• $8,058
  • €9,6752
  • 460.376
  • 1408.14
08 Şubat 2014 Cumartesi

Başbakan Erdoğan'ın tarihsel perspektifi

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Türk siyaset tarihinde Başbakan Erdoğan'ın çok önemli bir yeri olduğu tartışılmaz bir gerçek. Girdiği her seçimden başarıyla çıkmasının ve son günlerde olduğu gibi farklı çıkar gruplarının onu siyasetten uzaklaştırmak için adeta seferberlik ilan etmesine rağmen hâlâ büyük bir halk desteğini devam ettiriyor olmasının ardında kuşkusuz çok çeşitli sebepler var. Bunlardan birisi de Erdoğan'ın tarihsel perspektifi.
Başbakan Erdoğan günübirlik bir siyaset yapmıyor. Söylemleri, ürettiği siyaset dün-bugün-yarın uzamlı yekpare bir zaman akışına yönelik olarak inşa ediliyor.
Erdoğan'ın sık kullandığı 'Tarih önünde hesap vermek', 'Tarih affetmez' gibi ifadeler, onun tarihle kurduğu güçlü bağa işaret ediyor. Partisinin tüm master planlarını tarihin önemli dönüm noktalarına referansla inşa ediyor. 2023 hedefleri, Cumhuriyet'in kuruluşuna (1923), 2071 vizyonu Türklerin Anadolu'da kalıcı biçimde yerleşmesi (1071) gibi büyük milatlara dayanıyor. Keza Marmaray gibi bir 21.yy. projesi dahi, 400 yıllık bir rüyanın gerçekliği olarak takdim ediliyor.
Yüzyılları kuşatan bu ihatalı siyaset dili, kimi zaman tarihe borç ödeme duyarlılığı, kimi zaman tarihin hakemliğine başvurma eğilimi olarak görülebildiği gibi, kimi zaman da güncel politikaları meşrulaştırmak için 'tarihin kullanılması' olarak değerlendirilebiliyor.
Oysa Erdoğan'ın içinden geldiği muhafazakâr gelenek, tarihi kendi meşruiyetini güçlendirmek için 'kullanma' eğiliminden çok, onun varlık hikayesini inşa edişiyle yakından alakalı. Erdoğan'ın tarihle kurduğu bağ pek çok siyasetçinin kurduğu gibi yapay bir ilişkiye değil, mensubu olduğu düşünce geleneğinin 'kökü yerde, dalları gökte' olan varlık tasavvuruna dayanıyor. Sahici ve içselleştirilmiş bir bağ yani. Yahya Kemal'in İstanbul'un nüfusunu soran bir Avrupalıya 'biz yerin altındakilerle birlikte yaşarız' cevabındaki gibi samimi bir içselleştirme... Böylelikle Fatih Sultan Mehmet Han, Sultan Abdülhamid, Mehmet Akif gibi nice önemli şahsiyet Erdoğan'ın varlık hikayesinin doğal bir parçası haline geliyor.
Bu tarihsel perspektif, Erdoğan'ın içinden geldiği toplumun hafızasında da yaygın bir karşılık bulduğu için Erdoğan'la millet arasında günübirlik olmayan farklı bir ilişki doğuyor. Erdoğan'a destek veren halk, sadece yaşadığı ülkenin gündelik meselelerine çözüm üreten bir siyasal iradeye değil, aynı zamanda tarihin yarım kalmış hesaplarına katkıda bulunan bir siyasal duruşa da destek verdiğini düşünüyor. Sultan Abdülhamit'in tamamlanmamış mücadelesini, tek parti döneminde mağdur olan halkın sıkıntısını, idama götürülen Adnan Menderes'in, İskilipli Atıf Hoca'nın hüznünü, 12 Eylül mağdurlarının hissiyatını da bu samimi iradenin paylaştığı bir dert olarak görüyor halk.
Toplumun bugün Erdoğan'a verdiği destek yine bu çerçeveden okunabilir. Bugün, demokrasi karşısındaki her türlü darbe girişimi, halk tarafından sadece bugünün meselesi olarak değil, Türkiye'nin 'huzursuz demokrasi' tarihi içindeki uzun mücadelenin bir parçası olarak görülüyor. (Etyen Mahcupyan'ın iki gün önceki 'Garip ama gerçek' başlıklı köşe yazısında, AK Parti aleyhindeki tüm girişimlere rağmen sağlamca ayakta durmasının ardındaki 'tarihsel perspektif' belki de ancak böyle izah edilebilir.)
Meseleleri günübirlik bağlamlardan öte tarihsel perspektifte ele almak, muhtemel bir nostalji riskini barındırmakla beraber, tarihsel tecrübenin yön verdiği bir dünya inşa etmek bakımından da hayli verimli görünüyor. Nitekim toplumun samimiyetine inandığı ve güvendiği bu tarihsel perspektif, Erdoğan'a sadece bugünü değil, aynı zamanda geçmişi de kazandırıyor. Çünkü İtalyan tarihçi Croce'nin ifadesiyle 'tarih çağdaş'tır, yani bugün yazılan şeydir. Bugünün kazananı olarak Erdoğan böylelikle geçmişi de kazanıyor. Kaybedeni ise, hem bugünü hem geçmişi kaybediyor.

<p>Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ile görüşmesinde ger

Dendias provokasyon için mi geldi?

Belgrad Ormanı'ndaki devasa çukur şaşkına çevirdi

Bakan Soylu, Salgınla Mücadele Değerlendirme Toplantısı'na katıldı

8. Cumhurbaşkanı Özal'ın ölümünün üzerinden 28 yıl geçti