• $7,4208
  • €9,0172
  • 446.969
  • 1569.35
14 Ağustos 2011 Pazar

İslam'ı önce kendiniz için öğrenin

Toplumsal hayatın sağlıklı bir şekilde yürüyebilmesi için, en az siyasi, sosyal, ekonomik ve hukuksal yapılanma kadar ahlaki yapılanma da büyük önem taşımaktadır. Ahlak, çoğu zaman dinin, yasaların, hukukun biraz daha üstünde, daha evrensel bir boyut taşır. Ahlakın açıktan zorlayıcı olmamakla birlikte, ciddi bir yaptırım gücü vardır. Ahlaki zaafların doğurduğu birtakım sonuçlar, cezadan da, günahtan da daha ağır olabilir. Çünkü ceza ve günah, yapılan kötü işin insanın içine işlemesine kısmen de olsa engel olabilir. Ancak, ahlaki açıdan hiçbir şekilde onaylanamayacak bazı davranışlar, gittikçe çoğalan kanserli hücre gibi, insanın kişilik yapısında ciddi hasarlara yol açabilir. Aslında toplumsal hayatın insanlara mutluluk ve başarı getirebilmesi, dinin, hukukun ve ahlakın birlikte etkin olmasına bağlıdır.
KİMSE KİMSEDEN ÜSTÜN DEĞİLDİR
Hucurat Suresi, toplumsal hayatın doğal akışı içerisinde sıklıkla ihmal edilen, ancak çok önemli olan bazı hususları, kolay anlaşılabilir bir hususla gözler önüne sermektedir. Surenin, üç ana konusu vardır: Birincisi, yeterince olgunlaşmamış bazı insan davranışlarının, hem Hz. Peygamber'i, hem de toplumu nasıl rahatsız ettiği ile ilgilidir. Hucurat suresinin ilk ayetleri, birtakım kaba saba insanların rahatsız edici davranışlarından Hz. Peygamber'i korumak gibi bir amaç taşımaktadır. Yüce Yaratıcı iman edenlerin söz ve davranışları ile Allah'ın ve Hz. Peygamber'in önüne geçmemelerini (49/1), seslerini Hz. Peygamber'in sesini bastıracak şekilde yükseltmemelerini (49/2), kendi aralarında konuştukları gibi onunla, bağırıp çağırarak konuşmamalarını (49/2) istemektedir. Bu ayetler, bize ciddi evrensel ilkeler de kazandırmaktadır. Eğer din söz konusu ise, Kur'an'ı ve Hz. Muhammed'i gözardı etmek asla mümkün değildir. Aksi taktirde amellerin değer kaybetmesi/boşa gitmesi (49/2) gibi bir olumsuzlukla karşılaşabiliriz. Üstelik bu tür davranışlar, yeterince düşünemeyen/cahil insanların işidir. (49/4)
ARAŞTIRMADAN İNANMAYIN
Hucurat Suresi'nin üzerinde durduğu ikinci önemli konu, toplumsal ilişkilerin, iletişimin mutlaka 'doğru'/ güvenilir/sağlam bilgi ile gerçekleştirilmesi gerektiği haakkındadır. Yüce Yaratıcı, özellikle başkalarını ilgilendiren konularda duyulan her habere inanılmaması gerektiği konusunda bizi şöyle uyarmaktadır: 'Ey iman edenler! Bir fasık/ dini ve toplumsal duyarlılığı zayıf kimse size bir haber getirdiğinde, bu haberin doğru olup olmadığını araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa zarar verirsiniz, sonra da yaptığınıza pişman olursunuz.' (48/6) Aslında, insan herhangi bir haber işittiğinde, onun ne kadar doğru olup olmadığı konusunda, farkında olmasa bile zihninden kısa bir değerlendirme yapar. Hatta akıl, gelen haberin doğru olup olmadığı konusunda bize birtakım ipuçları da verir. Ne var ki, ruhumuzu okşayan, bilmek istediğimiz, işitmek istediğimiz türde bir haberle karşılaştığımız zaman, bu sorgulama işi birdenbire askıya alınıverir. Bu durum, bizim kişiliğimizde hasarlara yol açtığı kadar, istemeden de olsa birilerine zarar vermeye de sebep olabilir.
YERSİZ ZANDAN KAÇINMAK
Gelen bir haberin doğruluğunu araştırmamak kadar, zanla hareket etmek de tehlikeli bir durumdur. Yüce Yaratıcı inananları şöyle uyarmaktadır: 'Siz ey imana ermiş olanlar! [Birbiriniz hakkında] yersiz zanda bulunmaktan kaçının; çünkü zannın bir kısmı günahtır; birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın ve arkanızdan birbirinizi çekiştirmeye kalkışmayın. Aranızdan, hiç ölmüş kardeşinin etini yemek isteyen kimse çıkar mı? Hayır, siz ondan iğrenirsiniz! Ve Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun. Şüphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, rahmet kaynağıdır!' (49/12)
Hucurat Suresi'nin 11. ayeti de aynı konu ile ilgilidir: 'SİZ EY imana ermiş olanlar! Hiçbir insan [başka] insanları alaya alıp küçümsemesin: belki o [alay edip küçümsedik]leri kendilerinden daha hayırlı olabilirler ve hiçbir kadın [başka] kadınları [küçümseyip alaya almasın]: onlar kendilerinden daha hayırlı olabilirler.  Ve hiçbiriniz başka birini karalamasın, birbirinizi [yaralayıcı, incitici] lakaplar ile aşağılamayın: [kişi] iman ettikten sonra ona hiçbir şekilde günah isnad etmeyin;  ve [bu suçu işleyen, ama sonra] pişmanlık duymayanlar -işte gerçek zalimler onlardır!' (49/11)
AHLAK VE ADALETLİ OLMAK
Hucurat Suresi'nin üçüncü konusu, toplumsal barışla ilgilidir. Yüksek ahlakın toplumda yerleşmesi için sorumluluk sahibi bazı kimselerin 'Müminlerin kardeş oldukları' (49/10) ilkesinden hareketle, müminlerden kavga eden, çatışan grupları mutlaka barıştırmaları (49/9) lazımdır. İnsan, insanlığını ancak toplum içinde inşa edebilir. İnsan, ancak adaletin egemen olduğu, özgürlüğün sorumluluk bilinci ile serpilip büyüdüğü bir toplumda insanca yaşayabilir. Ahlaklı ve adaletli bir toplum yaratmak, Müslümanın öncelikli hedeflerinden birisidir. Bunun için de, toplumu oluşturan bireylerin ahlaklı ve adaletli olmaları gerekir. Müslüman insan, İslam'ı, önce kendisi için öğrenir.

<p>Son yıllarda, teknoloji ile ilgilenenlerin sıklıkla duyduğu kavramlar arasında büyük veri (big da

WhatsApp'la kayıp giden 'Prozodimiz'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Çanakkale Savaşları Araştırma Merkezi ve Kütüphanesi açılıyor

Yılan belgeselciyi canlı canlı yedi! İşte o anlar