• $7,3561
  • €8,9358
  • 438.252
  • 1544.65
18 Şubat 2011 Cuma

Büyükelçiler ve sınırları

Deniz Ülke Arıboğan
Deniz Ülke Arıboğan
YAZARIN SAYFASI

Modern uluslararası ilişkiler sisteminin en önemli unsurlarından bir tanesi de diplomatlar. Temel işlevleri itibarıyla sorun çözmek konusunda uzmanlaşan diplomatlar, zaman zaman sorunun kendisi haline de gelebiliyorlar. Bazen kendi hükümetlerinin, bazen de görev yaptıkları ülkelerin şerrine uğrama riskini taşıyan bu mesleğin yürütücüleri, tarihin hiçbir döneminde çok da rahat içerisinde olamadılar. Öldürüldüler, hapsedildiler, sürgüne gönderildiler, kovalandılar ama yine de görev yapmaya devam ettiler.

Ankara'ya yeni atanan ABD Büyükelçisi Francis J. Ricciardone'nin Oda TV'nin basılması ve yöneticilerinin gözaltına alınmasının ardından sarf ettiği sözler, taze atanan bir büyükelçiye hoş geldin deme fırsatını sundu bizlere!

Ricciardone'nin 'suçlamaların ne olduğunu tam bilmemekle beraber süreci yakından izlediklerini belirtmesi ve bir yandan basın özgürlüğünden bahsedilirken diğer yandan gazetecilerin gözaltına alınmasını anlayamadığını' söylemesi üzerine, hükümet kanadından sert açıklamalar geldi. AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik'in büyükelçilerin, bulundukları ülkelerin içişlerine karışamayacağını söyleyerek, aslında oldukça kıdemli bir diplomat olan taze büyükelçiye sınırları hatırlatması ise dikkat çekiciydi. Ben de bu vesileyle büyükelçilerin sınırlarından bahsetmek istiyorum.

1- Diplomasi, yüzyıllardır gelişen ve uluslararası oydaşma ile belirlenen kurallarla şekillendirilen bir alan. Devletlerin resmi ilişkilerini belli bir formata sokmak, aralarındaki iletişimi kolaylaştırarak düzene koymak ve karşılıklı güvenin inşasını sağlamak maksadıyla kurgulanan diplomatlık mesleği de zaman içerisinde olgunlaşmış durumda. Devletler savaş ortamlarında bile diplomatların dokunulmazlığını ve yargı bağışıklığını sağlama konusunda hassas davranmaya çalışıyorlar. Lakin  'istenmeyen kişi' yani 'persona non grata' ilan edilmeleri mümkün. Bu şekilde devletler, başka ülkelerden gönderilen diplomatları kendi emanetleri olarak görmek ve iyi muamele etmek zorunluluğunu hissediyorlar.

2- Bu kadar ihtimam gösterilen büyükelçilerin de bazı sorumlulukları var kuşkusuz. Bulundukları ülkelerin içişlerine karışmama konusunda hassasiyet göstermek bunlardan bir tanesi. Konuşurken, eleştirirken dikkatli olmak zorundalar. Zira bir büyükelçinin 'bu benim bireysel görüşüm, hükümetimin bununla bir ilgisi yoktur' deme şansı yok. Nitekim büyükelçi konuşurken, 'ABD böyle dedi' diye anlaşılması son derece normal. Bu nedenle bir diplomatın ev sahibi ülkedeki bir yargı kararına dair konuşurken iki kere düşünmesi gerekiyor. Üstelik cümleye 'suçlamaların ne olduğunu ve detayları bilmiyorum ama' diye başlayınca işler daha da çetrefilleşiyor. Neyse ki, Ricciardone, dün, durum hakkında bir yorum yapmadığını, sadece olayı anlamaya çalıştığını söyleyerek ortamı yumuşatmış. İyi de etmiş. İkili ilişkilerin acemiliğe tahammülü yok.

3- WikiLeaks belgelerinin ardından ABD'li diplomatlara bulundukları ülkelerde daha eleştirel bakılacağını görmek sürpriz olmaz. Büyük ülke olmanın verdiği rahat ve özgüvenli tavrın kendilerine olumsuz yansımaları olması mümkün. Amerikan tarzı denilen şey, giderek daha itici hale geliyor.

4- Türkiye son dönemlerde kendi büyükelçilerine de ülkemizde görevlendirilen büyükelçilere de oldukça sert yaklaşıyor. Bunun alışıldık bir üsluba dönüşmesi ne kadar doğru bilemiyorum. Unutulmamalıdır ki diplomatlar ilişkinin esas özneleri değil, araçlarıdır. Bu bakımdan yapılan her hatada en tepeden maksimum tepki vermek ve ilişkileri germek zamanla olumsuz sonuçlar yaratabilir.

<p>HDP’nin Esenyurt ilçe binasına düzenlenen operasyon  kapsamında terör örgütü elebaşı Abdull

HDP siyasette sona mı yaklaştı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Başkan Erdoğan, Elazığ'da deprem konutları anahtar teslim törenine katıldı

Mutfakta işinizi yarayacak pratik bilgiler! Yumurtayı pişirirken içine buz atarsanız...