• $8,3672
  • €10,234
  • 502.297
  • 1459.57
09 Haziran 2021 Çarşamba

Mahmur operasyonu ve siyasal etkileri

Dr. Eray Güçlüer
Dr. Eray Güçlüer
YAZARIN SAYFASI

2011 yılında BM tarafından mülteci kampı statüsü verilen ve aynı yıl Irak hükümeti tarafından da mülteci kampı statüsü tanınan Mahmur o tarihten beri PKK tarafından yönetiliyor. Mülteci maskesiyle getirilen teröristler önce siyasi sonra da psikolojik ve askeri eğitimden geçirilerek başta Kandil olmak üzere Pençe-Kaplan operasyon alanlarına gönderiliyorlar.

Sayıları 12.000 ile 20.000 arasında değişen mültecilerin yaşadığı kamp PKK'nın çok önemli bir insan kaynağı durumunda. Burada kontrol tamamen PKK'da. Kimin ne yapacağına PKK karar veriyor. Dolayısıyla mülteci kampı statüsünü kendisine kalkan olarak kullanan PKK, terörist eylemlerine alt yapı sağlayacak her türlü faaliyeti burada gerçekleştirmekten geri kalmıyor. Ancak durum bununla da sınırlı değil aynı zamanda yabancı istihbarat örgütlerinin PKK'lılara maket uçak yapımı, bomba düzenekleri hazırlanması, suikast ve sabotaj gibi özel eğitimler verdikleri de bir yer.

Jeopolitik açıdan bakıldığında Mahmur alanı PKK'nın Irak'ın kuzeyinde kontrol edebildiği son yaşam alanıdır. Zira daha önce 2017 yılı mart ayında başlayan Pençe-Kaplan operasyonlarıyla bugüne kadar Kandil-Mahmur-Sincar hattının kuzeyinde Türkiye sınırına kadar olan bölgedeki Gara, Haftanın, Metina, Zap, Hakurk gibi bütün yaşam alanlarını kaybeden PKK, şimdilerde bütün gücüyle elinde tek kalan yaşam alanı olan Mahmur'a yönelmiş durumda.

Burası sadece PKK için değil PKK'yı koruyan ve kullanan küresel güçler içinde son derece önemli. Çünkü Türkiye'ye karadan yaklaşabilecekleri en uç nokta burası. Buranın düşmesi Irak'ın kuzeyinden PKK ile birlikte arkasındaki küresel emperyal güçlerin de bölgeden tasfiyesi anlamına gelir. Zaten Mahmur sorumlusu teröristin etkisiz hale getirilmesinden sonra hangi ülkelerin tepki gösterdiğine bakılacak olursa durum gayet net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

MAHMUR KÜRESEL GÜÇLERİN YUMUŞAK KARNI

Dolayısıyla Mahmur bölgesinin PKK'dan temizlenmesi aynı zamanda PKK'yı destekleyen küresel güçlerin de yumuşak karnıdır. Bu durumun elbette siyasal sonuçları olacaktır. Ancak kestirmeden söyleyecek olursak terör örgütleri üzerinden Türkiye'nin içine uzanmak isteyen küresel güçlerin elleri ve kolları kırılmış durumda.

Gelelim operasyona, yoğun insan nüfusunun olduğu bölgede hiçbir sivilin kılına bile zarar gelmeden üç teröristi vurabilmek çok önemli bir istihbarat başarısıdır. Bu operasyonda sınırımızdan 160 km uzaklıktaki hedefi tespit etmek, takip etmek ve en uygun yerde en uygun zamanda vurabilmek teknik olarak da Türkiye'nin geldiği noktayı göstermesi bakımından önem arz ediyor.

Ayrıca sınırdan kara bağlantısı olmadan yapılan bu operasyonda teknik kapasitenin yanında bölgedeki müzahir unsurların da yönetilebilmiş olması son derece dikkat çekici. PKK'nın kendini en güçlü gördüğü yerde devletin emrinde olan kişi ve grupların operasyonel süreçlere dahil olması psikolojik olarak da örgütün üzerinde yıkıcı etki oluşturmaktadır.

Artık hiçbir yer teröristler için güvenli değildir. Yeni operasyon stratejisinde başta Türk Milli İstihbarat Teşkilatı olmak üzere devletin bütün istihbarat ve güvenlik birimleri artık üst düzey teröristlerin etkisiz hale getirilmesine öncelik vermiş durumdalar.

KANDİL VE PENSİLVANYA YALNIZLAŞMAYA BAŞLADI

Son bir ay içinde PKK'nın Suriye, Dohuk ve Mahmur sorumluları yanlarındaki teröristlerle birlikte yurtdışında etkisiz hale getirildiler. Aynı şekilde çeşitli renk kategorilerinde aranan teröristler yurt içinde etkisizleştirildiler. Ayrıca üst düzey FETÖ'cüler paketlenip Türkiye'ye getirildiler. Sonuçta Kandil yalnızlaştığı gibi Pensilvanya'da yalnızlaşmaya başladı.

TÜRKİYE'NİN OLMADIĞI BİR DENKLEM KURULAMAZ

En son bulunan enerji rezervlerini de dikkate alırsak, bu işin siyasal sonuçlarını 14 Haziran'daki NATO liderler zirvesinde görme ihtimalimiz son derece yüksek. Bu arada ABD'li yetkililerin sürekli Türkiye ile temas halinde olduklarını da belirtmek isterim. Zira NATO'nun 14 Haziran'da açıklanacak yeni Kafkasya stratejisinde ABD'nin Türkiye'ye ihtiyacı var. Karabağ-Ukrayna-Polonya hattında Rusya'yı dengeleyebilen Türkiye, ABD istese de istemese de NATO'nun en önemli gücü.

Artık Türkiyesiz denklem kurulamayacağını herkes biliyor. Elbette bütün sorunların hemen çözülmesi beklenemez ancak Türkiye-ABD ilişkilerinin düzelmesinde önemli birtakım adımların atılması da son derece muhtemel görünüyor ve 14 Haziran'da Brüksel'de kurulacak masada Türkiye'nin eli daha önce hiç olmadığı kadar güçlü.

Sonucu haftaya hep beraber göreceğiz.

Dr.D.Eray GÜÇLÜER

İstanbul Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi

Başkan Erdoğan'dan NATO'ya video mesaj

3 günlüğüne geldikleri Türkiye'den 1,5 yıldır ayrılamadılar

Kanal İstanbul'da temelin atılacağı nokta

Ağrı'da gönüllü öğretmenler arama ve kurtarma tatbikatı yaptı