• $8,18
  • €9,7564
  • 456.861
  • 1393.24
02 Şubat 2014 Pazar

Protestanlık ve ötesi

BRÜKSEL

Avrupa Birliği ailesinin temelleri resmi olarak her ne kadar 1951 yılında atılmış olsa da Avrupa'da birliğin aile yapısı 15. yüzyıla kadar iner.
"The Tudors" dizisini takip eden insanlar Avrupa kıtasının nasıl iç içe ve kraliyet ailelerinin hepsinin birbiri ile akraba olduğunu görür. The Tudors dizisinde İngiltere Kralı VIII Henri'nin aşk maceraları anlatılsa da, dönemin Avrupa siyasi haritası, akraba toplulukları ilişkileri ve dinde ayrışmalar da konu edilir.
İngiltere Kralı VIII. Henri, Fransa Kralı François ile kuzen. İngiltere Kralı VIII. Henri, İspanya Kralı V Karl'ın damadı. İngiltere Kralı VIII. Henri, aynı dönemde yaşayan Portekiz Kralı'nın kayınbiraderi...
İspanya Kralı V. Karl'ın kızı Katherina'dan boşanmak isteyen İngiltere Kralı VIII. Henri'ye Vatikan'da oturan Papa III Paulus izin vermez. Papa'nın kararına isyan eden İngiltere Kralı VIII Henri, büyük aşkı Anne Boleyn uğruna Katolik'ten ayrıldıklarını ve Vatikanı "tanımadığını" duyurur.
Aynı dönemde Büyük Britanya'da da Avrupa kıtasında olduğu gibi Martin Luther ve Jean Calvin'in "dinde reform" düşünceleri toplum içerisinde taraftar bulmaya başlamıştı. Daha sonra "Protestan"lık adı verilen düşünce yapısı Hıristiyanlığın en büyük üç mezhebinden biri oldu. Martin Luther ve Jean Calvin'in öncülüğünde 16. yüzyılda, Katolik Kilisesi'ne ve Papa'nın otoritesine karşı girişilen reform hareketinin sonucunda ortaya çıkan dini anlayış Büyük Britanya'da da kabul gördü.
İngiltere Kralı VIII. Henri, İngiltere Kilisesi'ni Katoliklik ile Protestanlık arasında bir orta yol olarak "Anglikanlık" mezhebine tabi olduklarını ilan etti.
Günümüzde en fazla Protestan Hıristiyanlar Kuzey Amerika'da bulunmakta, ikinci sırada ise Avrupa ülkeleri gelmekte. Dünyanın en büyük, Protestan cemaatleri sırasıyla ABD, İngiltere, Federal Almanya, Nijerya, Güney Afrika Birliği, Kanada, Avustralya, Brezilya, Hollanda, İsveç, Danimarka, Finlandiya ve Endonezya'dır.
-
Yazar Yusuf Kaplan, bir internet haber sitesine verdiği röportajda, Cemaat'in zihin yapısı, örgütlenme biçimi ve eylemleri üzerine yaptığı tespitler önemsenmeli. Gülen hareketinin "ılımlı İslam" projesinde kullanıldığını savunan Yusuf Kaplan, "Batılılar, Soğuk Savaş sonrası süreçte, bütün stratejilerini İslam dünyasının tarihe girişini önlemek ve İslam'ı sisteme entegre ederek bitirmek şeklinde geliştirdiler. 'İslam'a karşı İslam' stratejisi, bunun adıdır. Önümüzdeki yüzyılın en önemli küresel projesidir bu ve bu stratejinin üç önemli ayağı var. Birincisi İslam'ın terörle özdeşleştirilmesidir. Panikle bunu oluşturmaya başladılar ve İslamafobi denen şey ortaya çıktı. El Kaide diye bir heyula icat ettiler. El Kaide'nin küresel ölçekte küresel sistemle savaştığını düşünenler var. Oysa bu, tam bir karartma, hedef saptırma operasyonudur. Çünkü El Kaide, esas itibarıyla Müslümanlar ile savaşıyor. Tam bir İngiliz aklıdır bu" diyor.
Uzun bir zamandır ABD, İsrail ve İngiltere'nin "Protestan İslam" projesi oluşturmakla uğraştığını iddia eden yazar Yusuf Kaplan, "Ilımlı İslam projesi, İslam'ın Protestanlaştırılması, küresel sisteme entegre edilmesidir. İslam algısının protestanize bir İslam algısına dönüştürülmesi, İslam'ın hayattan uzaklaştırılması, sonuçta küresel sisteme itiraz etmeyen bir İslam algısının bütün İslam dünyasında yaygınlaştırılması. Sonuçta İslam'ı bitirtecek son derece sinsi ve tehlikeli bir proje sözkonusu burada" diye konuşuyor.
-
Bir de bu açıdan bakılınca geçmişten günümüze hem Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkileri hem de Türkiye'deki 17 Aralık Operasyonu ve sonrası çok daha farklı bir anlam ve boyut kazanıyor...

<p>Koronavirüs salgınının uzun süredir kontrolden çıkmış olduğu ABD'de son durum ne? Aşılama süreci

ABD'de koronavirüs salgınında son durum

Beşiktaş, Erzurum'a ayak bastı

Zonguldak'ta dereden akan çamurlu su denizin rengini değiştirdi

Nisan ayında yağan kar Domaniç Dağları'nı beyaza bürüdü