• $7,3833
  • €8,9472
  • 436.559
  • 1470.25
14 Ağustos 2012 Salı

Kadir Gecesi'nde Kuran ve insan

Kuran'ın insanla buluştuğu gece, 'bin aydan daha hayırlı' olan Kadir Gecesi'dir. Bu geceyi diğer gecelerden farklı kılan Kuran'dır. İnsan da, bu ayrıcalıktan yararlanmak istiyorsa, Kuran'la aydınlamanın bir yolunu bulmalıdır. Kuran'a bakarak, anlamaksızın sayfalarını çevirerek Kuran bize yardımcı olmaz. Kuran 'furkan'dır; insana doğruyu yanlıştan, hakkı batıldan, iyiyi kötüden ayırma konusunda evrensel bir ölçüt kazandırır. Kuran, insana doğru yolu gösterir. Kuran, şifa ve rahmet kaynağıdır. Kuran, insanın gözünü açar. Öyle ise gelin hep birlikte biraz Kuran ve insan üzerinde düşünmeye, Kuran'ın ışığında kendimizi biraz daha yakından anlamaya çalışalım.

BİN AYDAN DAHA HAYIRLISI
Yüce Allah Kadir suresinde şöyle buyurmaktadır: 'Biz Kuran'ı Kadir Gecesi'nde indirmeye başladık. Sen Kadir gecesinin ne olduğunu bilir misin? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır. O gece melekler, Rablerinin izniyle, vahiyle inerler ve hayatın her alanına dair tam bir mutluluk/esenlik getirirler. Bu durum şafak sökene kadar devam eder' (97/1-5). Bu sure, insan olmanın anahtarının Kur'an'da olduğunu bize hatırlatmaktadır. İnsanın aklıyla bulabileceği doğruların yaptırım gücü olmadığı için, onlar vahiyle desteklendiği zaman 'değer' kazanmaya, yaptırım gücü bulmaya başlar. Bu yüzden Kur'an, hayatın bütün alanlarına dair 'tam bir mutluluk, tam bir esenlik' anlamına gelmektedir. Kadir Gecesi'ni Kadir Gecesi yapacak olan da insanın ta kendisidir.
Hiç kuşkusuz herhangi bir zaman diliminin, bir başka zaman diliminden esasta hiçbir farkı yoktur. Aslında zamana anlam kazandıran 'insan'dır. Kuran, Kadir Gecesi'nin bin aydan hayırlı olmasının gerekçesinin Kuran olduğunu belirtiyor. Bir zaman dilimi, değerlendirildiği ölçüde değerli olur. Kur'an insanı yüceltir. O zaman, insanın insan olma, insanı insan yapan değerleri içselleştirme yolunda atacağı her adım, insanı bir adım daha yukarı taşıyacaktır. Bu noktada en büyük destek vahiydir. Yüce Yaratıcı vahiy göndererek, insana destek olmuştur. Bu aslında insanın yüceltilmesinden başka bir şey değildir. Allah insanı muhatap almıştır. Muhatab alınmış olmak, esas itibarıyla hem değerli olmak, hem de değer kazanmak demektir. İnsan, bildiği kadar, değer üretebildiği kadar, insanı yaşatabildiği kadar insan olur.

