• $8,8529
  • €10,3644
  • 498.753
  • 1396.28
9 Ağustos 2021 Pazartesi

Orman yangınları güvenlik sorunudur

Dr. Eray Güçlüer
Dr. Eray Güçlüer
Dinle

Güvenlik kelimesi 8.Yüzyılda Türkçe'de kullanılan "Küv" kelimesinden türemiştir. Risk, tehlike ve tehditlerin olmadığı, insanların kaygı duymadıkları ruh halini ifade eden "Güvenlik" kavramı aslında fiziksel değil psikolojik içeriklidir. 1600'lü yıllarda modern devletin temel görevinin güvenliği sağlama olduğunu söyleyen Thomas Hobbes'tan beri yeni unsurları da içine alacak şekilde genişleyen bu kavram fiziksel ihtiyaçları önceleyen Maslow'u yanıltacak şekilde günümüzde insanların birincil ihtiyacı haline gelmeye başlamıştır. Neolitik dönem olarak adlandırılan Millattan önce 8000'li yıllarda ilk orduların kurulmasıyla güvenliğin çok uzun yıllar askeri güçlerle sağlanmaya çalışıldığını görmekteyiz. Daha sonraları gelişen devlet sistemleriyle beraber kolluk güçlerinin ve istihbarat birimlerinin de güvenlik kavramına dahil olduklarını söyleyebiliriz. Ancak özellikle 1800'lü yıllardan itibaren sanayi devrimiyle birlikte devletlerin fiziksel olarak korunmasını içeren klasik güvenlik anlayışı daha çok unsuru içeren karmaşık bir sürece doğru evirilmeye başlamıştır. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra askeri güçlerle birlikte ekonomi, sosyal ve politik güçler, medya, ekoloji, enerji, su, gıda, eğitim, sağlık, teknoloji, iletişim, uzay, siber uzay gibi çok boyutlu hale dönüşen güvenlik kavramı, günümüzde doğal olarak ülkelerin diğer alanlarda da askeri yapılanmalarına benzer koruyucu yapılar oluşturmalarını zorunlu kılmaktadır. Elbette bu yapılar ülkelerin güvenlik ihtiyaçlarına göre farklı sektörlerde olabilir ancak hepsinin ortak özelliği bireyin içinde bulunduğu sisteme kendini adayan ve meslek olmanın ötesinde ülke güvenliğinin bir parçası olarak görülen yapılardır. Örneğin pandemi sürecinde mücadele eden sağlık çalışanlarımızın sadece birer sağlık görevlisi olmadıklarını anladık. Onların aynı zamanda milli güvenliğimizin de ayrılmaz parçaları olduklarını gördük. Canları pahasına görünmez düşman olan Covid-19 virüsüyle amansız şekilde mücadele ettiklerine şahit olduk. Tıpkı cephede savaşan askerimiz gibi. O yüzden onlara artık sadece sağlık çalışanları demiyoruz, Sağlık Ordumuzun Kahramanları diyoruz. Aynı şekilde yangınlarla mücadele eden Yeşil Vatanımızın bekçilerine de sadece orman memurları diyemeyiz. Onlara ancak Orman Ordumuzun Kahramanları diyebiliriz.

Güvenlik kavramındaki farklılaşmalar ve kavramın kazandığı yeni anlam yükleri modern harbin doğasında da çok önemli değişikliklere yol açmıştır. Bugün dünyadaki çatışma alanları incelendiğinde askeri unsurlardan önce STK'lar, operasyonel kabiliyetteki istihbarat birimleri, uluslararası örgüt temsilcileri, diğer ülkelerin hükümet görevlileri, çok uluslu ticari şirketler, uluslararası basın kuruluşları, terör örgütleri, suç örgütleri, gözlemciler, sivil halk ve yerel sivil teşkilatlar, yerel direniş unsurları, sağlık ve sosyal yardım teşkilatları, ajitasyon ve propaganda elemanları gibi pek çok yapının çatışmaların asli unsurları haline geldiklerini görmekteyiz. Dolayısıyla ülkeler artık sadece askeri ordularıyla savaşmıyorlar ve sadece ordularıyla ülkelerini savunmuyorlar. Teşkilatlandırdıkları bütün milli güç unsurlarını sahaya sürüyorlar. Hatta çatışmaların ortaya çıkartılması ve kazanılmasında hedef ülkenin iç sorunları üzerinden sonuca gidilmesi öncelik kazanmış durumda. Ve orman yangınları, pandemi, sel baskınları gibi felaketler toplumsal algının devlete karşı şiddet içerikli sosyal hareketlere dönüştürülmesinde adeta "başlatıcılar" veya "manivelalar" olarak kullanılmaktadır. Suni olarak başlatılan veya doğal olarak meydan gelen afetler güçlü medya operasyonları ve siber ortamlardaki sinsi ajitasyonlarla istismar edilerek hedef ülkelerin yönetimleri zayıflatılmakta, toplumsal algı sürekli yalan, yanlış mesajlar, görseller ve seslendirmelerle şiddete yöneltilmeye çalışılmaktadır. Maalesef orman yangınlarıyla mücadele ederken ülkemize karşı bu tür sinsi oyunlar aynı merkezlerden yönetilen eller tarafından süratle sahneye konulmaya çalışıldı. Sadece sanal ortamda da değil sahaya provakatörler de gönderildi. Sürekli devlet ve hükümet kötülenmeye, sanki acizlermiş gibi gösterilmeye çalışıldı. Maalesef bunlardan rant elde etmek isteyen siyasal fırsatçılar da boş durmadılar. Tabii ki milletimiz bunların hepsini görüyor ve değerlendiriyor.

Elbette milletimizin yaraları sarılacak, çekilen acılar dindirilmeye çalışılacaktır. Dış güçlerin maşalarının ülkemizin birlik ve bütünlüğüne yönelik sinsi eylemlerinin de mutlaka kanun önünde karşılığı olacaktır. Devletimiz bütün bunların üstesinden gelecek güçtedir. Ancak ülkemizin hedef ülke olduğunu hiç bir zaman unutmayalım. Sadece sahada değil her alanda güçlü iş birliği ve entegrasyonu sağlayacak şekilde güvenlik bürokrasimizin geliştirilmesi ihtiyacı olduğunu da belirtmek isterim. Bundan sonra da başta ormanlarımız olmak üzere kapsamlı ekolojik teröre maruz kalabileceğimizi göz önünde bulundurarak doğal afetlere karşı önleyici teknolojilerimizi geliştirmeye ihtiyacımız olduğunu bilelim. Teknik, taktik ve teşkilatlanma bakımından olası durumlara karşı yüksek hazırlık seviyesinde olmamız öncelikli ulusal güvenlik meselesidir. Ama en önemlisi her türlü iç ve dış kışkırtmalara karşı milli birlik ve beraberlik içerisinde el ele, gönül gönüle yürüyebilelim.

Dr.D.Eray GÜÇLÜER

Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi

<p>Küçük cüssesiyle büyük işlere imza  atan Leon, 25 santim boyunda ve altı kilo ağırlığında. Girilm

Cüssesi küçük, yaptıkları büyük

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (27 Eylül 2021)

Koronavirüs kadar tehlikeli! Bu sorun erken ölüme sebebiyet veriyor!

Aydın'da heyecanlandıran gelişme! Giriş kapısı bulundu