• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
13 Aralık 2010 Pazartesi

Geleceğe bakalım!

Geçen hafta İstanbul Sanayi Odası'nın yıllık Sanayi Kongresi'nde konuşma yapan Harvard Üniversitesi Uluslararası Kalkınma Merkezi Direktörü Prof. Ricardo Hausmann, Türkiye'nin ihracat ürünleriyle ilgili üretim dönüşümünün ve coğrafi pazar çeşitlendirmesinin çok etkili ve çarpıcı olduğunu vurguladı ve ilginç benzetmeler yaparak şöyle dedi: 'Siz ormanda her yere sıçrayan maymunlar gibisiniz (ihracatçıların coğrafi pazarda her yere gitmelerinden bahsediyor). Sizi tebrik ediyorum. Ürün ormanı içerisinde üzerine atlayabileceğiniz çok ağaç bulunuyor! Üretimde çok iyi bir durumdasınız, çünkü bulunduğunuz yerin yakınında da 'üzerine atlayabileceğiniz' birçok ağaç var.
Geçmişe bakarsak, hep sanayileşme hayal ettik, sanayi de hızla büyüdü. 1980 sonrasında ihracat büyük hamle yaptı, ihracatın yüzde 80'i aşan kısmı sanayi ürünü oldu. Ama bu son krizde bir kere daha farkına vardık ki ihracat da bağımlılıktır, çünkü senin ihracat yaptığın ülkeler battı mı, sen de batıyorsun. Şimdi düşünmemiz gerek. 2008-2009 krizinden neden hızla çıktık. Birincisi finans kesimi felaketini, erkenden  2001 yılında yaşayıp finans kesimini tamir ettiğimiz için, finans bu sefer başımıza bela olmadı. Üstelik, Türkiye hem ihracatta aktif bir ülke olduğu için ve hem de iç pazarı kuvvetli olduğu için, içerideki tüketimin artması ile 2010 yılında Avrupa'nın yıllık reel büyüme şampiyonu olduk. 2010 için  hükümet yıllık yüzde 6.8 reel büyüme planlasa da, IMF yüzde 7.8 ve OECD sekizden de büyük reel büyüme bekliyor. Demek ki iç pazarın büyüklüğü önemli imiş. Ekonomide dengeli büyüme önemli imiş. Halbuki bana 1962 sonrasında okuduğum Mülkiye'de 'dengesiz büyüme' anlatıldığını hatırlıyorum. Şimdi biliyoruz ki, bu krizde Türkiye ayakta kaldı ise büyük çapta ihracatçıların batan Avrupa pazarlarından Asya, Afrika ve Latin Amerika'ya ve Ortadoğu'ya sıçramaları sayesinde önemli ölçüde ayakta kaldı. İç pazar sayesinde de Avrupa büyüme Şampiyonu oldu. Türkiye'nin gerçeği reel büyüme daraldığı zaman cari açığın küçülmesi, bütçe açığının büyümesi. Fakat ekonomi toparlanıp reel büyüme arttığı zaman da artan vergi hasılatı sonucu bütçenin toparlanması fakat cari açığın tekrar büyümesidir. Bu yapısal bir durum. Altında da tasarruf zafiyetimiz yatmakta.
Şimdi geleceğe bakalım. Aşağıda çeyrekten çeyreğe mevsimsel düzeltme yapılmış büyüme oranları gösterilmekte. Net ihracatın (ihracat ithalat farkı) negatife dönmesi ve kamu harcamalarındaki artışın durması ile birlikte büyüme üçüncü çeyrekte hız kaybetti. İhracatın dördüncü çeyrekte artacağını ve büyümeye arttırıcı yönde katkı yapacağını tahmin ediyoruz, ancak ithalatın yüksek artış hızı düşmezse, net dış talebin etkisi zayıf kalabilir. Kamu harcamalarında ise son çeyrekte beklediğimiz artış gerçekleşirse bu büyümeye ivme katacaktır.
Türkiye önümüzdeki dönemde de iç talebe bağlı büyümesini sürdürecek. Büyüme oranını etkileyen en önemli faktör ise dış ticaret. İhracatta artış olmayan dönemlerde, artan tüketimin ithalat üzerindeki ivmelendirici etkisi de göz önüne alındığında, büyüme arzulanan düzeylere ulaşamıyor. Bu da iç talep canlı olsa dahi, Türkiye'nin büyüme hızının ve istihdam yaratma potansiyelinin ihracat sektöründeki gelişmelere bağlı olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde iç tüketim talebinde bir yavaşlama olması durumunda, dış talebin de küresel kriz nedeniyle düşük seyrettiğini, Türk Lirası'nın da değerli kalmaya devam edeceğini göz önünde bulundurursak büyüme hızında belirgin bir yavaşlama ortaya çıkabilir. İhracatçılar bir an evvel kur değişikliği talebini rafa koyup, verimliliğe odaklansalar iyi olur.
Bu dönemin riskleri arasında birinci sırada Avrupa'da kötüleşme sayılmak zorunda. Avrupa sallanırsa bu bizim ihracatı baltalar. İkincisi, adım gibi biliyorum ki, sorunlu Güney Avrupa ülkeleri Portekiz, İspanya, İtalya, Yunanistan gibileri turizmde fiyat indirerek turizm paylarını artırmaya çalışacaklar. Turizm bizim için de çok önemli şimdiden tedbir almamız gerek. Üçüncü çeyrekte yavaşlayan mevsimsellikten arındırılmış büyüme verilerinin artan sanayi üretimi ivmesi ile dördüncü çeyrekte de artmasını bekliyoruz. 2011 reel büyümesi ise normalleşme sergileyecek ve yüzde 5 civarında bir düzeye geri dönebiliriz.
 GSYH : Çeyrekten çeyreğe büyüme (TÜİK)

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Yeni varyant hızla yayılıyor... Kovid geçirip, tat ve koku kaybı

Beynimizin parmak izi, hastalıkları veya kişileri tanımak için kullanılabilir mi?

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!