• $7,3983
  • €9,0135
  • 441.173
  • 1537.19
15 Ağustos 2011 Pazartesi

Aklın, o uzun hac yolculuğu

İnsanlığın kutup yıldızları olan peygamberler, kendini ve Tanrı'yı arayan insanlara, hem kendi akıllarıyla hem de Tanrısal destekle yol göstermişlerdir. Hz. İbrahim, akıl ve vahyin birlikte insana nasıl yol gösterebileceğini yaşayarak hem öğrenmiş hem de öğretmiştir. Hz. Muhammed, 'aklı olmayanın dini de yoktur' derken, İslam'ın akıl temelli bir din olduğunu belirtmiştir. 

DOĞRULARIN PEŞİNDE
Her insan, aklını önyargılardan arınmış olarak, doğru verilerle yürüyerek kullanırsa, mutlaka 'doğru'ya ulaşır. Akıl, insana doğruyu gösterir. Ancak, aklın yolculuğu, belki de yaptırım gücü olmadığı için, çoğu zaman uzun ve çetin bir yolculuktur. Belki de bu yüzden, insanın 'uyarılma'ya ve vahyin desteğine ihtiyacı vardır. Kur'an, hakikati bulmak için/ Allah için bütün gücüyle çalışanlara, Allah'ın 'Allah'a varan' yolları göstereceğine dikkat çekmektedir. (29/69) Gerçekten de önemli olan, samimiyetle hakikatin, doğruların peşinde olmaktır. Akıl yolu, gerçekten de, en zor, en meşakkatli yoldur. Vahiy, çoğu zaman yolculuğu kısaltmaktadır.

ATEİZMİN BABASI FLEW
Hiçbir insanın ilgisiz kalamadığı bu çok yönlü 'arayış' sürecinde, bazen ilginç isimlerin derin izlerine rastlamaktayız. Bunlardan birisi, ömrünün önemli bir kısmını ateizmi temellendirme konusuna harcayan ancak 84 yaşındayken, “yanılmışım 'Tanrı varmış' diyen, ünlü İngiliz filozof Antony Flew'dir. Onun yaşadığı değişim ve dönüşümü biraz yakından anlamaya çalışalım. Antony Flew (1923-2010), 20. asırda, adı ateizmle anılan ünlü filozoflardandı. Kendisini 'negative atheist' diye tanımlardı. 1957'de kaleme aldığı 'Theology and Falsification”' (Teloloji ve Yanlışlama) onu tanrıtanımazlık konusunda meşhur etti. O, 2004'te 84 yaşındayken, DNA ile ilgili araştırmaların geldiği noktayı da hesaba katarak, evrendeki düzenin arkasında bir yüksek 'Akıl' olması gerektiğini ilan etti. Ünlü ateist, kendi ifadesiyle 'verilerin peşinde' 'inancın değil, muhakemenin yolculuğu'nun sonunda Tanrı'nın varlığında karar kalmıştı. Antony Flew diyor ki, 'Tanrı'yı keşfedişim inancın değil, muhakemenin bir yolculuğudur.' (Yanılmışım Tanrı Varmış, 93)

DÜŞÜNMEK SOYUT BİR İŞ
Düşünmek, kelimelerle ve kavramlarla gerçekleşen soyut bir iştir. Henüz düşünmenin nasıl gerçekleştiğini ya da beynin nasıl işlediğini bütünüyle bildiğimiz söylenemez. İnsan beyninin işleyişi bile hala bir muamma olarak durmaktadır. Buna rağmen, insanoğlunun yaratıcı boyutu, yaratıcılığın güvenilir bilgiyle gerçekleşeceğinin farkındadır. Bunun yolu da, yaratılmış varlıkları var kılan Üstün Akıl'ın nasıl işlediğini, nasıl yarattığını, hangi yasalara göre yarattığını anlamak ve açıklamaktan geçmektedir. Burada, Tanrısal aklın, akıl olma yönünden insan aklıyla benzer şekilde çalıştığını düşünmek mümkündür.

