• $8,058
  • €9,6752
  • 460.376
  • 1408.14
14 Temmuz 2015 Salı

Solu ulusalcı mı istersiniz, liberal mi?

Türkiye’de solun iki akımı, ulusalcı sol ve liberal sol olarak adlandırılıyor. Aslında bu ayrım bütün dünyada mevcuttur. Sol, kapitalizmin kültürel değerlerinin savunucusu olarak ortaya çıktığı ilk dönemlerde geçmiş yapıları yıkmak ve yeniyi savunmak için değişimden yana bir tavır almaktaydı. Radikal veya cumhuriyetçi olarak anıldığı bu dönemde eski geleneklerden kalma bazı olumlu yanları, yiğitlik, mertlik, ulusal onur, ülkenin bağımsızlığı gibi değerleri savunuyordu. Ulus-devlet anlayışı halkçılığı da bir nebze olsun gerekli kılmakta ve cumhuriyetçi solun toplum yararına bazı talepleri desteklemesini sağlamaktaydı.

Solun ilerici ilan edip savunusunu yaptığı kapitalizm tüm dünyada yerleşince, eski yapılar tamamıyla yıkılıp sermaye fetişizmi küresel egemenliğini tam anlamıyla ilan edince, sol akım da liberal aşamasına vardı. Kapitalizm artık toplumun her hücresine sızmak, tüm insanı değerleri yok etmek üzere insan bilincinin bizzat kendisini hedef almaktaydı. Bu çerçevede eskiden ulusal ve toplumsal kimi hakları egemenlere karşı savunan sol, liberal döneminde kendini tamamen düzeni savunmaya odakladı. Küresel sermayenin gösteri toplumunda liberal solun işlevi insana kimliğini ve kişiliğini veren her türlü aidiyete karşı savaşmaktır. Kültürel, dini, cinsel her türlü aidiyet hatta insanın yaş aidiyeti bile liberallerin hedefindedir. Bu nedenle liberal devrimin temel gücü kendini özgür birey zanneden ama aslında tek tip insan haline getirilmiş pop kültür kölesi orta sınıf, öncü gücü ise LGBT’dir. İşte önceleri cumhuriyetçi-ulusalcı olan solun dünyanın her yerinde ulaştığı yer budur.
Türkiye’de CHP’nin macerasını bu vizyonla ele aldığımızda Kılıçdaroğlu’yla birlikte bu partinin artık cumhuriyetçi, ulusalcı bir parti olmayıp liberal bir parti haline dönüştüğünü görmekteyiz. Atatürk’ün eski partisi artık bütün liberal kurumlar gibi göbeğinden ABD-İngiliz ekolüne bağlı, Türkiye’nin ulusal bağımsızlık ve bütünlüğüne, kültürel değerlerimize ve adalet duygumuza karşı olan bir partidir. CHP’deki gelişmeler bazılarının öne sürdüğü gibi olumlu değil çok olumsuz yöndedir. CHP’nin, Cumhuriyet gazetesinin ve seçimlerde HDP’ye oy vermiş olan sol çevrelerin bugünkü durumu vahimdir. Ulusalcı solun marjinal hale getirilmesi bir ABD projesi olan Fethullahçılığın ve yan ürünü ‘Taraf’ ve ardıllarının bir başarısıdır.
Halkımız tarihte sevabıyla günahıyla ulusalcı-cumhuriyetçi akımla birlikte önemli kazanımlar elde edebilmiştir. Kurtuluş Savaşı bunun en büyük örneğidir. O dönemde Ankara’da ulusalcı-cumhuriyetçi akımın temsilcileri Meclis’te Müslüman halkın temsilcileriyle beraberdi. İstanbul’da liberalller vardı ve onlar ise halkın değil işbirlikçilerin temsilcileri olan bazı ‘Müslümanlar’la birliktelerdi.
O dönemde kültürel açıdan Batı yanlısı olanlar arasında Ankara çizgisini savunanlar da vardı, İstanbul çizgisini savunanlar da. Aynı şekilde Müslümanlar içinde siyasal bağımsızlık savaşını destekleyen bir çoğunluk olduğu gibi, köleliğe razı bir azınlık da bulunuyordu. Bu saptamadan her iki kesim için de alınacak çok dersler vardır. Şu içinde yaşadığımız kan ve ateş çemberi içinde önemli olan hayat tarzı değil toplumsal varlığımız konusunda alınan tavırdır.
Kurtuluş Savaşı önderinin 1930’lardan itibaren Saray’a hapsedilmesi ve toplum mühendisliği projeleri sonucu halk arasında derin bir çatlak yaratılması küresel sermayenin böl-yönet projesiydi. Bu konu şu açıdan önemlidir: Kendilerine toplumda daha geniş bir alan açmak isteyen liberaller ve işbirlikçi bazı İslami görünümlü akımlar bu çatlaktan hâlâ yararlanıyorlar. Tarihsel konuları tarihçilere bırakıp gözümüzü günün gerçeklerine açalım. Yılan bizi daha önce soktuğu yerden bir kez daha sokmasın.

<p>Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ile görüşmesinde ger

Dendias provokasyon için mi geldi?

Milli Savunma Bakanlığı fotoğrafları paylaştı

''Baharın müjdecisi'' leylekler Bingöl'e renk kattı

Bozuk parayla öyle bir şey yaptı ki görenleri hayrete düşürdü