• $7,481
  • €9,0909
  • 442.397
  • 1565.01
29 Mart 2016 Salı

Merkez Bankası’nı anlamak gerekiyor!

Merkez Bankası’nın ne yaptığını anlamaya çalışmak yerine, birçok kişi eleştiri bombardımanı yapmakta. Bu hiç de adil ve bilinçli bir yaklaşım değil.

Halbuki 1961 yılından bu yana Merkez Bankalarının para politikası yaklaşımlarının sorunları çok arttı. Çünkü Robert Mundell o tarihte bize gösterdi ki, eğer bir ülkede sermaye hareketi serbest ise, hem döviz kurunu hem de faizi kontrol edemezsin. Ya sermaye hareketini yasaklayacaksın ya da sermaye hareketi serbest ise, kur ile faizden sadece birini kontrol etmeyi seçeceksin. Buna “impossible trinity” yani “mümkünatsız üçlem” deniyor.
Global krizde gelişmiş ülkeler, ABD, İngiltere, AB gibileri, para politikasına yaslanmak ama kamu maliyesinde kemer sıkmak zorunda kaldılar. Çünkü kamu borçları çok yüksek durumda idi. Bu gerçek nedeniyle maliye politikasını gevşetmek tercihi pek kullanılamadı, aşırı doz para basma şeklindeki politika kriz ortamına karşı temel ekonomi politikası yaklaşımı haline geldi.
Kriz ortamında genişleyen likidite ile azan uluslararası sermaye hareketi ülkemize 2009 yılı sonrasında “bol kepçe” ülkemize de geldi. Merkez Bankamız TCMB de 2010 yılından sonra para politikası yaklaşımını değiştirmek zorunda kaldı. Finansal oynaklığa tepki verebilmek için sıra dışı bir para politikası uygulanmaya başlandı. Merkez Bankası para politikasını tek bir politika faizi üzerinden yürütmeyi bıraktı, bankaların kısa vadeli fonlaması için tek bir faiz kullanmak yerine, sıra dışı genişlikte bir faiz koridoru ve de fonlama politikası başladı.
TCMB’nin 2010'dan itibaren uyguladığı para politikasında geniş faiz koridoru ve de esnek fonlama politikası uygulanmaya başlandı. Geleneksel para politikasında koridor piyasa faizini politika faizine yakın tutmak şekilde açık piyasa işlemlerini ayarlamakta iken, 2010 sonrasında resmi olarak ilan edilen faiz oranları değiştirilmeden ve fonlama kompozisyonu değiştirilerek fiili kısa vadeli faizler ve de dolayısıyla para politikasının sıkılığı değiştirilebilir hale geldi. Bankaların kredi ve mevduat faizini ayarlamaları da fiili faizlerin yani BİST bankalar arası piyasa faizi ve de TCMB ortalama politika faizi tarafından belirlenmeye başladı. Hatta bankalar arası piyasa faizleri TCMB ortalama politika faizlerinden de daha fazla rol oynamaya başladı.
Biliniyor ki 2008-2009 krizinden sonra ortaya çıkan olağan dışı likidite ortamında FED ve ECB gibi önde gelen Merkez Bankaları için de fiili faiz ile resmi faiz arasında farklılıklar oluşmuştur. Sıfır faiz sınırına gelindiğinde FED tek bir faiz ilan etmek yerine bir hedef faiz aralığı ilan etmeye başlamış. Piyasada oluşan faizler uzun zaman bu aralığın alt sınırında gerçekleşmiş. ECB için de temel politika faizi ile bankalar arası piyasada oluşan faiz son yıllarda birbirinden farklılaşmıştır.
Sonuçta, son dönemde bankaların kredi ve mevduat fiyatlamasında fiili faizler daha belirleyici olmaktadır denilebilir. Araştırmalar gösteriyor ki, finansal aracılar, yani bankacılar da Merkez Bankası’nın dediğine değil, yaptığına bakmak zorunda kalmışlardır. Ama her kişinin olan biteni anlaması da pek mümkün değildir, anlamak uzmanlık ister, bilgi ister.

<p>Neslihan Atagül, Sefirin Kızı dizisindeki Nare karakterine can veriyordu. Atagül diziye veda etti

Neslihan Atagül'den ayrılık kararı... Haftanın Magazin Başlıkları'nda

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Gediz Deltası'nda kış kuşları kayıt altına alınıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Prof. Dr. Nur Vergin'in cenaze törenine katıldı