• $7,2993
  • €8,7725
  • 403.447
  • 1533.03
27 Kasım 2010 Cumartesi

İki ay kala bütçe!

Geçen yılın ekim ayında 2.4 milyar TL olan bütçe açığı, bu yılın aynı ayında 1.8 milyar TL'ye düşmüş. Bunun sonucunda da on iki aylık hareketli toplamda eylül ayı sonunda 32.7 milyar TL olan açık ekimde 32.1 milyar TL'ye gerilemiş.

2010 tasarısında bütçe açığı hedefi 50.2 milyar TL olarak belirlenmiş, geçen ay Maliye Bakanı'nın sunumunda açık tahmini 44.2 milyar TL'ye çekilmişti. İlk on ayda açık 23.1 milyar TL'ye ulaştı. Kalan iki ayda devasa açıklar verilmezse, Maliye Bakanı'nın tahminlerinden iyi bir görüntü ortaya çıkacak.

Ekim ayındaki düzelmede en önemli faktör faiz ödemelerindeki azalma. Faiz dışı fazla ekimde 0.4 milyar TL olmuş. Geçen yılın aynı ayında bu rakam 2.3 milyar TL idi. Ancak, geçen yıl ekim ayında 1.9 milyar TL civarındaki özelleştirme gelirleri ve transferleri geçici kabul edip düzelttiğimizde faiz dışı fazlanın değişmediğini görüyoruz.

2001 sonrasında borç çevirme dinamiklerindeki alışkanlıklardan dolayı faiz dışı fazla önemli bir göstergeydi. Ancak Türkiye'nin artık kamu borcu sürdürülebilirliği gibi bir problemi kalmadı. Kamu borcu yüzde 40-45 civarında. Yunanistan, İrlanda, Portekiz ve İspanya'ya göre son derece risksiz bir konumdayız. Bu nedenle faiz dışı fazla yerine toplam bütçe açığına bakmamız gerekiyor.

Buna bağlı olarak faiz ve faiz ödemeleri uzun vadede sürekli düşüyor. 2001 sonunda ikincil piyasada gösterge faizler yüzde 70 civarındaydı. Bütçedeki faiz giderleri de GSYH'nın yüzde 21'i düzeyindeydi. Gösterge faiz oranı 2004 sonunda yüzde 20 düzeyine indi. Faiz ödemeleri de GSYH'nın yüzde 11'ine geriledi. Gösterge faizler son dönemde tarihinin en düşük seviyelerine geriledi ve bir aydır yüzde 8'in altında seyrediyor.

Bütçenin detaylarına baktığımızda, faiz ödemelerindeki iyileşmenin bir kısmının yatırım ve personel alımına kaydırıldığını görüyoruz. 2011 seçimleri düşünüldüğünde bu sürpriz değil. Önümüzdeki dönemde de faiz dışı harcamalarda göreceli artışlar görebiliriz. Ancak bütçe genelinde hem 2010 hedefi hem de tahminlere göre olumlu bir tablo söz konusu.

Ertelenen mali kural tasarısına göre, uzun dönem bütçe açığı hedefini yüzde 1 aldığımızda, 2010 sonunda bütçe açığının yüzde 3.4 olması gerekiyordu. Ekim verilerine göre, son on iki aylık bütçe açığının GSYH'ya oranının ise yüzde 3 olduğunu hesaplıyoruz. Yani veriler mali kural göstergelerine göre daha sıkı bir mali disipline işaret ediyor.

Ocak-ekim dönemi Merkezi Yönetim Bütçe gerçekleşmeleri
Gelirler 206.9 236.8 252.8 87.4 18.0 8.4
Vergi gelirleri 170.4 193.3 210.2 88.1 22.5 12.5
Vergi dışı gelirler 36.5 43.5 42.6 84.0 0.8 -7.4
Harcamalar 230.0 287.0 297.0 80.2 5.2 -3.4
Faiz dışı harcama 188.6 230.2 247.5 81.9 12.0 2.8
Personel 61.7 71.5 73.2 86.4 16.2 6.7
Mal ve hizm. al. 19.3 25.2 29.4 76.5 -2.8 -10.8
Cari transferler 84.7 102.2 104.7 82.9 9.9 0.9
Sos. Güv. aç. fin. 48.2 58.9  81.7 4.6 -3.9
Diğer harcamalar 22.9 31.4 40.2 72.9 25.0 14.7
Faiz dışı denge 18.3 6.6 5.3  279.5 161.6 141.7
Faiz harcamaları 41.5 56.8 49.5 73.1 -17.5 -24.2
Genel denge -23.1 -50.2 -44.2 46.1 -46.5 -51.0

Son olarak yukarıdaki tabloda 2010 yılına ilişkin ilk on aylık bütçe gerçekleşmelerini karşılaştırmalı olarak özetliyoruz. Tabloda enflasyona göre ayıklanmış yıllık değişim oranlarına dikkatle bakıldığında, vergi gelirlerinin reel yüzde 12.5 oranında artarken, faiz dışı harcamaların reel yüzde 2.8 oranında arttığını, faiz harcamalarının da reel yüzde 24 oranında azaldığını görüyoruz. Bu oranlar aslında bütçe disiplinindeki son görünümü de özetliyor.

<p>Türkiye, adı sonradan 'post-modern darbe' olarak konulan müdahaleyle 24 yıl önce tanıştı. Peki, b

28 Şubat bitti mi? 28 Şubat'ın dinamikleri neler?

Çorum'da 7 bin 291 litre sahte içki ele geçirildi

İstanbul'da yüzde 50 kapasiteyle kafe ve restoranlar ilk müşterilerini aldı

Yeni normalleşme süreciyle okullarda yüz yüze eğitim başlandı! İşte ilk kareler