• $8,1328
  • €9,7092
  • 455.744
  • 1378.37
18 Şubat 2014 Salı

Medya toplumsal huzura ne katıyor?

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Bernard Shaw'ın bir sözü var; 'gazeteler bir bisiklet kazasıyla medeniyetin çöküşü arasındaki farkı ayırt edemiyorlar.'
Bu söz sanki bugünü resmediyor. Medya bütün değerlerin üzerinden silindir gibi geçiyor. Önemli önemsiz ayrımı yapmaksızın günübirlik bir ağız dalaşı içinde yitirdiklerinin farkında değil. Onca birikim sorumsuzca heba ediliyor. Söz gelimi, 17 Aralık süreci içinde cemaat medyası daha önce hiç alışık olmadığımız şekilde davranarak, 40 yıldır biriktirilen bir itibarı bozuk para gibi harcadı. Üstelik bir bisiklet kazasına dikkat çekiyorum zannı içinde kendi meşruiyetini, birikimini imha etti.
Öte yandan medya bugün tüm tarafların silahına dönüşmüş durumda. Çoğu kişi bir savaş psikolojisi üzerinden kalem oynatıp, program kurguluyor.
Medya ajandasının işleyişine bir bakalım; bir tarafta kişiler üzerinden yürüyen, sadece bir haftalık ömrü olan, düşük seviyeli ve çapsız tartışmalar, diğer yanda demokrasi, siyaset ahlakı, cemaat ruhu, farklı teolojik yorumlar, toplumsal dayanışma gibi görünenin arkasındaki esas meseleler... İlk kısım, ikincisini abluka altına almış, üstelik de bu önemli meselelerin altını oyuyor.
Hesapsızca, ölçmeden biçmeden yapılan, tamamen günü kurtarmak üzere kurgulanan haber ve yorumlar ileride daha büyük infilaklarla elimizde patlayacak sosyal meselelerin doğmasına sebep oluyor. Bir anlamda geleceğin problemlerini bugün elbirliğiyle hazırlıyoruz.
İnsan bazen düşünmeden edemiyor; medya olmasa bütün yaşananların seyri böyle mi olurdu? Acaba bazı şeyler kendi seyrinde daha az hasarla mı sonuçlanırdı?
Söz gelimi Kabataş hadisesi... Aylar önce bir kadının ve bebeğinin uğradığı saldırıya dair medya olumlu manada ne gibi bir katkı sundu? Sessiz bir hukuk mücadelesi belki de çok daha kârlı çıkarırdı mağdureyi. Yaşananlar bilinsin, başka insanların başına gelmesin, bu tür olayların bir daha yaşanmaması için gerekli önlemler alınsın, toplumsal duyarlılık oluşsun diye gündeme getirilen mevzu belki de bir kadının hayatına hiç hesapta olmayan yeni sorunlar ilave etti, enkaz büyüdü. Toplumda yeni bir savaşın cephesini açtı.
Kuşkusuz medya doğru kullanıldığında haber alma ihtiyacımız, şeffaf yönetim modellerinin gelişmesi, siyasal ve toplumsal alanın demokratikleşmesi adına çok önemli bir mecra. Fakat bu mekanizma, içinden insan merkezli bakışı ve etiği çıkardığımızda bambaşka amaçlara hizmet ediyor.
Hayatımızdan medyanın tüm enstrümanlarını çıkarıp uzlet hayatına çekilmeyi seçmediğimiz müddetçe, toplumsal huzurun inşası için medyadan yıkıcı değil, olumlu katkılar beklemek durumundayız.
Medya sektörü olarak, ürettiğimiz her bilgi, yazdığımız her yazı, yaptığımız her haber, kurguladığımız her senaryo neleri değiştirecek, hangi değerlere zarar verebilir ya da barış adına ne inşa edecek? Bisiklet kazasıyla medeniyetin çöküşünü birbirine karıştırıyor muyuz? Bu soruları en çok bugün sormalıyız kendimize.
Fakat paradoksal olarak, böyle günlerde bu tarz sorular sormak, ideal olandan bahsetmek, pusula arayışında olmak kimseyi kesmiyor. Çünkü herkes adeta savaşın şehvetine kapılmış durumda. Oysa bu puslu havayı dağıtmak üzere, mevcut şartları yumuşatmak için medya çok önemli katkılar sunulabilir. Herkesi barış ihtimaline inandırmaya başlayarak…

<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Esen Koronavirüs'ün kalp rahatsızlığı olanlar üzerindeki etkis

Koronavirüs Kalp Krizine Yol Açar Mı?

Güvenliğin dikkati, hayatını kurtardı

Polisin ikna çalışması sonucu teslim olan terörist ailesiyle buluşturuldu

Osmanlı döneminde padişahların iftar sofralarını süsleyen yemekler