• $9,5186
  • €11,0689
  • 549.482
  • 1519.25
30 Ağustos 2014 Cumartesi

Kapitalizm çöküyor farkında mısınız?

Özellikle Batı’yı sarsan son ekonomik kriz 2008’de başladı. Birçok gözlemciye göre bunun nedeni finans sektörü ve aşırı borçlanan ülkelerdi. Avrupa’da yeni çıkan ‘Büyük Değer Kaybı’ adındaki kitabın yazarları iki Alman araştırmacı Ernst Lohoff et Norbert Trenkle bu konuya başka ve daha esaslı bir açıdan bakmaktalar.

Sermaye putu ve büyüme efsanesi

İçinde yaşadığımız kapitalist sistemin merkezinde filozofun ‘otomatik özne’ dediği ve bir fetiş (put) olan sermayenin özerk hareketi vardır. Kapitalizm süreci sermaye+meta üretimi+daha fazla sermaye şeklinde ilerler. Basit bir anlatımla, başlangıçta bir sermaye vardır, bu sermaye büyür. Üretim sürecindeki ‘soyut emek’ bu büyümeyi sağlar. Krizlerin asıl nedeni, büyümenin sağlanamamasıdır. Büyüme olmayınca kimse para yatırmaz, çark durur ve kriz olur.
Klasik ekonomiye ve Marx metoduna dayanan analize göre sistemde değer yaratılması giderek olanak dışı hale geliyor. Klasik ekonomide bir metanın değeri temel olarak ona harcanan emek miktarıyla belirlenir. Günümüzde ise emeğe ihtiyaç kalmıyor. İş ortadan kalkıyor. Batı’da yoğun bir sanayisizleşme süreci yaşanıyor. Dünyada her şeyi otomatik makineler yapıyor. Reel ekonomide emek olmaksızın değer yaratılamıyor ve büyüme bir türlü gerçekleşmiyor. İlk buhar makinesiyle sembolize edilen birinci sanayi devriminden sonra, 1910’lardan itibaren ikinci sanayi devrimi yaşanmıştır. Seri fabrika üretimiyle (fordizm) gelen bu devrimin yarattığı 1929 ekonomik bunalımı savaşla ve tüketim toplumuyla aşılabilmiştir. 1970’lerden itibaren ise enformatik ve otomasyon gibi yeniliklerle üçüncü sanayi devrimi başlamıştır. İşgücü üretimden hızla çıkmaya başlamış, bu da kapitalizmin reel ekonomi içinde değer yaratma olanaklarını ortadan kaldırmıştır.

Her şey hatta gelecek dahi satılmış

Yapısal bir hale gelen krizi ‘ötelemek’ için bulunabilen tek çare yoğun biçimde krediye, finans ürünlerine ve ürünlerin yan ürünlerine başvurmak olmuştur. Oysa bu, ‘geleceği satmaktan’ başka bir şey değildir. Kredi veya değişik finans ürünleri son analizde gelecekte elde edileceği düşünülen ya da ‘kestirilen’ değeri bugünden oluşmuş kabul edip kullanmaktan ibarettir.
Daha 1850’lerdeki krizler sırasında öngörülüp kullanılan ‘hayali sermaye’ kavramı işte bugünün gerçeği olmuştur. Bir tarafta çöken reel ekonomi, ama diğer tarafta da onu ayakta tutan hayali sermaye bulunuyor. 2008’de işte bu çürük yapı çatırdamış ama nihai yıkım devletlerin ve merkez bankalarının yoğun müdahalesiyle engellenebilmiştir. Ama nereye kadar?
Hayali sermaye döneminde sistemin en önemli dayanağı gelecekteki zenginliklere olan güven algılaması ve piyasaya olan kör liberal bağlılıktır. Bunu sağlayan iki araç medya ve savaş sanayidir. Dünyadaki askeri harcamaların yarısından fazlasını tek başına ABD’nin yapması ve kültür endüstrisinin çok dar bir kesimin elinde olması bize bu konuda yeterince ipucu veriyor.
Kriz sanıldığı gibi insanların olanaklarının üzerinde yaşamaları nedeniyle ortaya çıkmamıştır. Finansı suçlamak da yersizdir, sorun sistemdedir. Bu nedenle bazı ülkelerde şimdilerde alınan kemerleri sıkma önlemleri de faydasızdır. Aslında insanlık yeni üretkenlik düzeyinin sağlayabileceği olanaklara göre daha alt düzeyde yaşıyor. Üretkenlikle gelen zenginliklerden insanların gereğince yararlanması sistem tarafından engelleniyor. Bu nedenle kapitalist sistemin yıkıcı karakteri gittikçe artan ölçüde belirginleşmektedir.

Barbarlık çağı

Batı ülkelerinde işsizlik artık yapısal ve kroniktir, sorun artık sömürü olmaktan çıkmış yoksulların ekonomiden, aktif toplumdan yığın halinde dışlanması haline gelmiştir. Emperyalizm de artık çevre bölgelere emek sömürüsü için gitmiyor, doğal kaynakları garantilemeyi, finans sistemine kaynaklar bulmayı esas alıyor. Başarılı olmadığında da barbarlığı teşvik ediyor. Kendi ülkelerindeki yoksulları tecrit ettiği şekilde dünyanın bir bölümünü zararsızlaştırıp, dışlıyor. Bütün bunlar kapitalizmin çöküş emareleridir. Farkında mısınız?

<p>Rusya'da bubrik, Rize'de kel simit  olarak sofraları süslüyor. 150 yıllık geçmişiyle kentin vazge

“Kel simit” için uzun kuyruk

Türkiye'ye has uçak! Motoru dursa bile uçuyor

Çorum'da anne ile kızı aynı üniversitede eğitim görüyor

Kayseri'de Geç Roma-Erken Bizans dönemine ait mozaikli yapı bulundu