• $9,3409
  • €10,8668
  • 530.299
  • 1417.7
30 Temmuz 2021 Cuma

Arap Baharı ikinci tura döndü

11 yıl önce 17 Aralık 2010'da Tunus'da başlayan ve Batı tarafından Arap Baharı (!) olarak adlandırılan ayaklanmalar, protestolar ve silahlı çatışmalar kısa zamanda Libya, Mısır, Suriye, Bahreyn, Cezayir, Ürdün ve Yemen'de büyük çapta; Moritanya, Suudi Arabistan, Umman, Irak, Lübnan ve Fas'ta küçük çapta olaylar şeklinde Afrika ve Ortadoğu'ya hızla yayılmıştır.

Görünüşte Arap halklarının demokrasi, özgürlük ve insan hakları talepleriyle ortaya çıkan bu siyasal ve silahlı şiddet hareketleri sonucunda pek çok ülkede kurumsal devlet yapıları çökmüş ve bu ülkeler adeta iç savaşa ve kaos ortamlarına sürüklenmişlerdir. Aslında demokrasi getirmesi beklenen bu ayaklanmalar sadece kan ve gözyaşı getirmiştir. Çünkü bu protesto hareketler doğal sosyal hareketler olmadığı gibi olayların geçtiği ülkelerdeki toplumların birçoğu henüz daha ulus devlet bilincine de erişememişlerdir. Bu nedenle ABD ve Batı'nın yönlendirmesi ve desteği ile ortaya çıkan Arap Baharı süreci demokratikmiş gibi görünse de aslında emperyalizmin stratejik planından başka bir şey değildir.

15 TEMMUZ ARAP BAHARI SÜRECİNİN BİR PARÇASIYDI

Bu arada Türkiye'ye de bu süreçte özel bir parantez açmak gerekir, zira 15 Temmuz ihaneti de Arap Baharı sürecinin bir parçasıydı. Emperyalist güçlerin tetikçi uşakları tarafından iç savaşa ve kaosa sürüklenemeyen tek ülke Türkiye'dir. Biz ulus devlet şuuruna erişmiş kadim bir milletiz. Çünkü bu milletin iradesiyle devleti yönetenler sadece bu toprakların ekmeği ve suyuyla büyüdüler, kanlarında emperyalistlerin hormonları yok. Şimdi bütün Afrika ve Ortadoğu "Türkiye bu belayı nasıl def etti de biz edemedik" diye kendi kendilerine soruyorlar.

TUNUS'TADAKİ ASKERİ DARBE SADECE DARBE DEĞİL

Tunus'a dönecek olursak geçtiğimiz hafta Tunus Silahlı Kuvvetlerini arkasına alan Tunus cumhurbaşkanı sudan bahanelerle Tunus anayasasının olağan üstü hal maddelerini işletmeye başladı. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Said, Başbakanı Savunma ve Adalet Bakanlarını görevden aldı. Meclisin yetkilerini dondurdu, bir ay süreyle gece sokağa çıkma yasağı ilan etti. Özellikle Meclis Başkanı Gannuşi taraftarlarına yönelik çok sayıda tasfiyeler halen devam etmekte. Kısacası her ne kadar ön plana çıkarılmasa da Tunus Silahlı Kuvvetlerinin desteğiyle batılı güçler adına Tunus Cumhurbaşkanı üzerinden sivil-siyasi bir darbe adım adım gerçekleştiriliyor. Zaten Avrupa ve ABD'nin Tunus'taki bu darbe girişimine karşı bunun bir darbe olmadığı yönündeki söylemleri emperyalistlerin arka planındaki niyetini açıkça ortaya koyuyor.

ARAP BAHARI İKİNCİ TURA DÖNDÜ

11 yıl aradan sonra bu sivil darbe neden gerçekleştirilmeye çalışılıyor sorusu çok önemli. Adeta Arap Baharı'nda ikinci tura dönülmüş gibi görünüyor. Bunun birkaç sebebi var. Birincisi emperyalizm hiçbir zaman barış ve huzur olsun istemez. Çünkü kendisi dışındaki herkesi ve her şeyi kendisine düşman olarak görür. Bu nedenle zaten birçoğu kabile tarzı alt toplumsal gruplardan oluşan Ortadoğu ve Afrika'daki devletleri sürekli birbirlerini tüketen bir konumda tutmak, akan kan ve gözyaşından beslenmek onlar için temel amaçtır.

EMPERYALİST SİSTEMİN KÜRESEL AĞI

Böylece ilerideki bir zamanda kendisine rakip güçlerin ortaya çıkmasını da önlemiş olurlar. İkincisi bu ülkelerin kaynaklarını sömürerek kendilerine bir zenginlik oluşturmak yıllardır uyguladıkları klasik bir yöntemdir. Kurdukları kölelik ve sömürge sistemleri olmasaydı ABD ve Avrupa'nın bugünkü zenginleri olur muydu? İşin bir diğer yönü de bu süreçleri oluşturan emperyalist sistemin küresel bir ağ olduğunun bilinmesi gerekliliğidir.

TUNUS'TAKİ DARBE TUNUS'LA KALMAZ

Tunus'da bir darbe oluyorsa bu sadece Tunus'la ilgili ve sınırlı kalmaz. Bugün devletlerin iç sistemlerini dizayn eden güçlerin ahtapot gibi pek ülkede pek çok ayağı bulunduğunu unutmayalım. Nasıl emperyalist sistem küresel bakıyorsa, bizlerin de küresel bakışa sahip olması son derece önemlidir.

15 Temmuz ihanet girişimimden sonra Türkiye'nin takındığı tavır bugün bütün dünyada mazlum milletlerin emperyalizmle mücadelede rehberi olmuş durumda. Ayrıca Tunus'un doğusunda Ulusal Mutabakat hükümetinin (UMH) kontrolündeki Libya toprakları yer alıyor. Burada Türkiye de var. UMH'nin doğusunda ise neredeyse bütün emperyalist güçlerin desteklediği diğer bir darbeci olan Hafter var. Yani Tunus'taki darbe girişimi başarılı olursa Libya'daki UMH'de iki yönlü çevrilmiş olacak. Sonuç olarak küreselleşen dünyamızda artık herkes her şeyi biliyor ve görüyorlar.

EMPERYALİSTLER TUNUS HALKINA KEFEN BİÇİYOR

Tunus Meclis Başkanı Gannuşi'nin bugüne kadarki bütün iyi niyetli çabaları ve alttan almalarına rağmen Tunus'taki darbeciler adım adım ilerliyorlar. Sonuçta Tunus halkına emperyalist güçler tarafından biçilmiş bir kefen var. Başta Al Nahda (Yeniden Doğuş Hareketi) lideri Gannuşi olmak üzere Tunus toplumunun ileri gelenleri ve kanaat önderleri bugün ya da yârin bununla yüzleşmek zorunda kalacaklar.

TUNUSTA CİN ŞİŞEDEN ÇIKTI...

Liderlik zor zamanlarda zor kararlar almayı gerektirir. Şayet bu yapılamaz ise Tunus toplumu emperyalist darbecilere karşı kendi benliğini koruyacak yeni kurumsal girişimciler, yeni liderler çıkarabilir. Ve bu yeni liderler sayesinde darbecilere karşı kolektif sosyal hareketler üretilebilir. O yüzden Tunus'ta cin şişeden çıktı, emperyalistlerin işi geçmişe göre biraz daha zor görünüyor.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>İnsanlar her yıl 4,5 trilyon sigara  izmaritini doğaya atıyor. B

Trilyonlarca sigara izmariti nereye gidiyor?

Cerrahpaşa'da yeni yoğun bakım servisleri açıldı

Kargaların şaşırtıcı zekası ve alet kullanabilme becerisi

Dev şirketlerinin logolarındaki gizli anlamlar