 'ucuz emek' hekimler ve 'kiralık' sağlık emekçileri kamuoyuna kaybettikleri 'sağlık hakkı ve nitelikli/bilimsel tedavi imkanını' g(ö)revlerinde anlatmaya kararlılar...

<h3>Başkan Erdoğan’dan CHP’ye erken seçim yanıtı</h3><p>“2023’E KADAR BEK

27 Ocak 2021 Güncel Haberler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Tırnağınıza diş macunu sürüp bekleyin! Faydalarını öğrenince şaşıracaksınız

Çamlıca tepesi ve çevresinde muhteşem kar manzarası