• $8,1873
  • €9,7643
  • 457.899
  • 1393.24
15 Şubat 2014 Cumartesi

Hz. Peygamber neden tasvir edilemez?

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Son günlerde bir televizyon dizisinde Hz. Peygamber(sav)’in bir ışık hüzmesi olarak yer alması toplumda infiale yol açtı. Bu infialin başka konjonktürel sebepleri de olmakla beraber, ‘Müslüman toplumların 1400 yıllık hassasiyetinin hiçe sayıldığı ve Peygamber’in bir takım dini ve medyatik amaçlar için kullanıldığı’ algısı bu sert tepkinin temel sebeplerindendi.
Peki, Hz. Peygamber’in görsel alanda temsiline dair bu hassasiyetin sebepleri nelerdir? Ve bugün medyada din temsilinin ne gibi sorunları var? Bu soruların cevabı belki söz konusu toplumsal tepkinin sebeplerini anlamamıza yardımcı olabilir.
Her şeyden önce İslam tarihi boyunca Hz. Peygamber’e dair her konu büyük bir hassasiyetle ele alınmış, O’nu anlatmak üzere eline kalemi alan müellifler kelimelerini özenle seçmiş, Peygamber’in aziz hatırasına saygı ve hürmetlerini eksik etmemişlerdir.
İslam geleneğinde, tasvirin putperestliğe giden yolları açabileceği kaygısıyla Hz. Peygamber’in ve diğer dini figürlerin resmedilmesi hoş karşılanmamıştır. Çünkü İslam teolojisi soyut kavramlar üzerine inşa edilmiştir. Buna karşılık, Hıristiyanlıkta ‘Tanrı’nın bedenleşerek insanların arasında görünmesi’ anlayışı, dini temsillerin hayatın her alanına taşınmasına sebep olmuştur. Bu nedenle, Batı toplumlarında figüratif sanat dini alanda yaygın biçimde kullanılmıştır. Her ne kadar Doğu sanatında, çeşitli minyatürlerde, İslam Peygamberi resmedilmiş olsa da, bu hem yaygınlık kazanmamış, hem de orada bile yüz hatları gösterilmeyerek beyaz bir örtüyle perdelenmiştir.
Tasvirin teolojik ve fıkhi boyutu bir yana, Müslümanlar, tüm insanlığa gönderilen bir Peygamber’i hiçbir surete hapsetmeden zengin tahayyül dünyalarında yaşatmayı tercih etmişlerdir. İnsanların birbirlerini beyaz, zenci diye ötekileştirdiği, kıyafetlerinden ötürü ayrıma tabi tuttuğu bir dünyada bu hassasiyet oldukça anlamlıdır. Zira, tüm insanlığa örnek bir Peygamber’i bir bölgenin kültürüyle özdeşleştirmek, o kültürü benimsemeyenlerin Peygamber algısını olumsuz anlamda etkileyebilirdi. Bu nedenle Müslümanlar Peygamber’in fiziksel özelliklerini, sınırlandırılmış bir temsil yerine, zengin bir peygamber tasavvurunun şekillenmesine hizmet eden ‘şemail’ adlı metinden öğrenmişlerdir. Ve O’nu görme arzularını ahirete ertelemişlerdir.
Modern dönemlere gelindiğinde ise, dini figürlerin sinema ve televizyonda nasıl ele alınacağı önemli bir sorun olmuştur. Bu nedenle Hz. Peygamber’in hayatını ele alan film yapmak kolay değildir. İranlı yönetmen Mecid Mecidi’nin Sonpeygamber.info sitesine verdiği röportajda ifade ettiğine göre, sinema tarihinde Hz. İsa(as) hakkında 250, Hz. Musa(as) hakkında 120, diğer peygamberler hakkında 80, Buda hakkında 40 çalışma varken, Hz. Muhammed(sav) hakkında yalnızca tek bir sinema filmi vardır’.
Tek başına bu bilgi bile, Hz. Peygamber’i ekrana taşıma konusundaki sorumsuz girişimleri had bilmeye çağırır ve bu işin kırmızı çizgileri olduğunu hatırlatır.
Sinema ve televizyon kuşkusuz Müslümanlar için önemi gittikçe daha çok fark edilen bir imkandır. Fakat hâlâ kendi dilini oluşturamamıştır. Bunun için önce sahih bir din bilgisi, İslam tarih geleneğine vukufiyet ve sonra derin bir sanatçı duyarlılığı gerekir. Aksi halde dini ve kültürel hassasiyetler medyanın günübirlik amaçlarına kurban edilir. Seyirciyi şaşırtmak, şoke etmek ve bununla reyting almak üzerine kurulu bir yapı içinde tüm kutsallar araçsallaştırılır ve yüzeyselleştirilir. Dizi örneğinde olduğu gibi sisler içinde, ne olduğu belli olmayan, ucuz bir gizemli atmosferde Peygamber sıradanlaştırılır.
Oysa Hz.Peygamber’in varlığını hissetmenin ve hissettirmenin yolu, O’nun çok katmanlı anlam dünyasını iyi anlamak, prensiplerini içselleştirerek hayata taşımak ve sonra da ustalıklı bir sanat diliyle O’nu anlatabilme çabasına girişmektir.

<p>Koronavirüs salgınının uzun süredir kontrolden çıkmış olduğu ABD'de son durum ne? Aşılama süreci

ABD'de koronavirüs salgınında son durum

Beşiktaş, Erzurum'a ayak bastı

Zonguldak'ta dereden akan çamurlu su denizin rengini değiştirdi

Nisan ayında yağan kar Domaniç Dağları'nı beyaza bürüdü