• $7,3746
  • €8,9326
  • 436.21
  • 1468.45
27 Mart 2016 Pazar

'Merkez'lerin davranışından roman olur!

Bugünden başlayarak önce ABD Merkez Bankası, sonra da Türkiye Merkez Bankası hakkında bazı önemli konulara değineceğiz. ABD medyasındaki bazı yorumlara açıklık getirmeye çalışacağız.

ABD’de Merkez Bankası'nın yaklaşımlarının perde arkası tabii zaman içinde medyaya dökülüyor. Aşağıda olayların bir özetini aktarıyoruz. Genelde ABD Merkez Bankası 'consensus driven' yani anlaşma ve uzlaşmaya hoşgörüyle bakan, ekip çalışmasına inanan bir kurum olarak bilinir. Ancak son dönemde,özetle de son altı ayda, Fed içinde görüş ayrılığı ve taraflara bölünme hissediliyor gibi.
FED Başkan Yardımcısı Stanley Fischer’in liderliğini yaptığı bir grup, klasik bir yorumdan hareket ediyor. Bu yoruma göre işsizliğin azalması, önce ücretlerin sonra da enflasyonun yükselmesine yol açar. 2015 yılının sonuna doğru işsizlik hızla azalmıştı ve yüzde 5 düzeyine inmişti. Bu durumda enflasyonun yukarıya doğru yükselmesi kaçınılmazdı. Ama fiyat ve ücretleri kontrol altında tutabilmek için de Fischer tarafı 'Önceden hareket edilerek faizler biraz yükseltilmeliydi' diyordu. Aralık ayında Fischer grubu FED toplantısına hakim olmuş ve de FED bu yaklaşım çerçevesinde gelecekte, 'federal funds rate' denen faizin 2016 sonunda 1.25-150 aralığına bile yükselebileceğini vurgulamaya başlamıştı. Aralık ayındaki faizleri yükseltme kararı oybirliğiyle alınmıştı ama gelecekte nelerin ne zaman yapılacağı konusunda bir ortak karar oluşamıyordu.
FED içindeki ikinci grup ise FED Yönetim Kurulu üyesi Lael Brainard tarafından yönlendirilmekteydi ve finansal piyasaların doğal yapısı ve de doların özel durumu da göz önüne alındığında Fed’in yavaş hareket etmesi görüşündeydiler. Faiz artışı aralık sonrası kuvvetle ve sık sık yapılırsa da ABD ve de dünyanın resesyona düşmesi olasılığı ortaya çıkabilirdi.
Mart ayındaki Fed toplantısında Brainard tarafı Fed’e hakim olmuş, ABD ile dünyanın gidişatı arasında büyük farklılık olmasının tehlikeli olacağı fikri duruma hakim olmuştu. Son yirmi yılda global tasarrufta gerçekleşmiş olan artış ve de gelişen ülkeler Merkez Bankalarının döviz rezervlerini arttırmış olmaları önemli idi. Ama yatırımın, bu tasarruf artışına rağmen artmış olduğunu söylemek mümkün değildi. Aralık ayında ABD’de şirketler faiz artışına rağmen şikayet etmemişlerdi.
Ama şimdi özellikle Çin’in durakladığı ve bazen sallandığı bir ortamda, sermaye daha sağlam yere bastığı ülkelere doğru hareket yaratmaktaydı. Nitekim 2015 yılı sonunda sermaye eve dönmeye, gelişen ülkelerden çıkıp ABD’ye gitmeye başlamıştı. Bu da doların değerini artırıyor, ülkenin parasının pahalılaşması da ABD ihracatını baltalıyor ve de büyümeyi frenliyordu.
Fed’in aralık kararıyla, şubat ayı arasında ABD hisse senedi borsası değerleri yüzde 10 azalmıştı, Avrupa ve Asya hisse senedi borsaları da düşmüştü. Ama Mart 2016 Fed yaklaşımı global hisse senedi fiyatlarını arttırırken, doların değeri de biraz azalmıştı. FED 2016 yılında sadece iki faiz artışı yapabileceğini söyleyince gelişen ülkeler de yeniden toparlanmaya başlamıştı. FED Mart ayında Brainard’ın yolunda gitmiş olsa da, gelecekte ne olacağı Dünya genelinde neler olacağına bağlı olacak. Yarın bizim Merkez Bankamızın faiz kararı konusunda düşündüklerimizi aktaracağız.

<p>Milli Savunma Bakanlığı, bir NATO uçağına ilk kez gece görevi esnasında havadan yakıt ikmali sağl

İlk kez bir gece görevi esnasında NATO uçağına yakıt ikmali yapıldı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları