• $7,5269
  • €9,018
  • 409.943
  • 1538.04
29 Kasım 2010 Pazartesi

Almanya çenesini tutamıyor!

Ümit ediyorum ki birkaç güne kadar tablo kesinleşmiş olur ve ben de durumun teknik özetini ve gelecekte neler beklenmesi gerektiğini okurlarıma aktarabilirim. Ancak bu kurtarma operasyonu Türkiye için önemli. Çünkü biz Avrupa'ya endeksli bir ekonomiyiz. Birleşme heyecanımız giderek azalsa da, ihracat ilişkilerimiz çok önemli boyutta. Ama diğer tarftan da hatırlayalım. 2008-2009 krizinde Avrupa'ya olan ihracatın toplam ihracat içindeki payı yüzde on puan azalmış, buna karşılık  Asya, Afrika ve Ortadoğu'ya olan ihracatımızın toplam ihracat içindeki payı yüzde 10 puan kadar artmıştı. Çünkü Avrupa sorunlu idi, ama Asya, Afrika ve Ortadoğu kriz ortamında daha sağlam durumdaki ülkelerden oluşuyordu. Şimdi Almanya toparlandı, ama bu sefer de Güney'deki zayıf AB ekonomilerinin sorunları ortaya çıktı. Adı sayılan ülkeler sadece bütçe açığı ve borçlarını finanse etmek ve sorunlarını erteleyerek daha kolay çözmek için çıkardıkları bonoları satın alanları tatmin edici önlem almak zorunda değiller. Esas tatmin etmeleri gereken, resmi faturanın büyük kısmını yüklenecek Almanya. Ama diğer taraftan her şeyin arkasında (Kısa vadeli kredilerle olsa da burardaki sorunlu bankaları finanse eden Avrupa Merkez Bankası'nın arkasında da) Almanya var. Almanların hissiyatı ise, Bild'in manşetindeki 'Önce Yunanistan, sonra İrlanda ve sonra diğerleri.... galiba Avrupa'nın bütçe açıklarını biz kapatacağız!' türü ibarelerle açığa çıkıyor. Alman Şansölyesi Angela Merkel ve Maliye Bakanı Wolfgang Schaeuble Alman seçmenlerinin kurtarma operasyonlarına karşı hissiyatının farkındalar! Kısa süre önceki yerel seçimde seçmen hissiyatı zaten ortaya çıkmış, oy kaybetmişlerdi. Aslında büyük  hukuki bir engel de var. 1992'de ekonomik ve parasal birliğin çerçevesini belirleyen Mastricht Anlaşması imzalanırken Almanya Anayasa Mahkemesi anlaşmayı 'ekonomik kurtarma operasyonları olmaması' şartı ile kabul etmişti .Merkel ve Schaeuble iki önemli noktada ısrarcı.

Birincisi, AB anlaşmaları değiştirilmeli ve 'finansal stabilite yardımı' konusundaki yardım düzenlemeleri geçici statüden çıkarılarak  kalıcı hale getirilmeli diyorlar. Çünkü eğer bu düzenleme yapılmazsa ve yardım yaklaşımı kalıcı hale getirilmezse, kurtarma fonu 2013'te sona erecek. Ama öyle gözüküyor ki yukarıda adı sayılan yardıma muhtaç ülkelerin sorunları 2013'te bitmemiş olacak. Ancak yardımın finansmanı için çıkarılacak borç senetlerini alacak olanlar veya sorunlu ülkelerin eskiden gelen borç senetlerini tutanlar bu tür anlaşmaların uzun zaman aldığını Lizbon anlaşması için geçen yılların deneyiminden bilmekteler. Yardım şablonunun kalıcı olması Merkel ve Schaeuble'yi rahatlatacak, hukuki süreç ile geçecek zaman ise özel taraftaki finansörleri ve piyasaları tedirgin edecek.

Ancak sorunlar bu talep ile bitmiyor. Merkel ve Schaeuble  kurtarmada borçlar yapılandırılırken, özel yatırımcıların da kayıp ve zararlara önemli ölçüde dahil edilmeleri şartını koymakta ısrarlılar. Burada özellikle Merkel, iç siyasete hitap ettiği zaman pek düşünmeden  konuşmakta. Örneğin Merkel Euronun durumu çok çok zor (!) şeklinde beyanat verirken, Schaeuble de ortak paramız tehlikede (!) türü bir beyanat 'attırmıştı.' Merkel'in (ve Sarkozy'nin)  yaklaşımlarının bazen ne kadar ölçüsüz ve pervasız olabileceğini AB ve Türkiye konusundaki  sözleri nedeniyle biliyoruz. Bu sefer durum farklı. Bu konuşmalardan sonra  Avrupa Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy açıkça belirtti ki, 'Şu anda esas risk euronun yok olması!' Ve ekledi, 'Bilin ki eğer euro yok olursa, Avrupa Birliği de yok olur!'

<p>İnsanların, hayatı boyunca kilosunu sağlıklı bir düzeyde tutabilmesi kalbin de ilerleyen yaşlarda

Kalp hastaları dikkat! Fazla kilolar kalp sağlığımızı nasıl etkiliyor?

Kahramanmaraş'ta 3 mahalle karantinaya alındı

Türkiye'deki yaban hayatı fotokapana yakalandı

Güneş patlamalarının kaynağı ilk kez belirledi