• $8,2009
  • €9,7696
  • 457.647
  • 1393.24
22 Şubat 2014 Cumartesi

17 Aralık fitnesinden hayır çıkar mı?

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

17 Aralık sonrası tartışmaların en merkezi kavramlarından birisi fitne idi. Dindar kesimler arasında yaşanan bir tartışma olması bakımından da sıklıkla İslam tarihindeki çeşitli fitne olaylarına referanslarla izah edilmeye çalışıldı. O halde fitne kelimesinin arkeolojisini yaparak başlayalım.
İslam Ansiklopedisi'ndeki Fitne maddesine göre fitne kelimesi, 'altın ve gümüş gibi değerli madenleri saflığını anlamak için ateşte eritmek' mânasındaki fetn (fütûn) kökünden geliyor. Kuyumcu için de aynı kökten gelen 'fettan' kelimesinin kullanılması bu yüzden. İnsanın içine aşk ateşi düşürdüğü ve gönlünü çelip mantıklı düşünmesini engellediği için bazı kadınlar için de 'fettan' kelimesinin kullanıldığını biliyoruz. İnsanların hırsını kamçılayıp günah işlemesine sebep olan altın ve gümüşe 'iki fettan', herkesi zor bir imtihandan geçirecek olan Münker ve Nekir'e de 'kabrin iki fettanı' adı veriliyor.
Hulasa ıstılahi manada fitne, 'ateşte erime, ateşte azap görme' ve bu süreçte 'sınanma' gibi tanımlarla özdeşleşmiş bir kavram. Buradan hareketle bazı İslam âlimleri fitnenin her zaman kötü sonuçlar doğuran bir durum ifadesi olmayacağını ifade ediyorlar. 'İnanma iradesini güçlendirmesi, ahlaki arınmaya imkan sağlaması, kişiye imanındaki kararlılığı ve erdemli yaşayışı kanıtlamaya fırsat vermesi bakımından ferdin ve toplumun dini ve ahlaki gelişmesine katkısı olan olumlu bir imtihan ve deneme yolu' da sayılabiliyor.
Bu noktada tarih boyunca kazandığı bütün yıkıcı anlamlara rağmen, fitneden de bir hayır çıkarılabileceği sonucuna ulaşılabilir.
17 Aralık sürecinde de toplum tüm kesimleriyle ciddi bir imtihandan geçti. Türkiye pek çok açıdan sınandı. Demokrasi, darbe girişimleri karşısında toplumun meşru idareyle olan ilişkisi, hatta ekonomi bile teste tabi tutuldu. Bu süreçten toplamda nasıl bir hasar çıkacağını uzun vadede kuşkusuz daha iyi göreceğiz. Türkiye şayet yukarıda ifade edildiği gibi bu fitneyi gerçek bir arınmaya ve erdemli yaşamın kodlarını aramaya vesile kılarsa bu süreçten büyük kazançla çıkabilir.
Aksi halde Türkiye'nin her on yılda bir demokrasi kazası yaşaması içselleştirilecek ve bu tür kazalar ders almadan geçiştirilerek yenilerine davetiye çıkarılacak. Bu talihsiz rutin döngüyü radikal biçimde yıkmak gerekiyor.
Türkiye'nin her ilerleme hamlesinin bir şekilde durdurulması yeni hamleler için ümidi de ortadan kaldırıyor.
Bir fıkrayla bitirelim... Türkiye'nin her ilerleme hamlesinin bir şekilde durdurulmasına dair özeleştiriye de vesile olsun:
Cehennemde her ülkenin bir kazanı varmış, günah işleyenler kaynar kazanda cezalandırılıyormuş. Her kazanın başında bekleyen zebani, kazandan çıkmaya çalışanların başına vurarak onları tekrar kazana sokuyormuş. Diğer kazanlarda herkes çıkmaya çalışıyor fakat Türkiye'nin kazanından kimse kafasını bile çıkarmıyormuş. Baş zebani görevlendirdiği zebanilerden birini çağırmış ve sormuş; 'Neden Türkiye'nin kazanından kimse çıkmıyor, hiç mi günahkâr yok?' demiş. Bunun üzerine zebani cevap vermiş; 'Olmaz mı? Ama kazandan kurtulmaya çalışanı alttakiler geri çekiyor.'

<p>Koronavirüs salgınının uzun süredir kontrolden çıkmış olduğu ABD'de son durum ne? Aşılama süreci

ABD'de koronavirüs salgınında son durum

Beşiktaş, Erzurum'a ayak bastı

Zonguldak'ta dereden akan çamurlu su denizin rengini değiştirdi

Nisan ayında yağan kar Domaniç Dağları'nı beyaza bürüdü