SAMİMİ BİR İTİRAF
Antony Flew'un şu sözlerini samimi bir itiraf olarak anlamak gerektiğini düşünüyorum:'Bir kez daha söylemeliyim ki benim ilahi varlığı keşfetme yolculuğum şu ana kadar aklın uzun bir hac yolculuğu olmuştur. Argümanın beni peşinden götürdüğü yere gittim. Ve bu argüman beni kendiliğinden var olan, değişmez, maddi olmayan, her yerde hazır ve nazır ve her şeye kadir bir varlığın var olduğunu kabul etmeye götürmüştür'. (Flew, Yanılmışım, 145). Kitabı yayına hazırlayan Roy Abraham Varghese de şöyle demektedir: 'Gördüğüm kadarıyla mevcut deneyimlerimizde ancak Tanrı'nın varlığı ile açıklanabilecek beş olgu açık biçimde ortadadır. Bunlar sırasıyla, maddi dünyayla bütün deneyimlerimizde saklı olan akılcılık; bağımsız olarak hareket edebilme becerisi olan yaşam; farkında olma yetisi olan bilinç; dilde yer alan türden anlamlı simgeleri ifade edebilme ve anlama yeteneği olan kavramsal düşünme ve bilinç, düşünme ve eylemin 'merkezi' olan insanın kendisidir.' (Yanılmışım, 151-2).
Gerçekten de hayatı, bilinci, insanın yaratıcı yetilerini, insanın düşünebilmesini Tanrı olmadan izah edebilmek pek mümkün değildir. Allah, insan aklına güvenmektedir. Kur'an da insan aklına güvenmektedir. Ancak, Müslüman insanın, kendi aklına ne kadar güvendiği, sanıyorum, tartışılması gereken bir husustur.

BİLİM, İNSANIN TANRI'YI ARAYIŞ SERÜVENİDİR
BİLİM; insan aklının, Tanrı'nın aklının nasıl işlediğini anlamak için çırpınmasından başka bir şey değildir. Bilim, aynı zamanda insan aklının işleyişiyle ilgilenmek zorundadır. İnsan aklının işleyişi, Tanrısal aklın işleyişini anlamayı kolaylaştıracağı gibi, Tanrısal aklın işleyişini iyi kavramak da, insanın yaratıcılığının etkin olmasını kolaylaştırmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, mevcut bilim paradigmasının niçin yeniden gözden geçirilmesi gerektiği daha iyi anlaşılabilir. Bir başka ifadeyle insanlığın yeni bir bilim anlayışına ihtiyacı vardır.
Mevcut bilim anlayışı, bilimin dogma haline dönüşmesine yol açmıştır. Tanrı'yı göremeyen ya da ısrarla görmezlikten gelen bir bilim anlayışı, insanın sağlıklı bir evren tasarımı oluşturmasını engellemektedir. Bilim, bir yönüyle insanın Tanrı'yı arayış serüveni sayılabilir.
Flew'un şu tespitleri dikkat çekicidir: 'Tanrı'nın varlığına ilişkin bir argümana bilim yalnız başına kanıtlar sunamaz. Bu kitapta ele aldığımız üç kanıt-doğanın kanunları, teleolojik yapısıyla yaşam ve evrenin varoluşu- hem kendisinin hem de dünyanın varlığını açıklayan bir Aklın ışığında açıklanabilir. İlahi varlığın keşfedilmesi deneyler ve denklemlerle değil, bunların ortaya koydukları yapıların anlaşılmasıyla gerçekleşir.' (A. Flew, Yanılmışım, 145)

<p>Amerika Birleşik Devletlerinde 46. Başkan Demokrat Lider Joe Biden oldu. </p><p>ABD'de yeni

ABD'de yeni dönem başladı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Merve Boluğur yalanlamıştı... Işın Karaca açtı ağzını yumdu gözünü

Binlerce su maymunu taşkın nedeniyle Edirne'ye geldi