• $7,4158
  • €9,0147
  • 446.647
  • 1569.35
11 Ağustos 2011 Perşembe

İnsanın iliklerine işleyen o çocuk gözleri

Türkçemizde 'İnsanlığın bittiği yer' diye bir deyim vardır. Sadece ve sadece gözleriyle hayata tutunmaya çalışan Afrikalı çocukların dramı, kelimenin tam anlamıyla 'insanlığın bittiği yer'i işaret etmektedir. Feri kaybolmaya başlamış gözlerini kocaman açan Afrikalı çocuğun, insanın iliklerine işleyen bakışını doğru okumak gerekmektedir. Bu, insan olmanın anlamını sorgulamayı gerektiren bir bakıştır. Bu bakışın iletmek istediği mesaj, insanlığın geleceğini ilgilendirmektedir. Afrikalı çocuğun gözlerinde donup kalan 'insanlık', insanlığın geleceğini ipotek altına alan bir feryattır. İnsanlığın gözü önünde, öfkesini, acizliğini, sevgisizliğini gözlerinde biriktirerek toprağa düşen her çocuk, insanlık vicdanında kocaman bir kara leke olarak yerini almaktadır. Bilim, teknoloji, medeniyet, gelişme, eğer çocukların göz göre göre ölmesini önleyemiyorsa, insanlığın geleceği gerçekten tehlikede demektir. Toprak, çocukların gözyaşlarıyla ıslanmaya başlarsa, ortaya çıkan çamur, insanoğluna yaşama hakkı tanımaz.
SORGULAMALIYIZ
Kofi Annan'ın bir açıklamasını hatırlıyorum: 'Dünyada her gün 24 bin kişi açlıktan ölüyor.' Dünyada açlık sorunu yaşayan 800 milyon kişiden 300 milyonunun çocuk olduğunu belirten Annan, 'Açlık, bugün dünyada dayanılmaz bir acıdır. Sözlerden icraata geçmek gerekiyor' diyor. Gerek bu uyarılar, gerekse bugün insanlığın gözü önünde Afrika sıcağında açlıktan can veren çocuklar, bizim, başta 'insanlık' olmak üzere bazı kavramları yeniden sorgulamamız ve insani sorumluluk konusundaki bilinç düzeyimizi, yeniden gözden geçirmemiz gerektiğini ortaya koymaktadır.
O YÜREK BURKAN ACI
O çocukların acısını yüreğinden hissetmek için, sadece insan olduğumuzun farkında olmak yeter, diye düşünüyorum. Şair merhum Mehmet Çınarlı'nın  'Çocuklar' isimli şiiri geliyor aklıma: 'Beni hep esir ettiniz minicik ellerinizle/ Ne kaçmak elimden geldi, ne de karşı koyabildim/ Verecek cevabım varken en büyük hakime bile/ Sizin saf bakışlarınız önünde dilsiz kesildim/ Savaş alıp götürdüğü, deprem yok ettiği zaman/ O çaresiz halinizdir beni en fazla ağlatan/ Güller, pamuklar içinde üşüdüm, çıplaklığınızdan/ Sizi doymamış görünce yenilmez oldu ekmeğim/ Nerde olursanız olun Çin'de, Yemen'de, Kutup'ta/ Bağrıma basmak isterim engelleri unutup da/ Babanız kanlı katilim, ananız düşmanım olsa/ Sizin acı çekmenize, benim dayanmaz yüreğim.'
ONLAR KUCAK AÇTI
İnsan olmak, insan olmanın başlı başına bir değer, hem de en yüce değer olduğunun farkında olmak demektir. Kur'an, bir tek insanın hayat bulmasını bütün insanlığın hayat bulmasına, bir tek insanın haksız yere öldürülmesini de bütün insanlığın öldürülmesine benzetir. İslam gibi hayatı ve barışı esas alan bir dine inananlar, dünyanın neredesinde bir çocuk feryadı duyulsa, kulak kesilmek zorundadırlar. Üstelik, bugün acıların en çok yaşandığı bölgenin Müslümanların zihinlerinde özel bir hatırası, özel bir yeri de vardır. Hz. Muhammed'in peygamberliğinin Mekke döneminde, putperestlerin zulmünden bunalan Müslümanlar, Mekke'nin dışında nefes alabilecekleri bir yer, serinleyebilecekleri bir gölge arar. İşte o zor dönemde Müslümanlara kucak açan Habeş Kralı Necaşi, bugün Somali diye bilinen topraklarda yaşamıştır. Bu sebepten, Afrika'da yaşanan felakete Müslümanların daha fazla ilgi göstermeleri gerektiğini düşünüyoruz.
KÜRESEL FELAKET
Her gün açlıktan binlerce insan ölürken, israf denizinde boğulan insanların da mevcut. Bu küçücük dünyamızda insanca yaşamaktan söz edilecekse, her insanın, insan olduğu için 'değerli' olduğundan hareketle, bütün insanların nasıl insanca yaşayabileceği üzerinde artık, ciddi olarak kafa yormak gerekiyor. İnsanlığın yeni bir değerler sistemine ihtiyaç var. Batı uygarlığının dünyayı etkisi altına alan 'insan', 'tabiat', 'bilim ve teknoloji' algısı, artık, insanlığı mutlu kılmanın ötesinde, küresel ölçekli felaketlere yol açmaya başladı. Tabiat, sömürülecek bir nesne değildir. Üretim uğruna tabiatı insafsızca sömürmenin yol açtığı sorunların başında gelen 'çevre kirliliği' ve 'küresel ısınma', kendi elimizle yeryüzünün yaşanılabilir bir yer olma vasfını yok etmeye başladığımızı gösteriyor. Oysa, üzerinde yaşayabildiğimiz dünyanın dışında başka bir yer yok.
KUR'AN'IN UYARILARI
Dünyanın her yerinde, sadece gözleriyle hayata tutunmaya çalışan çocukların yaşamaları için gerekenin yapılması, yardım gönderilmesi bir insanlık borcudur. Ancak, dünyada, insanlık sınırını zorlayan acıların yaşandığı bölgeler, daha çok Müslümanların yaşadıkları bölgelerdir. Ezilen, incinen, yaralanan, zulme uğrayan, açlıktan ölenlerin çoğu Müslümandır. Eğer bütün bu olumsuzlukları 'kader'le izah etmeyeceksek, Kur'an'ın insanın başına gelen kötülüklerin insanın tercihleriyle ilgili olduğu uyarısını yeniden anlamak ve gereğini yapmak gerekmez mi?  Bu tür olaylar, ders alınırsa, benzeri acıların tekrar yaşanmaması için uyarıcı olabilir. Ancak, Yüce Allah, 'Bir toplum kendisini değiştirmedikçe, Allah onları değiştirmez' (13/11) buyurarak, bize, işe tam da nereden başlamamız gerektiğini çok güzel hatırlatmaktadır.
            www.hasanonat.net

<p>Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nden canlı bağlantıyla AK Parti 7. Olağan

Başkan Erdoğan: Eyvallahımız olmayacak

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Yılan belgeselciyi canlı canlı yedi! İşte o anlar

Sağlık Bakanlığı koronavirüs aşısı için 10 kuralı belirledi! İşte o detaylar...