• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
7 Aralık 2010 Salı

AB'nin durumu karışık!

Geçtiğimiz hafta perşembe ve cuma Avrupa'da kaos vardı. Avrupa'nın büyük ülkelerinin liderleri, Avrupa'da yapılabilecek şeylerin bir listesini çıkarmışlardı. Bu satırları sürekli okuyanlar bizim fikirlerimizi biliyorlar. Avrupa'ya federal hükümet gerek!
Para Birliği veya 'Currency Union' sistemi bazı avantajlara sahiptir, ama ciddi dezavantajları da vardır.


Para birliğine giren ülkeler, tek para sisteminde devalüasyon yaparak ve bu yolla kaybettikleri rekabet gücünü geri kazanma hakkına sahip değildirler. Yani ihracatlarını arttırarak büyüme sağlayamazlar.

Para politikası bir merkezden yapıldığı için de ülkelerin ihtiyaçlarına göre para politikası yapmak da pek mümkün değildir.Ayrıca işgücü piyasası esnek olmayan yerde işsizliği ortadan kaldırmak zordur.

Böyle bir durumda AB ortak maliye politikası da kullanılamaz. Avrupa millet devletlerden oluşan ama federal yapısı olmayan pseudo bir birlik, yarım bir birliktir. Çünkü Avrupalılar milliyetçilikten vazgeçmezler.

5 FARKLI ALTERNATİF VAR
Delors komitesi tarafından bu durumda konulan yüzde 3 bütçe açığı, yüzde 60 borç oranı, düşük faiz ve düşük enflasyon kuralları, yani stabilite ve büyüme paktı da, 2003 yılında Fransa ve Almanya'nın kuralları çiğnemesi ile şehit olmuştur. Şimdi Yunanistan, İrlanda, Portekiz, İspanya, İtalya, Romanya, Belçika gibi ülkelerin piyasaların merhametine kaldığı bugünkü ortamda ne yapılabilir?

Financial Times yapılabilecekleri sıralamış.
Birincisi, Avrupa Merkez Bankası piyasadan sorunlu ülkelerin bonolarını alarak faizleri düşük likiditeyi yüksek tutar. Bu ABD'nin QE politikasını izlemek demek. Almanya buna karşı çıkmakta.
İkinci alternatif yardım fonunu acilen ve hızla arttırmaktır. Almanya buna da karşı çıkmakta.
Üçüncüsü, AB ülkelerinin birleşip tüm AB ülkelerinin imzasını taşıyan euro cinsinden bonolar çıkarmasıdır. Lüksemburg Başbakanı Jean Claude Juncker bunu öneriyor. Bu yaklaşım borçlanma faizlerini düşük tutup piyasaları sakinleştireceği için iyi bir alternatiftir. Ancak Almanya ve Fransa iç siyasi nedenlerle bu tür bir çözüme de yanaşmamaktadır.


Dördüncü alternatif bizim sonunda gerçekleşeceğini düşündüğümüz federal çözümdür. Yani ABD'de olduğu gibi AB içinde de ortak maliye politikasının kurulmasıdır. Ben bunun er geç yapılmasına geçileceğini düşünüyorum. Ama tabii bu yaklaşım, yapı değiştirmeyi gerektiren bir uzun vade önlemidir.


Beşinci alternatif ise 'doomsday scenario' yani felaket senaryosu olarak adlandırılıyor. Yani euro tek para sistemi çöker, AB dağılır, her koyun kendi bacağından asılır. Bu acılı çözüm sadece AB değil tüm dünya için global bir felaket demektir.
Bunun bir doz hafifi ya sürüngenlerin parasal birlikten çıkması veya iyi durumdakilerin birlikten çıkması gibi eş kötülükte alternatifler de olabilir.


EKONOMİSTLER NE DİYOR?
Peki şu anda AB'nin 'baba' ülkeleri ne yapıyor?
Onlar yukarıdaki alternatiflerden ikinciyi gönülsüz de olsa gerçekleştirmekte ve bir numaralı alternatifi de ek olarak gerçekleştirmeye başlamaktadırlar.
Ama bu paketler işler mi?
Bu arada çeşitli 'baba' iktisatçıların görüşleri de ortalığa dökülüyor. Kurtarma paketi, konan şartlar nedeniyle kurtarılmaya çalışılan ülkelerde büyüme değil daralma yaratacaktır yargısı ortalıkta yaygın. Avrupa'nın en hatırı sayılır ekonomistlerinden De Grauwe sorunlu hükümetlerin harcamayı kısma şeklindeki şartlara muhatap olmaları nedeni ile daralmanın kaçınılmaz olduğunu vurgulamaktadır.


University of California'dan Barry Eichengreen ise 'Handelsblatt' adlı Alman medyasına verdiği mülakatta, 'Yardım programları hiçbir çözüm getirmiyor, sadece tenekeyi ayağı ile daha ileri itiyor, yüzde 130 oranına yaklaşmış kamu borç oranları bir gıdım bile aşağıya indirilmiyor. İyileştirme sağlamayacakları gibi kötüleştirme de getirecekler gibi gözüküyorlar' diyor.


Şu anda Citigroup başekonomisti olarak görev yapan ama Yale Üniversitesi, London School of Economics'te hocalık yapmış ve teorik borç sürdürülebilirliği modelinin yaratıcısı olan ve İngiltere Para Politikası Komitesi'nde de görev yapmış, Hollanda kökenli Willem Buiter ise 'İrlandanın şu andaki durumda banka ve finans sisteminin kamu tarafından sahip olunması nedeni ile 'de facto müflis' olduğunu, Yunanistan ve Portekiz'in ve hatta İspanya'nın da benzer durumda olduğunu' söylüyor.
Bu değerlendirmeler ışığında varılan yargı, 2013 sonrası bir dizi ülkede borç yeniden yapılandırma olayı yaşanacak ve piyasaları sinirlendiren de bu yöndeki değerlendirme diye düşünmek de doğru olmalı. Bakalım sakinleşebilecek miyiz?

<p>Şişli Ermeni Kabristanındaki anmaya Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kartoğlu ve Kült

Markar Esayan'a vefa... 'Bugüne kadar geri adım atmadı, Markar yalnız değildir'

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi