• $7,4351
  • €9,0461
  • 439.502
  • 1530.86
09 Ağustos 2012 Perşembe

Hz. Muhammed'in İslam'ı anlatma yöntemi (1)

Hz. Muhammed, sağlığında insanların 'dalga dalga Allah'ın dinine' (110/2), İslam'a girdiklerini görerek, bütün benliği ile Allah'a yönelen, O'na şükreden bir peygamberdir. Peygamberler tarihinde böylesi başarı öyküleri çok nadirdir. Mesela Hz. İsa vefat ettiğinde kendisine inanan 12 kişi, '12 Havari' olduğu söylenmektedir. Salih Peygamber, sorumluluğun ağırlığından kaçmayı denemiştir. Hz. Musa'nın neler yaşadığı bilinmektedir.
BUGÜNE KAHROLURDU
Evet, Hz. Muhammed, görevinin karşılığı olarak herhangi bir ücret talep etmemesine rağmen başarıya ulaşmış, dinin tamamlandığını görmüştür. Hiç kuşkusuz kan gölüne dönen İslam dünyasını, ümmetinin birbirini yediğini görseydi, neler düşünürdü bilemeyiz ama, bütün benliğiyle üzüleceğini, kahrolacağını tahmin etmek zor değildir... Biz, din alanındaki şekilcilikten, ufuk daralmasından, anlam kaymasından çıkışın yine Hz. Muhammed'i anlamakla, onu örnek almakla mümkün olabileceğini düşünüyoruz. Kur'an, onun 'en güzel örnek' olduğunu belirtiyor. Biz de diyoruz ki, gelin, hep birlikte onun yöntemini kavramaya çalışalım.
İLKELİLİK GÜVEN VERİR
Hz. Muhammed'in başarısının temelinde onun inanılır, güvenilir oluşunun yattığını söylemek yanlış olmaz. Güven, sağlıklı iletişimin en temel koşuludur. Hz. Muhammed'in 'el-emin' sıfatını aldığında henüz peygamber olacağından bile kendisi dahil kimsenin haberi olmadığını hemen hatırlatalım. Güvenin oluşabilmesi, 'ilkeli' olmaya bağlıdır. Kuran, Hz. Muhammed'in kendi kişisel çabalarıyla yakaladığı bu yüksek düzeyi, vahyin desteğiyle zirveye taşır: 'Ey Peygamber! Sen ve seninle birlikte inanıp Allah'a yönelenler, emrolunduğunuz gibi dosdoğru olun. Taşkınlık edip sakın doğruluktan ayrılmayın. Çünkü Allah sizin yapıp ettiklerinizi görmektedir.' (11/112) Hz. Peygamber'in bu ayetin geçtiği sureyi hatırlatarak 'Beni Hud suresi ihtiyarlattı' dediği kaynaklarda yer almaktadır. İşin gerçeği, insan olmak ilkeli, dürüst ve dosdoğru olmak anlamına gelmektedir. Gerçek başarı, insan olmayı başarmaktır. İslam'ın en temelde bizden istediği de inanç planında Tevhid, davranış ve düşünüş planında 'dosdoğru' olmaktır.
İşte dinin özünü bize kazandıran ilahi muştu: 'Rabbimiz Allah'tır deyip dosdoğru olanlar için hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. İşte cennetlikler bunlardır ve yaptıkları güzel işlere karşılık orada sürekli kalacaklardır.' (46/13)
Dürüstlük, adalet özünde insana insan olduğu için değer vermeyi gerektirir. Hz. Muhammed alemlere rahmet olarak gönderilmiştir. O bütün insanları kucaklamak durumundadır. Bu gerçek Kuran'da şöyle ifadesini bulmuştur: 'And olsun ki, size içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O size çok düşkündür; mü'minlere karşı çok şefkatlidir; merhametlidir.' (9/128)
Hz. Muhammed'in bütün çabası insanların doğru düşünmelerine, hakikati görebilmelerine yardımcı olmaktır. Bunun için de Allah'tan aldığı vahiyle insanları uyarmaktadır. Kuran, onun insanları uyarırken esas aldığı ilkeleri şöyle özetler: 'Ey Muhammed! Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle çağır; onlarla en güzel şekilde tartış; doğrusu Rabbin kendi yolundan sapanları daha iyi bilir. O doğru yolda olanları da en iyi bilir.' (16/125) Hz. Peygamber, bütün hayatı boyunca insan ilişkilerinde hep özenli olmuş, kimseye haksızlık etmemeye, kimseyi kırmamaya çalışmıştır.
KURAN'A YANSIYAN OLAY
Onun bunca titizliğine rağmen, Kuran'a yansıyan bir olay, bugün için üzerinde düşünmeyi, ders almayı hak etmektedir. Hz. Peygamber, Kureyş'in bazı ileri gelenleriyle bir araya gelmiştir. Onlara İslam'ı anlatmaya çalışmaktadır. O sırada yanlarına görme özürlü olan İbn Ümmü Mektum yaklaşır ve Hz. Peygamber'le konuşmak ister. Hz. Peygamber, muhtemelen birlikte olduğu kimselerin bu durumdan pek hoşlanmayacağını düşünmüş olmalı ki, ona pek iltifat etmez. Bu durum Kuran'da şöyle ifadesini bulmuştur: 'O (peygamber) suratını astı ve yüzünü çevirdi. Gözleri görmeyen kişi yanına geldi diye. Ey Peygamber! Sen ne bileceksin, belki de o arınacak. Veya senden öğüt alacak ve yararlanacak.' (Abese, 80/1-4) Bu ayet, Hz. Muhammed'in İbn Ümmü Mektum'a iltifat etmemesini kınamakta ve Hz. Peygamber'i uyarmaktadır.
BEYGEYE, BİLGİYE BAĞLI KALDI
Hz. Muhammed'in başarılarında belirleyici olan hususlardan bir diğeri, onun belgeye dayalı olarak, bilgiyle hareket etmesidir. Kuran onun şöyle demesini ister: 'Ben (Allah'ın) elçilerinin ilki değilim; bana ve size ne olacağını bilemem; ben sadece bana vahyolunana uyuyorum; çünkü ben sadece açık bir uyarıcıyım.' (46/9) Kendisinin 'vahiy alan bir beşer' (41/6, 18/110) olduğuna yönelik vurgu, beşeri yönünü gölgeleyecek davranışlardan kaçınması, sahip olduğu bilgiye dayalı özgüvenin dışavurumudur.
GÜCÜNÜ MERHAMETTEN ALDI
Hz. Muhammed insanları İslam'a çağırırken, bütün gücünü bilgi ve belgeden, dürüstlükten, adaletten, sevgi ve merhametten almıştır. Bunlar ve benzeri yüksek hasletlerin günümüz açısından ne anlama geldiğini düşünmeli ve bunları ne kadar içselleştirebildiğimizi sorgulamalıyız. Hz. Muhammed'i sevmek, onun sünnetine uymak öncelikle 'O yaşasaydı bugün nasıl düşünür, nasıl konuşur ve nasıl davranırdı?' şeklindeki sorulara dürüstçe cevap bulmakla mümkün olabilir...

<p>Başkan Erdoğan: Türkçe'de kelime katliamı oldu </p><p>KÜLTÜR VE TURİZM ÖZEL ÖDÜLLERİ </

21 Ocak 2021 Güncel Haberler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Simpsonlar yine şoke etti! Bunu da bildiler

İHA fabrikası Ankara'da üretime başladı