• $8,4705
  • €10,2921
  • 501.151
  • 1441.33
24 Nisan 2016 Pazar

Neden ile sonucu karıştırmayalım

Dün yatırım, tasarruf ve faiz konusuna değinen ekonomik, ama oldukça basitleştirilmiş analiz yazmıştım. Dünkü yazımı okumanızı tavsiye ediyorum. Bugün de konuya devam ederek bitireceğim.

Ekonomide her sorun iki taraflıdır. İktisatçılar örneğin fiyatın oluşumunu arz ve talep diye iki farklı etkene bağlarlar.
Sonuçta faizin yüksekliği tezi, kredi için fon arzının düşük ve yatırım için kredi talebinin de yüksek olması demektir.
Başka bir ifadeyle, krediye dönüşecek tasarrufun piyasa miktarının düşük olması da, tasarruf arzının fiyatının düşük olduğu anlamına gelir. Bu nedenle de dün biraz daha detaylı anlattığım gibi, tasarrufçu faiz düşükse, yani getiri azsa tasarruf etmez, tersine harcama yapar.
Yatırım için kredi talebinin yüksek olması da faizin yükselmesinin nedenlerinden biridir.
Fon maliyetinin de aslında nominal faizle değil, reel faizle değerlendirilmesi gerekir. Reel faiz demek de kabaca faiz eksi enflasyon demektir.
Ekonomisi dengeli bir ülkede tasarruf oranı yüksek olur. Büyümek için yatırım yapacak bir ülkede de yatırım için kredi talebi yüksek olur.
Tasarrufumuzu artırmalıyız
Yani ülkede faiz nominal ve reel olarak öyle bir düzeyde olmalıdır ki, hem tasarrufu desteklemeli, hem de yatırıma fon bulabilmelidir. Ancak, faizin makul düzeyde olması hem tasarrufun arzının hem de kredi talebinin miktar olarak birbirinden çok farklı olmaması sonucunu gündeme getirebilir. Bu gerçekleşirse tasarrufla yatırım arasında denge var demektir.
Ama geliri düşük, büyüme gereksinmesi yüksek ülkelerde, tasarruf kıt, yatırım talebi ise aşırı yüksek olur. Ülkemizdeki durum budur.
Bir de kur riski var. İster bankalar, ister şirketler, ister kişiler olsun kur riski ülkenin başına beladır. Bu nedenle artık yabancı tasarrufunu kullanmaktan vazgeçip kendi tasarrufumuzu artırmak zorundayız.
Ortalıkta her zaman tartışma olacaktır. Enflasyon mu faizi yükseltiyor, faiz mi enflasyonu yaratıyor tartışması da önemlidir, ama hiç bitmez. Bu tartışma aslında hiçbir ülkede hiçbir zaman bitmez. Tasarrufçular faizin enflasyon yaratmadığını iddia ederler, yatırımcılar da enflasyon yarattığını!
Kişisel kanım enflasyonun ülkedeki genel arz ve talepten ve başka döviz kuru sorunu olmak üzere genel sorunlardan kaynaklandığı şeklindedir.
Son söz: Kendi ülkemiz insanının tasarrufunu artırması bizi dış aleme bağlı olmaktan kurtarır. Tasarrufçuyu üzmeyin! Tasarrufçu en az yatırımcı kadar kıymetlidir! Getiriler her iki taraf için de adil bir düzeyde olmalıdır.

<p>İsrail ordusu, Gazze'de içinde Amerikan merkezli haber ajansı Associated Press (AP) ile Katar mer

İsrail Gazze'de medya binasını bombaladı

Yer siyah, gök beyaz; şampiyon Beşiktaş!

Filistinlilerin evleri yerle bir oldu

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı