• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
22 Ağustos 2014 Cuma

Gerçeklerin kısa bir özeti!

Aşağıda John Plender tarafından yapılmış bir global durum değerlendirmesinin özetini aktarıyoruz. Plender bizce oldukça gerçekçi global bir yorum veriyor.

Tahvil ve bono piyasalarının getirilerinin bugün hem ABD hem de Avrupa’da inanılmaz boyutta düşük hale gelmiş olmaları aşırı kamu borcunun servis edilmesini çok kolaylaştırdığı gibi ekonomilerin mali yapısının toparlanması için önemli boyutta “acı azaltacak şekilde “ ortam yarattı. Euronun değerinin düşmesi de Fransa ve İtalya gibi ülkelerin rekabet edebilirlik sorununu daha kolay bir düzeye getirdi.
Ancak gerçek şudur ki özellikle Avrupa ülkelerinin borç problemleri giderek kontrolden çıkabilir. Bu sorunun arkasında birinci neden olarak euro bölgesinin yaşadığı durgunluk yatmakta. Euro bölgesinin büyük ekonomilerinin hiç biri 2014 yılının ikinci çeyreğinde büyüyemedi. Hep çevredeki jeopolitik sorunlar bahane olarak ortaya atılsa da, aslında esas neden euro bölgesinde makro iç talebin son derece durgun olması.

Talep sorununu büyütüyor

Euro bölgesi bir para birliği. Para birliğinin güneydeki üyeleri, problemlerini çözmek için devalüasyon yapamaz durumdalar. Para birliği üyesi olanlar parayı devalüe edemedikleri için, rekabet gücü elde edebilmek ancak “iç devalüasyon” yani emeğin ücretlerinin düşürülmesi ile sorunlara yaklaşılmasını zorluyor. Bu da yetersiz talep sorununu büyütmekte. Diğer taraftan da kredinin de pek kullanılabilir olmaması bu ülkelerin vatandaşlarından birkaç kuşağının, inanılmaz boyutta genç nüfus işsizliği yaşaması sorununu gündeme getirdi.
Durum bu iken de birçok euro bölgesi ülkesinde hükümetlerin bütçe fazlası yaratmaları da gerekiyor. Yıllar boyunca birçok ülke faiz öncesi bütçede kemer sıkmak, yani dev faiz dışı fazla yaratmak zorunda kalacak. Bu nedenle maliye politikası da iç talebi artırmaya yardım edemiyor. Talebi artırmak komik bir şekilde ancak mali hedefleri ıskalamak , bütçe hedeflerini tutturamamak yoluyla elde edilebiliyor.
Para politikası ise Mario Draghi yönetimindeki Avrupa Merkez Bankası tarafından harekete geçirilemedi. Draghi özel durum önlemleri almak, ABD gibi “quantitative easing" uygulamak yönüne gitmeye de henüz pek gönüllü gözükmüyor. Birçok kişi ABD türü bir QE yaklaşımının da etkili olmayabileceği konusunda tezler ortaya atmaktalar.

ABD'nin hoşgörüsü azaldı

Euro bölgesi ekonomik modeli aşırı dozda ihracata dayalı bir model. Daha gerçekçi bir ifadeyle Avrupa’nın ihracatla ayağa kalkması şu andaki ekonomik ortamda ancak oldukça iyi durumda olan ABD’nin devreye girip ithalat yapmasıyla gerçekleşebilir. Ancak “Büyük Depresyon’dan” bu yana ABD’nin bu tür kurtarma operasyonlarına hoşgörüsü azalmış durumda. Diğer taraftan QE yaklaşımı doların euro karşısında değer kaybetmesini de getirdi. Şimdi ortaya çıkan bir diğer gerçek de ABD’nin ünlü okullarından MIT’nin ünlü bir iktisat Profesörü Barry Rosen‘in alenen ifade ettiği gibi, ABD askeri bütçesini GSYİH’nın yüzde 4.5 kadarından yüzde 2.5 düzeyine indirse, “evdeki” sorunlarının çoğunu ortadan kaldırmış olacak, içeride harcanmak üzere her yıl 75 milyar dolar yaratmış hale gelecek. Ama diğer yandan da müttefiklerini kendi kendileri korumak için askeri harcama yapmak üzere davranmak zorunda bırakacak. Üstelik ABD’de muhafazakârlar ile progressif görüşlülerin üzerinde anlaşabildiği tek konu da zaten bu askeri bütçe kısıntısı. Şu anda ABD askerleri bir kere daha Irak’ta yere basarak harekâta karışmamış olsalar ABD izolasyonizme angaje oldu demek bile mümkün olabilirdi.
Durumun genel özeti bu. Bu durum bizim ülkemizde de işleri zor hale getiriyor. Batımızdaki durgunluk bizim sorunlarımızı da, ekonominin yavaşlamasını gerektirerek büyütüyor. Gerçek bu!

<p>Bozkurt'ta selde hasar gören 10 katlı bina iş makinesiyle yıkıldı.</p>

Bozkurt'ta 10 katlı bina böyle yıkıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi

Sel felaketinin çevre sorunlarına da yol açan izleri 3 aydır silinemedi

Cevizi 1 gece suda bekletip içerseniz... Faydasını bir bilseniz