• $8,058
  • €9,6752
  • 460.376
  • 1408.14
04 Temmuz 2015 Cumartesi

Danışman kamuoyu oluşturur mu?

AK Parti-CHP koalisyonu yönünde kamuoyu oluşturmak isteyen köşe yazarları serisine bir başbakan danışmanının eklenmesi doğrusu şaşırtıcıdır.

Bir insan aynı anda bir firmanın başkan danışmanı ve kamuoyu oluşturmayla görevli elemanı olabilir mi? Olursa, söyleyeceği her söz o firmayı da bağlar. Örneğin bir deterjan firmasının danışmanı potansiyel müşterilere ‘sakın bu deterjanı tek başına kullanmayın, yanında mutlaka filanca firmanın yumuşatıcı ürünü de olsun’ diyorsa, bu insan gerçekte hangi firmaya çalışmaktadır? Deterjan firmasına mı? Yumuşatıcı firmasına mı?
Gazetemiz köşe yazarı Mahçupyan ‘Niye CHP ile olmalı’ başlığını attığı yazısıyla koalisyon pazarlığı sürecinde rol üstlenmiştir. Davutoğlu, danışmanının bu yazısıyla CHP karşısında zor bir duruma düşmüştür. Dünyada siyasetçilerin danışmanları olur, bunlar arasında köşe yazarları da bulunabilir, ancak koalisyon görüşmeleri veya örneğin memurlara maaş zammı gibi çok somut konularda danışmanlar dillerini tutarlar.
Büyük bir firmanın başkan danışmanı bu firmanın ‘kendisini ve imajını yönetmekte başarısız kaldığını’ kamuoyuna açık bir mecrada söylüyorsa bunun ancak iki anlamı olabilir: Ya o danışman, başkanın isteğiyle ve onun sözcüsü olarak bu açıklamayı yapmıştır ya da danışman başarısızlık konusunda özel konuşmalarında ikna edemediği patronunu açıkça değersizleştirmektedir. Her iki durumda da kamuoyunun aydınlatılması gerekir.
İşin özü: Mahçupyan, AK Parti’nin dünyadaki egemenlik odakları karşısında bir meşruiyet sorunu yaşadığını, bu nedenle hükümeti CHP ile kurarak bu sorunu aşabileceğini söylüyor. Türkiye’de ‘dünyayı Batı ile Doğu’nun mücadele alanı olarak gören’ bazı çevrelerin CHP ile koalisyona karşı olduklarını, ancak bu koalisyon için o çevrelere ihtiyaç bulunmadığını söylüyor. Bunun anlamı nedir? Herkes gibi bizim de AK Parti denilince anladığımız çizgi ‘One Minute’, ‘dünya 5‘ten büyüktür’ ve ‘Rabia’ çizgisidir. ‘Batı medyası beni övseydi kendimden şüphe ederdim’ diyen liderinin çizgisidir. Mahçupyan bu liderin arkasında duran milyonların da bulunduğunu hesaba katmıyor, küçümseyici bir tavırla sadece bir ‘çevre’den söz ediyor, ancak unuttuğu şudur ki bu çizgi dışındaki AK Parti’nin de, eğer öyle bir AK Parti olursa, alacağı oy işte ancak Fethullahçı adayların oyları kadardır. Batı’nın AK Parti-CHP koalisyonu istemesinin nedeni de budur: AK Parti’yi de ANAP gibi eritip yok etmek. Demokrat ve seçmene saygılı insanlar Batı’nın desteğiyle toplum mühendisliği yapmazlar. Mahçupyan yazdığı köşe yazısıyla yeni Mesut Yılmazlar yaratma peşinde midir?
Fethullahçı yahut Fethullah destekli medyadan kopmuş bazı dostların anlamadığı şudur: Bu grupla AK Parti arasındaki sorun sadece paralel örgütlenme değildir. Gülen grubunun Türkiye’ye karşı ABD çıkarlarını savunmasıdır. AK Parti’ye oy verenler bu grubun Batı odaklı dünya vizyonuna da, kişiye tapma odaklı sahte dinlerine de karşıdır. Batı’nın her dediğine ‘yes sahip’ diyen liberallerin kendileri de daha önce parti kurup seçimlere katılmışlardır. Aldıkları oy da yüzde 0,01 civarında olmuştur.
Türkiye medyasındaki bir garabet toplumdaki ağırlıkları yüzde 0 civarında olanların köşe başlarını tutmuş olmalarıdır. Bunu ekonomik iktidarı elinde bulunduran Batı yanlısı güçlerin kültürel hegemonyasıyla açıklayabiliriz. Ama asıl garabet Türkiye’deki vatansever birçok insanın bu kişileri AK Parti’nin sözcüleri sanmasıdır. Bu görünüm AK Parti için zararlıdır, Nazlı Ilıcak’ı hâlâ AK Partili zannedip bu yüzden uzak duran insanlar bulunduğunu hatırlatırım.

<p>Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ile görüşmesinde ger

Dendias provokasyon için mi geldi?

Belgrad Ormanı'ndaki devasa çukur şaşkına çevirdi

Bakan Soylu, Salgınla Mücadele Değerlendirme Toplantısı'na katıldı

8. Cumhurbaşkanı Özal'ın ölümünün üzerinden 28 yıl geçti