• $8,295
  • €10,0913
  • 489.861
  • 1444.87
23 Nisan 2016 Cumartesi

Yeni başkan ve para politikamız!

Merkez Bankası’na yeni bir başkan atandı. Türkiye hemen ikiye bölündü, çoğumuz yeni Başkan’ın icraatını bir süre beklemeden zaten peşinen lehte veya aleyhte değerlendirme yapmış ve karar vermiştik. Ben yeni Başkan’ı sadece gazetelerden tanıyorum. Lehte olanlar ve aleyhte olanlar yeni Başkan’ın icraatlarını bir süre beklemeli ve izlemeli. Ben şahsi değerlendirmemi Başkan’ın icraatına bakarak yapacağım.

Faiz konusunda ise toplumun fertlerinin büyük çoğunluğunun konunun tüm içeriğini bilemeden karar verdiğini düşünüyorum. Bu nedenle de iyice basitleştirilmiş ve kolaylaştırılmış bir faiz yazısı yazmanın faydalı olacağını düşündüm. Şimdi toplumu ikiye ayıralım. Bu bir basitleştirme. Bir yanda tasarrufçular olsun diğer tarafta da yatırımcılar. Yatırımcılar faizin düşmesini isterler. Tasarrufçular ise artmasını! Ancak dikkat edilmeli.
Bir nominal faiz var, bir de enflasyon düşülmüş reel faiz. Analizin reel faize bakılarak yapılması gerekir, reel faizi hesaplamanın da basit bir formülü vardır. Ama biz nominal faiz eksi enflasyon eşittir reel faiz diyerek hesabı iyice basitleştirelim.
Önce tasarrufçuların durumuna bakalım. Diyelim ki ben bu yıl gelirimden 100 lirayı tasarruf edeceğim. Ülkede de enflasyon, yuvarlak hesap olarak yüzde 10 olsun. O zaman bütün yıl tasarruf ettiğin 100 TL yıl sonunda satın alma gücü olarak yani enflasyon nedeniyle 90 liraya düşmüş oldu. Bu durumda benim 100 liralık tasarrufuma yüzde 10 faiz verilirse yeniden (yuvarlak hesap) yüz liralık satın alma gücüne dönüşür. Ama faiz de 10 enflasyon da 10 olduğu için ben reel bir kazanç sağlamamış olurum. Bu durumda da tasarruf yapmaktan vazgeçebilirim. Eğer beni tasarrufa teşvik etmek istiyorsanız, enflasyon on iken yüzde ondan fazla faiz ödemeniz gerek. Mesela yüzde 13 gibi. Bu nominal 13 ama reel yüzde 3 kadar bir kazançtır.

Yatırımcı düşük faiz ister

Yatırımcılar ise faizin düşük olmasını isterler. Hem nominal hem de enflasyon çıkmış reel faiz olarak, düşüklük isterler. Ancak kredinin faizinin de ucuz olması halinde yatırım makul bir getiri sağlayabilir. Kâr üretebilir.
Şimdi gelelim Türkiye’nin durumuna. Ülkenin milli geliri içinde toplam tasarruf yüzde on beş kadardır diyelim. Ülkemizde yatırım ise milli gelirin oranı olarak yüzde 20 diyelim. Bu durumda Türkiye her yıl milli gelirin yüzde 5 kadarı açık verecektir. Bu da milli geliri yuvarlak hesapla 800 milyar dolar olarak alırsak (gerçekte daha azdır) 800 milyar doların yüzde beş kadarı 40 milyar dolar gibi bir açık demektir. Unutmayın bu cari denge açığı değil. Tasarruf yatırım farkı. Bu durumda da kredi ile yatırım yapmak çok zor hale gelir. Bu nedenle dışarıdan borçlanmaya veya yatırımdan vazgeçmeye mecbur kalırız. Dışarıdan gelen para da genelde dövizdir. Döviz borçlanmak da oldukça risklidir.
Tabii bir de “impossible tirinity” denen “mümkünatsız üçlem” teoremi vardır. Bu teorem der ki eğer bir ülkede sermayenin ülkeye dışarıdan giriş ve çıkışı serbestse, , hem kur hem faiz kontrol edilemez. Sermaye girip çıkan ortamda sadece döviz kurunu veya faizi kontrol edebilirsin. Bu durumda da birçok ülke döviz kurunu piyasaya bırakır ve de faizi ve para politikasını da Merkez Bankası’na emanet eder. Bu yaklaşıma enflasyon hedeflemesi diyoruz.
Ama Türkiye bulunduğu bölgenin özellikleri nedeni ile dış ve iç siyasi gelişmelere esir düşen bir ülkedir. Bu nedenle de sık sık döviz kuru sorunu yaşar, TL değer kaybeder. Bu durumda Merkez Bankası, 2010 yılı sonunda kredi artışının yüzde 45 artıştan yüzde 15-20 artışa indirilmesini (yüksek artış giren yabancı fonlar nedeniyle) yani azaltılmasını gündeme getirmiş, ayrıca da koridoru geniş tutarak, politika faizi ay içinde sabit iken gecelik borçlanma faizinin artmasına izin vererek kuru sakinleştirmeye çalışmış ve de döviz rezervi birikimini de arttırmak için rezerv opsiyon mekanizması denen, TL mevduatın karşılık oranının Merkez Bankası’na döviz olarak yatırılabileceği ve hatta bunu teşvik için, karşılıklara faiz bile ödenebileceği yaklaşımını kanunlaştırmıştır. Başka türlü gariban Merkez Bankası döviz rezervini nasıl arttıracaktır ki.
Yarın basitleştirilmiş anlatımımıza devam edeceğiz! Merkez Bankası’nı anlamak istiyorsanız, izlemeye devam edin.

<p>Astrolog Özlem Recep, 'Kadro bekleyenler alanları ile ilgili olumlu olan süreçlerin içerisindeyiz

11 Mayıs Boğa Burcu Yeniayı'nın burçlara etkisi

Demir yoluyla taşınan bor, seramik ve mermer miktarı arttı

Bakan Karaismailoğlu, Trabzon'da inceleme ve ziyaretlerde bulundu

Osmaniye'de tarlada bulunan yaban kedisi yavruları bakıma alındı