TEK BİR İNSANIN HAYAT BULMASI
'İnsanı yaşatmak' denildiğinde biraz durup düşünmek gerekmektedir. Kuran bir tek insanın hayat bulmasının bütün insanlığın hayat bulması anlamı geldiğini; bir tek insanın haksız yere öldürülmesinin bütün insanlığın öldürülmesine eşdeğerde olduğunu belirtir. En güzel şekilde yaratılmış olan insan 'halife'dir. Melekler 'insan'a secde etmek, yani saygı göstermek durumundadır. Kuran, insanı yüceltir; insan olmanın zirvesine taşır. Buna benzer cümleleri peş peşe sıralamak hem çok kolay, hem de insanın gerçekten hoşuna gidiyor... Ancak, meselenin bir de hoş olmayan tarafı var: Müslümanların yaşadığı her yerde, içinde bulunduğumuz müstesna günlerde bile oluk oluk insan kanı akmaktadır... İnsan ister istemez, 'bu mu insanın yücelmesi?', 'bu mu İslam'ın hayatı esas almasının tezahürleri?', 'bu mu İslam'ın barış dini olması?' diye sormadan edemiyor. Bu tür sorular da hem can yakıcı, hem de gerçekten insanın canını sıkıyor. Hem İslam'ın en mükemmel, insan fıtratına uygun din olduğunu söyleyeceksiniz, hem de fıtratı bozmak istercesine insan öldüreceksiniz... Bu çelişkinin altından kalkmak işin gerçeği pek mümkün değil...
İslam ile Müslüman insanın farklı yerlerde olması, farklı istikametlere doğru çekmesi, dürüst olmak gerekirse, izahı kolay olmayan bir husus... Geçiştirmek için şöyle cümleler kurmak çok zor değil: 'İslam ayrı, Müslümanlık ayrı; Müslümanların yaptıklarından İslam'ı sorumlu tutmamak lazım...' Bu cümle yanlış değil; fakat bu cümle yanlışın meşrulaştırılmasına yol açmaktadır. O zaman din anlayışımızdaki çarpıklıkları, buna kapı aralayan boşlukları sorgulamak gerekmez mi? Örneğin Müslüman kültürdeki şiddet damarlarını açığa çıkarmak, onları kurutmak gerekmez mi? Müslüman kültür, Allah'ın insanı muhatap alarak değer kazandırdığı gerçeğini göz ardı ederek, insanı olabildiğince küçültmüştür. Bu kültürde Kur'an'ın yücelttiği insan, 'ataların dini'ne kurban edilmiştir.
Yüce Yaratıcı Kuran'ı insana destek olması için göndermiştir. Kuran, insan için gelmiştir. Din insan için vardır. Ne var ki, bizim kültürümüzde din insanın önüne geçmiştir. Din insanın önüne geçtiği zaman, insan yavaş yavaş erimeye başlar; artık her şey insandan daha önemli, daha değerli hale gelir. İnsanı çok kolay görmezlikten gelebilirsiniz. Artık nesneye indirgenen insan, birtakım güç odaklarının semirmesine hizmet ettiği ölçüde, yani köleleştiği ölçüde değer kazanmaya başlar... Galiba günümüz insanın en ciddi açmazı, Tanrı'yı unuttuğu için kendi kendisini de unutmaya başlaması... Yüce Allah Haşr suresinde bizleri şöyle uyarmaktadır: 'Allah'ı unutan ve bu yüzden de Allah'ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkanlardır.' (59/19);

UNUTTUĞUMUZ KURUCU İLKELERDEN BİRİ
Son olarak, Kadir suresi ile İslam'ın bir anlamda özeti gibi olan, Fussılet suresinin 30. ayetini birlikte anlamaya çalışmanın ufuk açıcı olacağını düşünmekteyiz:: 'Rabbimiz Allah'tır diyen ve sebatla doğru yolu izleyenlere/dosdoğru olanlara gelince, onların üzerine sık sık melekler iner (ve şöyle derler), 'korkmayın ve üzülmeyin, işte alın size vaat edilmiş olan cennet müjdesini! (41/30). Demek ki, Kadir Gecesi'nde inen melekler, Tevhid'le özgürleşen, dosdoğru olmayı başaran insanlara mutluluk / esenlik müjdesi getirmektedir. İnsan olmanın özünde 'dosdoğru olmak' vardır. Galiba unuttuğumuz kurucu ilkelerden birisi bu 'dürüstlük-dosdoğru olmak' olmalı... www.hasanonat.net

<p>'Fransa son günlerde Doğu Akdeniz'de fazla dolaşmaya başladı. Aslında baktığımız zaman bu hadise

Napolyon'a kök söktüren Türk Komutan: Cezzar Ahmet Paşa

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları