• $7,3586
  • €8,9611
  • 437.259
  • 1536.11
11 Ağustos 2012 Cumartesi

Allah, insana şah damarından yakındır

İslam dünyasının yetiştirdiği en büyük kafalardan birisi olan İmam Maturidi şöyle der: 'Eğer Tanrı vahiy göndermemiş olsaydı bile, insan aklıyla Tanrı'yı bulabilirdi.' Bu ifade, Tanrı'nın akla güveniyor olması ile ilgilidir. Kur'an'ın affedilmeyecek tek günahın Allah'a eş koşmak, yani şirk olduğunu söylemesi (4/48, 116), Maturidi'nin yaklaşım tarzının doğruluğunun kanıtıdır. Tüm ihtimalleri, alternatifleri tüketen insanın, acizliğin üst sınırında, Tanrı'nın varlığı önünde eğilmek ihtiyacı hissetmesi de bu anlayış biçimini doğrulamaktadır.
Kur'an, ön yargılardan arınmış olarak doğru verilerle, dürüstçe düşünen insanın doğruları bulabileceği kanaatindedir. Onun yaptığı iş, insanın doğru düşünmesini engelleyen çer çöp türü pislikleri ortadan kaldırmak, aklın doğru işlemesine katkıda bulunmaktır.
***
İsterseniz hemen Kur'an'a kulak verelim:
'Sizi topraktan yaratması, ardından insan olarak yeryüzüne dağılmanız, O'nun varlığının belgelerinden / delillerindendir. O'nun varlığının ve kudretinin delililerinden birisi de sizin için kendi cinsinizden, kendileriyle tatmin ve huzur bulduğunuz eşler yaratması ve aranıza sevgiyi ve şefkati yerleştirmiş olmasıdır. Hiç şüphe yok ki bütün bunlarda nice deliller ve ibretler vardır; fakat bunu anlayacak olanlar, derinlemesine düşünen kimselerdir. Göklerin ve yeryüzünün yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı farklı olması da Allah'ın varlığının ve kudretinin delillerindendir. Şüphe yok ki bütün bunlarda nice deliller ve ibretler vardır; fakat bunu anlayacak olanlar, ilim sahibi kimselerdir.' (30/20-22)
Buna benzer pek çok ayet vardır Kur'an'da... Kur'an, imanın tamamen bireysel olduğu gerçeğinden hareketle, dileyenin inanacağı, dileyenin inkar edeceğini belirtir. Özellikle Mekke döneminde inen ayetlere bakacak olursak, ana hedefin insanların inanç dünyalarını aydınlatmak olduğunu görebiliriz. Dikkat çeken husus, Kur'an'ın fıtratta var olan Tevhid inancının açığa, bilinç düzeyine çıkması için akla destek mahiyetinde hemen her yolu deniyor olmasıdır.
***
İnsanın Tanrı algısı, başta kendilik algısı olmak üzere, insanın insanı, eşyayı ve evreni algılama biçimini doğrudan etkilemektedir. Tanrı algısındaki küçücük bir çarpıklık, hayatın bütününe kocaman bir çarpıklık olarak yansır. Örnek üzerinden düşünmeye devam edelim: Kur'an, putperest Arapların 'yeri, göğü yaratan bir Tanrı'nın var olduğunun farkında olduklarını belirtir. Bilimsel araştırmalar da İslam'ın geldiği dönemde, toplumda 'her şeyin yaratıcısı bir Tanrı' fikrinin mevcut olduğunu göstermektedir. Ancak, o zamanın insanları 'kendilerini Tanrı'ya yaklaştırsın diye' putlara tapmaktadırlar. Daha açık bir ifadeyle, Tanrı'nın dışındaki birtakım varlıklara Tanrılık, tanrısal güç izafe etmektedirler. Bu çarpıklık, hem Tanrı'yı hayatın dışına iten hem de her şeyi putlaştıran bir anlayış biçimine yol açmıştır.
İslam dünyasında yaşananlar, Müslümanların özellikle son iki asırdır içine sürüklendikleri açmaz, ister istemez yaygın 'Tanrı algısı'nın Kur'an'la ne kadar örtüşüp örtüşmediği gibi bir soruyu akla getirmektedir. Biz, ciddi bir sorun olan 'Tanrı'nın dışında birtakım varlıklara tanrısal güç izafe etme' meselesinin hayati önem taşıdığına işaret etmekle yetinmek istiyoruz.
***
İslam'ın en temel amacı, insanın hem düşünce, hem de davranış planında dosdoğru/ dürüst olmasını sağlamaktır. Aslında Allah'ın varlığına ve birliğine iman da, temel İslami ibadetler de, özü itibariyle bu amaca yöneliktir. Bunun için de öncelikle insanın kendi varlığının, insan olduğunun farkında olması ve Allah'tan herhangi bir şeyi gizlemenin, saklamanın mümkün olmadığını bilmesi gerekmektedir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 'Gerçek şu ki, insanı yaratan Biziz ve onun iç benliğinin/nefsinin ona ne fısıldadığını Biz biliriz; çünkü Biz ona şah damarından daha yakınız.' (50/16) Yüce Yaratıcı'nın her şeyi bildiğini bilmek, insanın aklını, düşünce dünyasını terbiye etmek anlamına gelir. Hiç kuşkusuz insanın düşünmesinin önünde hiçbir engel yoktur. İnsan, birikimi kadar; görebildiği, işitebildiği, anlayabildiği kadar düşünebilir. Bilebildiği, düşünebildiği kadar özgür olur. Aklın terbiyesi, hayal ile gerçeğin birbirinden ayrılmasını sağlar. Aklın terbiye edilmesi, doğru ve gerçek olanın fark edilmesini kolaylaştırır. Aklın terbiye edilmesi eyleme dönük ve verilere, kanıtlara dayalı düşünmeyi mümkün kılar.
Allah, insanın gizlediği ve açığa vurduğu her şeyi bilir (16/19). Allah'tan herhangi bir şeyi gizlemek, saklamak mümkün değildir. Bu bakımdan Allah'ın insana 'şah damarı'ından daha yakın olması, sadece aklın değil, duyguların da terbiye edilmesini beraberinde getirmektedir.
***
'Allah, gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir' (40/19). 'Sözünüzü ister gizleyin, ister açığa vurun; Allah kalplerinizdekini bilmektedir' (67/13). Bu bilinç, öncelikle insanın kendisine karşı dürüst olmasının önündeki bütün engelleri ortadan kaldırmaktadır. Dürüstlük içi dışına, özü sözüne uygun olmaktır. Kur'an'ın zaman zaman sınırları zorlayan gerçekçiliği, insan bilincinin en üst düzeyde etkin olabilmesi için 'Allah'tan hiçbir şeyin gizlenemeyeceği' hususunun aynı zamanda belgelendiğine de dikkat çekerek zirveye ulaşmaktadır. Kaf suresinin 17 ve 18. ayetleri insanın yapıp ettiklerinin, söylediklerinin kayıt altına alındığını belirtmektedir. Allah'tan herhangi bir şeyi gizlemenin mümkün olamayacağını Kur'an her düzeyden insanın kolayca anlayabileceği ifadelerle şöyle dile getirir: 'Göklerde ve yerde olan biten her şeyi Allah'ın bildiğini görmüyor musun? Üç kişinin gizli konuştuğu yerde dördüncüsü mutlaka O'dur. Beş kişinin gizli konuştuğu yerde altıncısı mutlaka O'dur. Bunlardan az veya çok olsunlar ve nerede bulunurlarsa bulunsunlar, mutlaka Allah onlarla beraberdir. Sonra kıyamet günü onlara yaptıklarını haber verecektir. Doğrusu Allah her şeyi bilendir' (58/7).
Hz. Peygamber 'aklı olmayanın dini olmaz' buyurmuştur. Kur'an'a uygun iman, aynı zamanda fıtrata ve yaratılışın yasalarına uygun bir iman anlamına gelir. İmanın özünü Tevhid inancı oluşturur. Tanrı algısı çarpık olan bir kimsenin, genel algı biçimi de, düşünce tarzı da, yaşam şekli de çarpık olur.

<p>Yozgat'ta aydınlatma direğindeki Türk bayrağının katlanmış olduğunu gören yaşlı bir vatandaşın, ş

Yozgat'ta vatandaşın 'bayrak' hassasiyeti kameraya yansıdı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Herkes memleketinde yaşasaydı illerin nüfusu kaç olurdu?

Başkan Erdoğan, Sosyal Atama Töreni'nde konuşma yaptı