• $8,844
  • €10,3747
  • 496.872
  • 1384.68
5 Temmuz 2021 Pazartesi

Küresel güç mücadelesinin merkezinde Türkiye var

Dr. Eray Güçlüer
Dr. Eray Güçlüer
Dinle

14 Haziran 2021 tarihinde Brüksel'de gerçekleşen NATO liderler zirvesinde açıklanan NATO-2030 konsepti sonrası Karadeniz'de hareketlenmeler yaşandığını görüyoruz. Rus savaş gemilerinin İngiliz savaş gemilerine uyarı ateşi açması yeni bir krizin fitilini ateşlemiş olabilir. Elbette NATO ittifakı üzerinden batılı güçlerin Karadeniz'deki baskıyı artırmaları tesadüf değil. Ortada büyük bir küresel mücadele var ve bu mücadelede batı harekete geçmiş gibi görünüyor. Burada amaç Karadeniz-Kafkaslar hattını kontrol ederek Rusya'yı güneyden çevirmek. Dolayısıyla hem Rusya'yı hem de Kafkasları yeni gelişmeler bekliyor olabilir. Aynı durum aslında Akdeniz'de de yaşanıyor. Rusya'nın Güney Kıbrıs Rum Yönetimindeki ekonomik varlığına son verilmesi, ABD'nin Libya'da Türkiye ile birlikte hareket etmek istemesi Akdeniz'de Rus varlığını sınırlandırma girişimleri olarak da yorumlanabilir. ABD'nin üsler kurmak suretiyle örtük ve sessiz bir şekilde Yunanistan'ı işgal etmesi, Girit ve GKRY'teki hava üsleri üzerinden askeri varlığını arttırması Rusya için stratejik kuşatma hamleleridir. Ancak bu hamleler aynı zamanda Türkiye için de geçerlidir ve Türkiye tarafından da dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda doğu ile batı arasındaki küresel mücadelede ülkemizin etrafında yeni kriz alanlarının oluşmaya başladığını görüyoruz.

28 Haziran 2021 tarihinde İngiltere'nin Avrupa ve Amerika kıtasından sorumlu Devlet Bakanı Wendy Morton Türkiye'ye geldi. Ankara'daki temaslarından sonra 29 Haziran'da Hatay'a geçen İngiliz bakanın asıl gündeminin İdlib olduğu gözlerden kaçmadı. AFAD'la afet risklerinin azaltılması için müşterek hareket edilmesine yönelik mutabakat zaptı da imzalayan bakan Wendy, daha sonra Cilvegözü sınır kapısına kadar giderek sığınmacılarla ilgili yapılan tesislerde incelemelerde bulundu. Bir gün sonra 30 Haziran 2021 tarihinde ise Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Antalya'da bir araya geldiler. Bu toplantıda pek çok konu görüşüldü ancak Suriye vurgusu dikkat çekiciydi. Ayrıca Putin'in Cumhurbaşkanı Erdoğanı Moskova'ya davet etmiş olması Rusya'nın yeni dönemde daha fazla Türkiye'ye yöneleceğinin işaretleri olabilir. Sonuçta batının İdlib üzerinden Suriye'de yeni bir rol kazanma çabasına karşı Rusya'nın karşı hamlesi gecikmedi. Zira batının İdlib'e daha çok girmesi Suriye'deki Rus varlığının daha fazla sorgulanması anlamına gelebilir. Rusya Suriye'deki yerleşikliğini hiçbir surette tehlikeye atamaz. Ancak İdlib Rusya'nın Suriye'deki yumuşak karnıdır ve buranın sağlam tutulması için de Türkiye'ye ihtiyacı var. Daha önce de söylediğim gibi batı ile doğunun mücadelesinde her iki eksen de Suriye ve Kafkaslarda Türkiye'ye yeni alanlar açmak durumunda kalabilirler. Sanırım Wendy Morton ve Sergey Lavrov bunu söylemek için Türkiye'ye geldiler. Bekleyip göreceğiz.

Karadeniz'de sular ısınırken Asrın Projesi Kanal İstanbul'un daha da önem kazandığını belirtmek isterim. 2028 yılında küresel ekonomideki payı ABD'ninkini geçmesi beklenen Çin'in oluşturduğu üretim baskısı, İpek Yolu-2 hattını öncelikli hale getirmiş durumda. Çin'den Doğu Karadeniz'e kadar kara ve demiryoluyla getirilecek malların buradan deniz yoluyla Türk boğazları da kullanılarak tüketici ülkelere ulaştırılması için ön görülen süre sadece sekiz gün. Bu nedenle kuzey ve güney rotalarının aksine İpek Yolu-2 rotası zamansal açıdan daha avantajlı durumda. Ancak bu durumda Karadeniz'de oluşacak ilave yükün boğazlardan emniyetli şekilde geçmesi daha sorunlu hale gelebilir. Zira yıllık 25.000 gemi geçişine kadar emniyetli geçiş kapasitesi bulunan İstanbul Boğazı için mevcut durumda 48.000 gemi yıllık geçiş yapmak durumunda. Bunun için gemilerin boğazda bekleme süreleri 34 güne ve bekleme maliyetleri gemi başına 89 bin ABD dolarına kadar çıkabiliyor. Önümüzdeki 10 yıl içinde bu baskının yıllık 80.000 gemiye çıkması bekleniyor. Bu nedenle her şeyden öte uluslararası ticaret açısından Kanal İstanbul'a Türkiye'nin acil ihtiyacı olduğunu söylemek mümkün. İlk adım 26 Haziran'da atıldı, bunda sonra da bu mega projenin tamamlanarak ülkemize zenginlikler katmasını diliyorum. Tabi ki kazandıracağı ekonominin yanında önemli bir uluslararası ticaret yolunun kontrolünün Türkiye'de olması, ülkemize siyasal bakımdan da çok önemli avantajlar sağlayacak ve küresel anlamda ülkemizin önemi daha da artacaktır. Ne diyelim şimdiden hayırlı olsun.

Dr.D.Eray GÜÇLÜER

İstanbul Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi.

<p class='MsoNormal'>Okulların yüz yüze eğitime  geçmesiyle öğrenciler özledikleri etkinlik alanları

TeknoFest 2021 gençlerden yoğun ilgi gördü

''Yola çıkmalı'' dedirten 5 film

Mezarlıkta toprağa yarı gömülü halde bulundu!

Kilo vermek isteyenler dikkat! Limon diyetiyle ayda 10 kilo vermek mümkün